• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Siyaset Seline Kapılmadan

16 Haziran 2021


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Siyaset seline kapılmanın telafisi de tedavisi de zordur. İnsanın yakasına ve cüzdanına yapışınca, kişinin maddi-manevi tüm değer yargılarını abluka altına alıyor.

Tabi bu söylediklerim, siyasetçi olmadığı halde siyaset seline kendisini kaptıran ve seçimden seçime benimsediği partiye oy vermekten başka yapabilecek bir şeyleri olmayanların dikkatini çekmek içindir.

Siyasetçiler için siyaset seline kapılışlarını yazacak olsam, el içine çıkacak halleri kalmaz. Görünen yüzleriyle görünmeyen yüzlerine dünyanın ömrü yetmez. Geçelim.

Bugün daha insani ve daha ideal olan kısa bir seyahatimden söz edeceğim ve siyasetin girdaplarına dalmadan da yaşanabileceğini anlatmaya gayret edeceğim.

Hafta sonu, Allah’ın sergi salonu gibi her türden güzelliğini-nimetini ikram ettiği Yalova’nın köylerinden birinde ikamet eden kadim dostlardan İbrahim ve Fatma Çetin ailesine konuk olduk ve siyaset başta olmak üzere, insanın zihnini kirleten meselelerden uzak iki gün geçirdik.

İnsanoğlu topraktan yaratıldığı için midir veya başka sebeple midir bilemiyorum ama çıplak ayakla toprağa veya çimlere basıldığında bile insan bir anda zihni ve ruhi rahatlama yaşıyor.

Eğer inanç manzumenizin içerisinde, yürekten şükretmek ve hamd etmek gibi bir samimiyete sahipseniz, çapalanması gereken ayrık otlarına dahi hor bakamıyorsunuz.

Siyaset insanı öyle bir “buyurganlık” kıskacına alıyor ki; bırakın tabiatı, hayvanatı, insanın insana bakışını bile suni ve menfaat odağına esir ediyor.

İşte bu odağın esaretinden kurtulmak için kişinin; özüne-fıtratına-inancına-ahiret ve dünya dengesine, siyasi ve dünyevi menfaatlerinden değil; topraktan, doğadan bakması gerekiyor.

İrfan geleneğimizin vazgeçilmezi olan “ikram” kültürü, şehirlerde özünü kaybetse de Anadolu’da hala karşılığını buluyor ve Allah rızası merkezli devam ediyor.

Dalından dut yemeyeli 40 yıl, dalından kiraz yemeyeli 30 yıl, toprağa çıplak ayakla basıp, bağ ve bostan çapalamayalı 20 yıl olmuş.

Çetin ailesinin ve Özkaymaz ailesinin bahçelerinde, seneler sonra çocukluğumun ve gençliğimin geçmişini hatırlayınca anladım ki, heba edilen ömürlere ben de katılmışım.

Kaybettiklerimizi fark edemeyecek kadar dünyaya daldığımızı, betonlaşmış şehirlerden çıkıp; toprakla, tabiatla buluşunca anlıyor insan.

Elbet yeni bir şey söylüyor değilim. Birçoğumuz laf bazında, bir kısmımız yaşayarak bu gerçekleri biliyor ama nedense kısa sürede unutup gidiyoruz.

Şehirlerdeki hayatlar artık gittikçe insanı kalabalıklar içerisinde yalnızlaştırıp, hırsa ve hazza boğuyor. Bu hırs ve haz arzusu, insana frene bastırmıyor ve “dur” dedirtmiyor.

“Yeter” denildiğinde de zaten duranın durduğundan haberi olmuyor. Tanıdıkları, dostları var ve akrabalık bağları canlılığını koruyorsa, onlar tarafından geldiği toprağa defnediliyor.

Ezcümle:

Şehir hayatında insanın insana yükü gittikçe ağırlaşıyor ve çekilmez oluyor. Özgürlük sandığımız hayatlarımız öyle dar alanlara sıkışmış ki, bencilleşmemizi hürriyet sanıyoruz vesselam. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23