--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kudüs Müslümanların kalesidir

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
7

Not: Bu yazının, CHP adlı örgütün sorumlusunun katıldığı Kudüs mitingiyle ilgisi yoktur. Daha önce yazılmıştır.

Amerika ve uyduları, mazlum milletlere ve ülkelere zulmetmek için İsrail kozunu sürekli sıcak tutmaktadır.

Amerika’nın para ve silahtan başka ilahı yoktur. Dünyanın neresinde savaş varsa hepsinden Amerika kazanç sağlamaktadır.

İsrail ve Yahudiler Amerika’ya, Amerika da İsrail’e mecburdur. İkisinin muhtaçlığının bedelini bazı Arap liderler ödemekte, kendi halklarının paralarını oluk oluk akıtmaktadırlar.

Dolayısıyla Amerika ve İsrail, Müslüman halkların parasıyla Filistin’i işgal etmekte ve terör estirmektedir.

……………..

Müslümanların kalesi olan Kudüs’e kimlerin sahip çıkması gerektiğini, ehli ilim ve iman sahipleri şöyle anlatırlar:

Kudüs’ün işgali, Filistin’in işgali, İslam dünyasının işgali anlamına gelir. Kudüs Müslümanların kalesidir.

Her Müslüman, Kudüs ve Beytü’l Makdis’le ilgili İslami ve Kur’an’i bir duyarlılığa sahiptir. Bu duyarlılık, Müslümanların imani hassasiyetlerindendir.

İmanları bu hassasiyetle daha da kemale erer. Bu hassasiyet olmadan tam anlamıyla İslam ümmetine bir mensubiyet duygusundan söz edilemez. 

Tarihteki ve günümüzdeki tüm Müslüman âlimler bu hassasiyet üzerinde müttefiktirler. Bu görüş kaynağını Kur’an’dan, Peygamber Efendimizin hadislerinden ve sahabenin tutum ve davranışlarından alır.

Beytü’l Makdis’in manevi değeri hakkında Müslümanlar arasında bir ihtilaf yoktur. Kudüs halkları asırlarca her türlü baskı, zulüm, işkence ve cinayete maruz kalmıştır. 

Bu halklar din özgürlüğü, huzur, refah ve adaletin tadını ancak Müslümanların himayesinde yaşamışlardır.

Raşid Halifelerden, Hz. Ömer (r.a.)’in Kudüs’ü fethetmesinden itibaren Emevi, Abbasi, Eyyubi, Memlüklü ve Osmanlı dönemleri bunun şahididir.

Osmanlı döneminde Kudüs manevi değerini ve kutsiyetini hak ettiği şekliyle muhafaza etmiştir. Osmanlıların Kudüs’e girişleri tıpkı Hz. Ömer ve Selahattin Eyyubi gibi kan dökmeden, barış yoluyla olmuştur.

……………...

I. Sultan Selim, Mısır’a girmeden önce Kudüs’ü ziyaret etmiştir. Osmanlılar ilk günden itibaren gayrimüslimlere tanınan dini özgürlükleri muhafaza etmiştir. 

I. Selim, bir fermanla öteden beri Patrikliklerin sahip olduğu özgürlükler gibi Rumların da inanç, ibadet ve mabet özgürlüğünü teminat altına almıştır. 

Kudüs’te yaşayan gayrimüslimleri vergiden muaf tutmuştur. Ermenilere de eskiden olduğu gibi özgürce yaşama hakkı tanımış ve haklarını garanti altına almıştır. 

Kudüs Kadısının kendi el yazısı ile yazmış olduğu bu fermanda, tüm haklar sayılmış ve her türlü tecavüzden korunmuştur. Bu ferman günümüze kadar ulaşmıştır. 

Bu ferman, Hristiyan ve Yahudilere ait hakları ve sorumlulukları teminat altına alan Hz. Ömer’in fermanına dayanmaktadır. 

Kudüs-i Şerif’te Osmanlı dönemi, bütün halklar ve din mensupları için başkalarının haklarına saldırı olmadığı sürece merhamet, barış ve huzur dönemi olmuştur. 

Tüm dünya Müslümanları ve inançlarında samimi olan diğer inanç sahipleri o yılları özlemekte ve yaşamak istemektedirler.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali rıza

13 Şubat 2020 20:06

Diline sağlık çok güzel. bir yazı , yalnız israille at koşturan araplara ne demeli? Hocam, ağacın kurdu içinde olur ,

?!

13 Şubat 2020 12:56

Bir solcu yıllar önce güzel bir tesbitini hatırladım memleketine değerli bir eşya gönderseniz bir otobus dolusu insan var kime emanet edersin dedi ve ekledi ya aşırı bir dindara yada aşırı solcuya ederim demişti sağında solunda ortadakileri sıkıntılı kaypak cıkma şansı daha çok demiş ti.

?!

13 Şubat 2020 12:43

Bu ülkeyi gercek sevenler okuyan aşırı solcular ve okuyan aşırı dindarlardır ortada olanlar rüzgar gülü gibidir hep dönerler nereden esinti alırlarsa o yöne yönerler. Döneklerden hayır yelmez. Bu ülkenin gercek sahibi kominizm de kuranı da okuyanlardır.

?!

