Türkiye’de Nüfus Aile ve Yaşlılık
Türkiye’de Nüfus Aile ve Yaşlılık Recep Öncel
Bir müddet önce Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ‘Yaşlılık Şûrası’ yapıldı.
Malum başta anne babalar olmak üzere, bizim inanç sistemimizde yaşlılar çok değerlidir.
Yüce Allah cc. Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ’Anne babadan biri veya her ikisi yaşlılık çağına ulaşırsa, onlara öf bile denmemesi saygı gösterilmesini emretmektedir’.
Peygamber Efendimiz sav. ’Anne babaya itaati, imandan sonra en faziletli amellerden saymış, onların rızasını almanın cennetin anahtarı, isyan etmeninde en büyük günahlardan birisi olduğunu buyurmuştur’.
Bunlara ilaveten, aile toplumumun temel taşıdır.
Aile, evlilik ve kan bağıyla beraber karı koca çocuklardan oluşan birliktelik olarak tanımlanmıştır. Geniş aile ise dede ve nine mevcut aile fertlerine eklenerek meydana gelir.
Türkiye’de 1960 sonrası uygulanan yanlış politikalar nüfus planlaması neticesinde, ayrıca basın yayın medya kuruluşlarında evlilik kurumunun kötü olarak lanse edilmesiyle beraber, yapılan algı operasyonları başarılı olmuş ve maalesef evlilik sayısı düşmüş, az çocuk yapılmış nüfus artış hızı negatif hale gelmiştir.
Üstelik LGBT propagandaları müstehcenlik alkol uyuşturucu vb. hususlar toplumu olumsuz etkiledi.
Şimdi küresel güçler insan nüfusunun azalmasını istemekte, bunun için her türlü organizasyonu yapmaktadırlar.
Günümüzde evlilik aile nüfus meselesi, bir beka ve milli güvenlik meselesi olarak kabul edilmektedir.
Biz 2025 yılında yayınlanan ‘Evlilik ve Aile’ kitabımızda bu konunun çok önemli olduğuna dikkat çektik.
Konu bu perspektiften değerlendirildiği zaman ‘evliliklerin çoğalması, nüfus artışı sağlanması, yaşlılara hürmet edilipözen gösterilmesi ve aile kurumunun sağlam bir kale olarak korunması’ gerekmektedir.
Biz düzenlenen Yaşlılık Şurasının ve alınan kararların değerli olduğunu, Türkiye’nin yarınlarına ışık tutacağını düşünüyoruz.
Şura sonuç bildirgesinden, özet olarak aşağıdaki hususları aktarıyoruz;
Dünyada 20.yüzyılın ikinci yarısından bu yana doğurganlık hızının düşmesi ve beklenen yaşam sürelerinin uzamasına bağlı olarak ortaya çıkan demografik dönüşüm sürecinde, öne çıkmaya başlayan yaşlanma konusuna uluslararası alanda ilk olarak Birleşmiş Milletler tarafından 1982 yılında Viyana’da gerçekleşen ‘Dünya Yaşlanma Asamblesinde’ dikkat çekilmiş, 1991 yılında Birleşmiş Miletler tarafından, ‘Yaşlılık İlkeleri’ ortaya konulmuştur.
2002 yılında II. Dünya Yaşlanma Asamblesinde kabul edilen Eylem Planında, yaşlı bireyler edilgen olmaktan ziyade ekonomik sosyal kalkınma süreçlerine katkı sağlayan değişim özneleri olarak kabul edilmiştir.
Bu konuda oluşturulan çalışma gurubunda ülkemizde yer almakta, sivil toplum kuruluşları, akademi temsilcileri de katılım sağlamaktadır.
Türkiye’de yaşlanma alanında çalışmalar ülkemize özgü değerler toplumsal standartlar çerçevesinde, yaşlanma politikaları ortaya koyan MIPAA, yaşlılık çalışmamızın dayanağını oluşturmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 10. Madde ’de; herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirtmiş, ancak yaşlı bireylereyönelik pozitif ayrımcılığın eşitlik ilkesin aykırısayılamayacağı; ifade edilmiştir.
Anayasa 61. Madde ’de; yaşlıların devlet tarafındankorunması gerektiği, söylenmiş, yaşlıların engel, ihmal ve dışlanma karşısında toplumsal ayrımcılığa uğramasını önleyici politikalar belirlenmiştir.
2011 yılında Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü kurularak bu konuda çalışmalar yapılmıştır.
Son olarak 2024 -2028 yıllarını kapsayan 12. Kalkınma Planı neticesinde ‘Aktif Yaşlanma Özel İhtisas Komisyonu’oluşmuştur.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019 senesinin ‘Yaşlılık Yılı’ ilan edilmesiyle bu hassas mesele gündeme getirilmiştir.
Bugün Türkiye’de nüfusumuz hızlı bir şekilde yaşlanmaktadır.
Rakamlara bakıldığı zaman yaşlı nüfus oranının 2019 yılı %9,2025 yılında %11, şeklinde olduğu görülmektedir.
Yine bir başka rakama göre, nüfus artış hızı kritik eşik olan %1,48 sınırının altına inmiştir. Netice itibariyle nüfuskonusundaki gidişat tehlikeli bir hal almıştır.
Ülkemizde 2026 senesinin ‘Aile Yılı’ ilan edilmesiyle bu konu özel olarak gündeme geldi.
Günümüzde Türkiye’de yaşlılarımızın toplumda mevcut durumunun daha iyiye götürülmesi için, çalışmalaryapılmaktadır.
Ülkemizde yaşlılık konusunda aşağıdaki hususlar gerçekleştirilmesi önerilmektedir;
1.Yaşlılara yönelik riskleri önleyecek veri setleri oluşturulmalıve elde edilen bilgiler politika yapım süreçlerine entegre edilmelidir.
2.Yaşlılar ve ailelerin desteklenmesi için yakınlarına ait veriler meydana getirilmelidir.
3.Eğitim müfredatına, yaşlanma kuşaklar arası dayanışma hususları eklenmelidir.
4.Bakım güvencesi kapsamında, bakım sigortası zorunlu olmalıdır.
5. Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Yerel Yönetimler arasında yaşlı bakım hizmetleri koordinasyonu sağlanmalıdır.
6.Yaşlıların ihtiyaçlarına yönelik konularda yapılan uygulamalara, yaşlıların katılımı gerçekleşmelidir.
7.Kurumsal iş birlikleri yapılarak, yaşlılar için alternatif merkezler kurulmalıdır.
8.Yaşlı girişimcileri destekleyen teşvik programları hazırlanmalıdır.
9.Ev içi düzenlemelerde yaşlıların ihtiyaçları dikkate alınmalıdır.
Sonuç olarak;
Gerek Birleşmiş Milletler gerekse İslam İş birliği Teşkilatı nezdindeki çalışmalarda ‘yaşlıların korunması’ söz konusu olmakta, yaşlılar Türkiye için kıymet arz etmektedir.
Unutmayalım ki, büyüklerimizin yaptıkları hayır dualar, onlara gösterilen saygı ve hürmet, bereket sebebi olup rahmete vesiledir.