• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Şiirle Savunulan Vatan Adakale (2)

11 Haziran 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Şiirle Savunulan Vatan Adakale (2)

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Adakale’nin garip bir tarihi hikâyesi var. Dersimiz tarih olmadığı için dikkate değer noktaları paylaşmaya çalışalım.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos Antlaşmasının 3. maddesi gereğince Osmanlı Devleti’nin Adakale’yi boşaltması öngörülse de bu hüküm, adanın kime bırakılacağına karar verilemediği için yerine getirilemez.

Daha sonra imzalanan Berlin Antlaşmasında da adanın siyasi statüsü unutularak kimde kalacağı belirlenemez.

Ada, Macarlar tarafından 1 Ağustos 1914’te bir bildiriyle işgal edilse de I. Dünya Savaşı sonuna kadar her şeye rağmen ada, fiilen Osmanlı hâkimiyetinde kalır.

4 Haziran 1920 tarihinde imzalanan Trianon Antlaşmasıyla adanın Romanya’ya verilmesi kararlaştırılır fakat Türkiye tarafından kabul edilmez.


 24 Temmuz 1923’te Türkiye Devleti fiilen elinde bulunduramadığı Adakale’yi, yalnızca alt komisyon tutanaklarında Romanya’ya bırakır.

1967’te başlayıp, 1972’de Avrupa’nın ikinci büyük hidroelektrik santralinin açılması ve barajdaki suların yükselmesiyle Adakale, asırlık hatıralarıyla sulara gark olur.

Baraj yapılma kararından sonra, 1968 yılında ada halkının göçü başlar. Türklerin bir kısmı Romanya Dobruca bölgesine göç ederken, büyük bir kısmı da Türkiye’ye göç eder.


*


Tarihi yapanlar yazmaz denilir, yapılan tarihi yaşayanlar yazsa gerek. Adakale pek çok yabancı seyyahın ilgisini çeker ve sulara gömülmeden önce özellikle Türklerin; örf, adet, gelenek ve inanç değerleri üzerine araştırmalar yapılarak, kültürel tarihi yazılır.

Kayıtlara göre Adakale; camisiyle, pazaryeriyle, küçük dükkân ve çarşılarıyla, kahvehaneleriyle tam bir Türk kasabasıdır.

Yine seyyahlara göre 1960’ların sonlarına kadar adada yaklaşık 1.000 Türkün yaşadığı belirtilmektedir.

Yani Adanın kültürel ve mimari yapıları, yüzölçümüne oranla çok daha büyük bir tarihi miras olarak suların altında yatmaktadır. Bir not daha:

II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra, Adakale halkı İstanbul’a temsilci göndererek Meclis-i Meb’usan’da temsil edilme hakkı kazanır ancak Birinci Dünya Savaşı sonrasında durum değişir.

Asırlardır Osmanlı’nın Avrupa’da varlığını sürdüren ada, Balkanlar’da kaybedilen son Türk toprağı olarak tarihe geçer.



*

Şimdi gelelim en önemli nota:

Adakale’deki camiye Cennet Mekân II. Abdülhamid Han, 1908 yılının başında, bugün Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylara bağlı Hereke Halı Fabrikasında halı dokutturarak gönderir.

Bu tarihi halı, şehir sulara gömülmeden önce Türkiye yetkilileri tarafından oradan alınarak Köstence’deki Kral Camiine getirilir.

Söz konusu halıyı gördüm. Halen Kral  Camiindedir. 144 m2 ve 490 kg ağırlığındaki halı, küçük kısmı açık geri kalan kısmı dürülü şekilde camide durmaktadır.

Restorasyonu için TİKA tarafından Türkiye’ye getirilme çalışmaları neredeyse bir yıldır sürmekte imiş ama Rumen yetkililer galiba biraz ağırdan almaktalar.

Ezcümle:

Durum yine saygıdeğer Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a arz olunur. Ayrıca restorasyon sadece Türkiye’de yapılabilir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23