• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
02 Aralık 2020

Mal Canın Yongası

“Mal canın yongası” derler. Yonga, kavak ve benzeri ağaçların yontulmasıyla veya rendelenmesiyle ortaya çıkan kısa uzun, geniş dar parçalardır. Diğer adı kamgadır.

Elektronik ortamlarda kullanılan milimetrelik yüzeyler üzerindeki devrelerin yerleştirildiği silikon benzeri iletken malzemeye de yonga ismi verilmiştir.

Mal canın yongası sözünün geçmişi bir hayli acıdır. Bugünü anlamak için belki bir nebze faydası olur diye Edirne’nin kurtuluşunda (1913) binlerce Müslümanın düşman kurşunuyla değil, salgın hastalık ve açlıktan şehit olduklarını hatırlatalım:

- “Türkler ağaç kabuklarını ateş yakmak için değil, çiğnemek, gevelemek için kopardılar. Türk askerleri ve halk ellerine ne geçtiyse yediler ve öldüler. Dizanteri o kadar müthiş felaket verdi ki, Bulgarlar, kolera var” diye kaçtılar.

Bir de bugüne bakalım. Münkirciler, şirkçiler, millet-devlet düşmanları hariç, (hepsi de zengin) hamdolsun aç ve açıkta olan bir ferdimiz yok.

Bütün insanlığın başına musallat olan şu hastalığa karşı devlet ve aklıselim sahibi herkes “aman önlem” derken, bulup da bunuyoruz.

Galiba bir hususu daha atlıyoruz. Yine atasözlerimizden olan “Önce can sonra canan” ifadesini de kavramakta güçlük çekiyoruz anlaşılan.

Can olmadan canan ne işe yarar Allah aşkına. Canımız olmadan malımız olmuş, arabamız olmuş, paramız olmuş, sahibine ne faydası var?

Meteoroloji; “Yarın dolu yağabilir, fırtına çıkabilir, kar gelebilir” diye tahmin belirtir belirtmez, araç sahipleri veya zarar görebilecek başka malları olanlar, hemen araçlarını, mallarını maskeliyorlar, “cananlarını” koruyorlar da niye “canlarını” korumuyorlar?

Sözün bittiği veya bıkkınlık verdiği yerde irfan ve ikaz yüklü türküler girmiştir devreye. Pir Sultan Abdal’a ait olduğu ifade edilen ve Kul Himmet Üstad imzalı “Gafil Gezme Şaşkın” türkü güftesi anlatsın meramımızı.

Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün

Dünya dolu malın olsa ne fayda

Ettiğin işlere pişman olursun

Pişmancalık ele geçmez ne fayda!

Bir gün seni götürürler evinden

Hakk’ın kelamını kesme dilinden

Kurtulmazsın Azrail’in elinden

Türlü türlü yolun olsa ne fayda!

Söylersin de sen sözünden şaşmazsın

Helalini haramdan seçmezsin

Kesilir kısmetin su da içmezsin

Akan çaylar senin olsa ne fayda!

Sen söylersin söz içinde sözüm var

Çalarsın çırparsın oğlun kızın var

Hiç demezsin üç beş arşın bezim var

Bedestenler senin olsa ne fayda!

Kul Himmet Üstadım çöksem otursam

Türlü varlığımı ele götürsem

Dünya benim diye zapta geçirsem

Bütün dünya senin olsa ne fayda! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Şu hayattır Susuzluk susuzluk yağmurlar yağmur gibi yağmıyor aniden yağıp ve aniden denize ulaşıyor. Kurumaya başlayan veya kuruyan golleri derinleştirilsin ki obruk lar oluşmasın. Susuzluk ve Orman yangınları. Neden ormanlara yagmur toplama göletleri yapılmaz. Yangın esnasinda kullanmak, yaban hayvanlarını sulamak veya ateşin aşmasına engel şu havuzları. Dereleri nehirleri derinlestirin genişletin ama istinat duvarları yapmayın. Nekadar şu dere nehir ve çay yataklarında tutulursa okadar suyumuz ve balığımız olur. Denize ulaşmadan nehirler yatağı çamurdan temizlenmiş kuruyan veya kurumaya yüz tutmuş göllere ponpalanmaz. Karada kalan bizim denize ulaşan bizim değil . Neden Manavgat suyu büyük Menderes küçük Menderes denize karışıyor neden biraz yağmur yağmadığında nehirlerin ortasında adacıklar oluşur. Her yağmur yağmadığında İstanbula gazeteciler cekilen suyun altından cıkan mezarlıkta haber yaparlar, göller derinleştirilsin artı su toplama yatakları da derinleştirilsin daha çok su tutulmuş olsun. Bu sular aynı zamanda yeraltı sularını da besler ler. Bu adacıklar nehir kenarlarına yığılsın yağmurun yatağa ulaşmasına engel olmayacak yerlerine yığılabilir.Heryıl Bulgaristan baraj kapaklarını açar yerleşim alanları ve tarım alanları sular altında kalır. Sular çekildiğinde ikiyüz üç yüz metre yürüyerek karşıya geçilir sığ su kalır . Bu geniş alanların camurları temizlensin ve nehir yatakğı derinleştirilsin Bulgaristan'ın bırakacağı su bereket olarak nehir yataklarında her türlü balık orada kalır. Su savaşları başlamadan suyla barışalım ki yer üstünde suyumuz kalmasada böyle bir çalışmayla yeraltı sularımız hep var olur. İnsanın dörte üçü su ise yer üstünden daha çok yer altındaki suya muhtacız. Gelin yer altınında dörtte üçünü su depolayalım. Hic bir iş makinasının yatması bize birşey kazandırmaz iş makinaları doğru nehir temizlemeye. Birde bu işleri bir bilenle uzmanlarla prof larla inceleyin ki yanlış yapmıyalım,
  • Yanıtla

m a

bi dostumuzudaha kaybettigimiz gunde ilac oldu bu yazi once sukretmeyi ogrenmeliyiz
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23