--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli Mücadelenin Zaman Akışı

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
6

Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eserin adı; “Milli Mücadele’nin Zaman Akışı” ismini taşıyor.

Yazar Yayınları’ndan” çıkan ve alt başlığı “Cihan Harbi’nden Cumhuriyet’e” olan kitabın yazarı D. Mehmet Doğan.

Şu sorunun cevabını verecek namuslu tarihçiler aranıyor. Sadece ben değil, aklıselim sahibi yerli ve milli düşünce sahibi bütün insanlarımız arıyor.

İsteyerek-bilerek” yahut “zorla-aldatmalarla”, kendi tarihine ve medeniyetine karşı özürlü duran-durdurulan kaç millet vardır acaba dünyada?

D. Mehmet Doğan’ın kitabında, isteyerek-bilerek veya aldatılarak kaçırılan tarihi gerçeklerin gün yüzüne çıkarıldığını görünce, yukarıdaki soru akla gelmekte.

Tarihsiz toplumların talihsizlikleri hiç bitmez. Başlarından dertleri eksik olmaz, toplumsal değerleri sürekli, tahrif ve tahrip edilir.

Biz hepsini yaşayan bir milletiz. Birinci Dünya Savaşı’na ülkeyi sokan zihniyet, savaşla birlikte koca bir devleti ve medeniyeti yerle bir etmiş ve ettirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’na nasıl girdik nasıl çıktık, ardından Milli Mücadele nasıl başladı, nasıl bitti ve Cumhuriyet kurulduktan sonra hangi gerekçelerle kimler inkılap yaptı, yapılan inkılaplar memlekete ve millete ne kazandırdı hâlâ iç yüzleriyle yazılmadı.

D. Mehmet Doğan’ın bu kitabında, “Cihan Harbi’nden Cumhuriyet’e” kadar olan dönem, tarih tarih bilinmeyenleri, bilinir haline getirmiş.

……………….. 

‘Birinci Dünya Savaşı’ bataklığına ülkeyi atanlar, savaşla birlikte koca bir devleti ve medeniyeti yok edeceklerinin işaretini, II. Abdülhamid Han’ı 27 Nisan 1909 yılında tahttan indirdiklerinde vermişlerdi.

O tarihten itibaren Osmanlı Devleti bitmiş sayılıyordu. Sonrasında iş başına gelen Sultanlar, İttihatçıların baskısıyla “Kaftan ve Makam Padişahı” gibi görülmekteydiler.

Mesela Mondros Mütarekesi sebebiyle Osmanlı’ya sövenler, lanetleyenler, bütün yükü Padişaha yükleyenler ki, (anlaşmayı Vahideddin reddetmiştir) Mondros Mütarekesine kimlerin gittiğini, kimlerin işin başında olduğunu, kimlerin imza ettiğini, o dönemde askeri gücün başında kimlerin olduğuna bakmayacak kadar muhakemelerini pasifize edenler, tarihin hakikatiyle yüzleşmeliler.

……………..

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale’yi geçemeyen itilaf devletleri nezdinde artık İstanbul bir başkent değildir.

Yeni kurulacak hükümete başkentin neresi olması gerektiği, İngilizler tarafından dikte ettirilmektedir. Kitaptan okuyalım:

“Mütarekeden sonra İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin bazı bölgeleri işgal edilir. Tabi buna karşı tepkiler de ortaya çıkar. 18 Ocak 1919’da Paris Konferansı’na İngiliz Hariciye Nazırı Lord Kurzon, şu çözümü teklif eder:

Müstakil bir Arabistan ve Ermenistan’dan başka müstakil bir Türk Devleti kurulmalı. Bu devlet geçmişte olduğu gibi Anadolu yarımadasının sınırları içinde kalmalı ve başkenti Bursa veya Ankara olmalı.

Daha o zamandan ‘Bağımsız Türk Devleti’ ve İstanbul’un başkent olmadığı bir çözüm teklifi ilgi çekici değil mi”?

……………

Ezcümle: Kitabı okuyanlar, gerçek tarihin nasıl tersyüz edildiğini göreceklerdir.

Eser hakkında: Yazar Yayınları; 

0312- 232 05 71 www.yazaryayinlari.com

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

rafet tunaeri

20 Ocak 2020 16:54

Bence bu işler o şöyle dedi bu böyle dedi ile olmaz .Belge ile konuşmak lazım.İyisiyle kötüsüyle her şey Devlet arşivlerindeki belgeler süresi geldiğinde halka açılınca belli olacaktır diye düşünüyorum.Ayrıca neden Devletin bütün yazışmaları belli bir süre örneğin 50 yıl 100 yıl bir sürede açıklanabilir. Eğer bu gibi uzun süreler olursa belki devlete düşmanlık yapanlar oldu,belki satanlar oldu.Böyle bir şey varsa hesap sorulamayacaktır ve yanlış işler yapanlar yargılanamayacaktır.

Gocasolak

20 Ocak 2020 11:34

Hocam Yeni Akit muhabirine saldırmış akp miilet vekili. Haber vereyim dedim.

ATATURKCU HIDIR

20 Ocak 2020 11:23

Sayin yazar,Ilimunati gecmiste ne olup bittigi ile ilgili gerceklerin ortaya cikmasina ufak ufak imkan vermeye basladi ancak artik bunun kimseye bir faydasi olmayacak cunku Ilumunatinin firina verdigi mercimekler coktan oldu ve afiyetle yemeye basladi artik.

Misafir

20 Ocak 2020 11:08

Yorumda birkac yazi hatasi yapmışım, kusura bakmayın. Düzeltme: Mütün degil bütün Ve Allah hepimize akıl versin. Ekleme: Bu vatan hepimizin. Selçukluda biziz, Osmanlida biziz, Cumhuriyette biziz. Bırakin artık insanlarımızı kutuplaştırmayı. Bir vatanımız var, onunda yıkmayın.

Ali satır

20 Ocak 2020 10:09

Baskent bursa olmali demeleri istanbulu vermeyecegiz dedikleri dönemdeydi Yanlis aktariyorsunuz. Turkler istanbul ve trakya dahil avrupadan atilacak projesiydi o. Atamadilar. Ankarayida 1929 a kadar baskent olarak tanimadi i ingilizler. Konsolosluk bile acmadi Carpitmayalim

Misafir

20 Ocak 2020 09:29

Sayın yazar kısacası demek istiyorki, Cumhuriyeti Ingilizler kurdu. Maglum şahısda lord curzon ( kurzon degil ) de bunu demiş : "Bu devlet geçmişte olduğu gibi Anadolu yarımadasının sınırları içinde kalmal..." Zaten Sevr Antlaşmasina göre Türk devleti oluyor ve Anadoluya ( Iç anadoluya ve orta karadenize hapsediliyor). Gerçi bu zihniyet bunada kılıf uyduruyor. Sevri gösterip lozani imzalatilar diye. Allah hepimize Allah akıl fikir versin, mütün tarihmizle barışık yaşamayı nasip etsin. Tarihi yargılarken ideolojik bakmayalim. Selam ve dua ile .... :-)

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle