• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
24 Ocak 2020

Oturma odası

 

Evlerimiz mahremiyet sahamızdır. Evlerimizdeki mahremiyet alanlarımızı, bizim dokunamadığımız ama onların bize maddi-manevi dokunduğu kötülüklerle doldurmaktayız.

Kendimizi kandırdığımız gibi çevremizdekileri de aldatmaktayız. Gördüğümüz hiçbir görüntü, işittiğimiz hiçbir ses kaybolmaz ve sürekli yaşar.

Ayrıca evlerimizdeki aile bütünlüğünün sağlandığı mekânlardan birisi de oturma odasıdır. Oturma odası ev halkının birbiriyle sohbet ettiği, ailevi meseleleri konuştuğu yerdir.

Maalesef oturma odası irfanımızı kaybettik. Evlerimiz apart otele dönüştü. Aile bireyleri arasında adına “özgürlük” denilen garip bir kopuş yaşadığımızı fark edemiyoruz.

Televizyon başta olmak üzere diğer teknolojik aletlerle gözlerimize, kalbimize, yüreğimize, duygularımıza, düşüncelerimize davetsizce girenlere dur diyemiyoruz.

Büyükler küçüklere söz söyleyebilmek için kırk kere gırtlağını temizlemek zorunda kalıyor ve kırmadan, dökmeden neyi nasıl söyleyebilirim diye iletişim işkencesi çekiyor.

…………………..

Oturma odalarından sonra birlikte ailece akşam sofrasına oturma erdemimiz de kayboldu. Oysa aile bütünlüğü açısından akşam yemeğinde bir araya gelmek hikmet dolu bir örftür. Çokbilmişler diyorlar ki;

-“İstanbul ve diğer büyük şehirlerde herkesin aynı saatte eve gelmesi imkânsız, akşam yemeğinde nasıl bir araya gelinecek?”

Haklılar! Yalnız böyle diyenler ya baba veya anne değiller. Veya daha da önemlisi aile mefhumu nasıl muhafaza edilir onun farkında değiller.

Elbet herkes aynı saatte okula, işe gitmeyebilir, erken gelmeler, geç gelmeler sebebiyle akşam sofrasına hep birlikte oturulmayabilir. Eyvallah!

Peki, hep bir araya gelindiğinde televizyonlara göz dikmek yerine, cep telefonlarına gömülmek yerine, aile üyeleri birbirleriyle yarım saat, kırk beş dakika sohbette mi edilemez?

……………….

Mesela; “Her akşam evlerinde bir araya gelen ve sohbet eden ailelere ayda 1000 lira verilecek” denilse, eminim birbirlerinin büyüdüklerini dahi görmeyen binlerce aile bir araya toplaşacak hatta bir sürü de sahte aileler oluşacaktır.

Yanlış mı? Allah R. Tayyip Erdoğan’dan razı olsun. Torun bakım parası yüzünden nice anneler-kayınvalideler dedeler, hem evlatlarına hem torunlarına kavuştu. Geçelim.

Evinin mahremiyetini kaybedenlerin bu dünyada kaybedeceği başka bir hazinesi yoktur.

Batı ülkeleri insan çöplüğünden geçilmiyor. Aile ve ev gibi kavramlar, Batı’da çoktan göçtü. Bizi de kendilerine benzetmek istiyorlar.

Küçük iki soru:

-“Televizyonlarda leblebi gibi dizi yayınlanıyor ve hepsi de güya bu ülkeye dair hikâyeler. Bu dizilerdeki hayatı kaç aile yaşamakta ve tasvip etmektedir. Zerre kadar ahlaka sahip hiç kimse bu dizilerdeki gibi bir ailesi olsun ister mi?”

-“Peki, bu kadar diziyi ve dizilerin bütçesini sağlayan reklamları kim izliyor? Evinin mahremiyetine inanan aileler, böyle dizilerle evlerinin mahremiyetine zarar verdiklerini göremiyorlar mı”? Geçelim.

…………………

Ezcümle:

Aileyi içten parçalayan en büyük hastalıkların başını, dış etkenler yüzünden oluşan “menfaatperestlik ve haset cinneti” çekmektedir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı