• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Mahremiyetin tükenişini seyretmek

26 Haziran 2025
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Mahremiyetin tükenişini seyretmek

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Üzerinde durmak istemediğim hatta görmezden geldiğim bir hususa zorunlu uğramak gerekti.

Geçtiğimiz hafta sonu üniversite imtihanları vardı malum. Her sene olduğu gibi bu yıl da imtihandan ziyade kimlerin yetişip yetişmediğine ve nasıl ulaştığına dair haberler yapıldı.

Haberlerin ekseri kısmı da kurdun kuzuyu yemek için çöreklendiği suyun alt kısımlarındaki kuzuya; “Suyumu bulandırıyorsun” diye yemeye kalktığı cinstendi.

Kuzu her ne kadar, “Senden aşağıdayım, sen suyun başındasın, nasıl oluyor da senin suyunu bulandırıyorum” dese de fayda etmiyordu.

Kıyafet, kişilerin neye nasıl inanıyorsa ona göre giyinme tercihleridir. Yetiştiği ortam ve aldığı eğitimlerin sonunda kendisine bir rol biçer ve ona göre giyinebilir.

Hemen herkesin haberdar olduğu ve tartışmalara neden olan küpeli bir kız çocuğunun imtihana 5 dakika kala gelince küpesi yüzünden salona girememesi gündeme oturdu.

Hakkında neler yazılıp çizildiğini tekrar etmek, saf zihinleri bulandırır. O kısma dair bir şeyler söylemek fazlalık olur.

Yalnız bir dostumun uyarısıyla haberdar oldum. Meğer muhafazakâr cenahtan da ilgili kişi için “küpe yüzünden imtihana girilmez mi” gibi destekler gelmiş.

Hemen şunu belirteyim de bir kısım kimseler üzerine alınmasın. Dikkat edilirse yazıda imtihana giremeyen ilgili şahsa dair tek kelimem yok. Şeytanlarına sahip çıksınlar.

Sözüm, kendi çocuklarını asla bu kıyafetle sokağa ve okula göndermeyip ama başkasının çocuğuna destek çıkan ve muhafazakâr geçinen ikiyüzlü, riyakâr, mide, cüzdan, makam, mevki sahibi yahut beklentisi olanlaradır.

Hani sık sık ahlaki çöküntüden söz ediliyor ya, işte bu çöküntünün sebebi böyle tiplerdir. Yani dini milli değerleri kamuflaj olarak kullanıp, dünyalıklarını temin edenlerdir.

Bağnazlık ve bastırılmış duygular önlenemez ve günü geldiğinde mutlaka bir yerde patlar denilir. O dönemi yaşıyoruz.

Kendilerine gelince acayip koruma yapanlar, tam tersi haldeki kimseleri güya insancıl davranarak, toplumda kendilerine yer edinme çabasındadırlar.

Bu vaziyet de en çok muhafazakâr kesimde yaşanmaktadır. Maalesef, mahremiyet kelimesinin unutulduğu ve asla hatırlanmak istenmediği bir zamanın içerisindeyiz.

Aslında bu manzaranın tarifi şu: “Mahremiyetin tükenişini seyrediyoruz”. Tabii yeni değil bu fotoğraf.

Bu hususta kimse kimseyi suçlayamaz, suçlamamalı da.

Allah’ın gördüğünü kullardan saklayan bizler, mahremiyetin tükenişini hızlandırmaktayız. Başkasına iğne, kendimize çuvaldız bile yetmez.

Mahremiyet kavramı ne yazık ki, mahremiyetin ne olduğuna inanan bizler tarafından çürütülmektedir.

Kendimiz ve ailemiz için uygun görmediğimiz hayat biçimlerini, başkaları üzerinde görüp, onları savunmaya, destek çıkmaya utanmadıktan sonra ne yaparsak yapalım ne dünyamıza ne ahiretimize bir faydası olmayacaktır.

Ezcümle:

Başkalarını aldatırken, kendimizi aldattığımızı fark edememek ne amansız bir çelişkidir. Hangimiz musallaya yatmayacak ve hesap gününe çıkmayacağız acaba?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Üzeyir

Çok haklısınız, dini öğretme konumunda olanların bir kısmı bile sekulerlere yaranmak için her türlü kıyafete bürünüyor ve onların gittiği ortamlara giriyor. Dinine gerçekten teslim olmamış, müslüman olamamış insanlar sürekli kendi camialarina eleştiri diğerlerine güzelleme peşinde olur.

Tunç

Toplu ulaşımda veya sokakta bir başörtülü veya çarşaflı gördüğünde, kırmızı görmüş boğalar gibi saldıran seküler yobazlara, karşı cenahtan bir kınama ve tepki geldiğini gördük mü. Karşı mahalleye şirin görünmek için kırk takla atan ah, bizim ezikler... Rabbim sizi bildiği gibi yapsın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23