13 Şubat 2020 10:52

Kabenin Rabbi kabeyi korur. Müminin görevi kabenin Rabbine şerksiz şirk siz iman etmektir. O zaman kimse müminin hanesine saldırmaz.

emre

13 Şubat 2020 10:45

Kim bu Jeffrey Jeffrey'in 20 gün önce yine Türkiye'ye geldiğini düşünürsek, bu gezinin ivedi olduğunu anlayabiliriz. Vietnam Savaşı'nı tırmandıran (ABD'nin derin adamlarından) McGeorge “Mac” Bundy başkanlığındaki Ulusal Güvenlik Konseyi'nde danışman olarak görev yaptı. Domuzlar Körfezi İstilası ve Küba Füze Krizi gibi gizli operasyonları koordine ettiler. İsrail Başbakanı Levi Eshkol ile anlaşarak, 1965'te Ortadoğu'ya ilk nükleer silahı soktular! CIA'nın 1967'de Vietnam'da işkenceli sorgulama, tecavüz ve suikast uygulamalarını yapan Phoenix Programı'nın başına getirildi. Bu sorgu merkezlerinde 26 bin 369 (kimi iddiaya göre 41 bin) Vietnamlıyı işkenceyle öldürüp, 81 bin 740 kişiyi “etkisiz hale” getirdiler… Dünyada “Vietnam Kasabı” ismiyle tanındı… Tarih: 28 Kasım 1968… Komer, Ankara'ya büyükelçi olarak atandı. Deniz Gezmiş'in başını çektiği 80 kişilik üniversite öğrencisi, Büyükelçi Komer'i getiren uçağı Yeşilköy Havaalanı'nda yumurta yağmuruna tuttu. Tarih: 9 Ocak 1969… Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Ulaş Bardakçı, Taylan Özgür gibi üniversitelilerin bulunduğu ODTÜ'lü grup okulu ziyarete gelen Komer'in makam aracını yaktı. Eylemden sonra okulun kapatılması üzerine ODTÜ'lü öğrenciler kınama bildirisi hazırladı: “Tam bağımsız Türkiye ilkesinin gerçekleşmesini engellemek için ellerinden gelen gayreti gösteren güçler ODTÜ öğrencisi nazarında tüm haysiyetlerini yitirmişlerdir.” Bildirinin altında ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü, ODTÜ Öğrenci Forumu ile birlikte ODTÜ Ülkü Ocağı'nın da imzası vardı! Bu girişi niye yaptım? TÜRKÇE MESAJ Türkiye'nin Suriye politikası yine sarpa sardı. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James F. Jeffrey resmi temaslarda bulunmak üzere apar topar Ankara'ya geldi. Jeffrey'in 20 gün önce yine Türkiye'ye geldiğini düşünürsek, bu gezinin ivedi olduğunu anlayabiliriz. Jeffrey ayağının tozuyla muhabirin İngilizce sorusunu Türkçe yanıtladı: -“Bugün bizim müttefikimiz Türkiye'nin askerleri tehditle karşı karşıya. Bu tehdit, Rusya ve Esad hükümetinden geliyor. Sahada şehidimiz var, başınız sağ olsun. Biz bugün Ankara'ya gelip Türk Hükümeti'yle durumu gözden geçirmek istiyoruz ve mümkün olduğu kadar destek vermek istiyoruz…” Jeffrey mesajını niçin Türkçe verdi? Bir yabancı diplomat Türkçe konuştuğu zaman bizim insanımızın kanı kaynar! Bugün kamuoyu araştırması yapsak en sevilen diplomat Jeffrey çıkar! Peki gerçek ne? ASIL KİMLİĞİ Komer yumurta atılarak karşılandı. Jeffrey Türkçe konuştuğu için sempatiyle karşılandı. Oysa “kariyeri” Komer'den farklı değildi: Komer ile birlikte Vietnam Savaşı'nda görev yaptı. Ulusal Güvenlik Konseyi'nde danışman olarak çalıştı. CIA görevlisiydi. (CIA'dan 2011'de “Seçkin Hizmet Madalyası” ve 2012'de “Yönetmen Madalyası” aldı.) CIA'cı Müslümanların “merkezi” Berlin'de bulundu. Keza: Psikolojik harp yürüten Hür Radyo'yu yönetti. Uğur Mumcu, Türkiye'yi 1970'lerde teröre boğan silah kaçakçılık merkezi (ve Papa'ya suikast girişiminde bulunan M. Ali Ağca'nın ilişkilerinin üssü) Bulgaristan üzerine araştırmalar yaparken, Jeffrey bu ülkede görev yapıyordu! Sofya'dan Türkiye'ye geldi: 1983-1987 yılları arasında Adana ve Ankara'da siyasi-askeri subay olarak bulundu! Berlin Duvarı yıkılmaya çalışılırken Jeffrey oradaydı… Balkanlar mı karışık, Jeffrey Bosna'daydı… Körfez Savaşı mı çıktı, Jeffrey Kuveyt'teydi… Misyon şefi olarak 1999'da yine Türkiye'ye geldi. Arnavutluk ve Irak büyükelçiliğinden sonra bir daha Türkiye'ye geldi. Uzmanlık alanı Türkiye merkezli Ortadoğu idi. BOP'un en hararetli temsilcisiydi; Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın özel danışmanı oldu. Hudson Enstitüsü ve Washington Enstitüsü başta olmak üzere Kürtler ve Ortadoğu üzerine konuşmalar yaptı. Toparlarsam: Demek AKP/Erdoğan, Suriye'de “denize düşünce yılana sarılmayı” dış politika hamlesi sanıyor! Demek AKP/Erdoğan'ın umudu Rockefeller'ın dünyayı yönettiği Dış İlişkiler Konseyi ve CIA Dış Danışma Kurulu üyesi Jeffrey öyle mi? Bakınız: FETÖ'nün siyasi ayağını tartışıp duranlara önerim; işe Jeffrey'den başlasınlar; FETÖ'nün hukuk kanalıyla devlet katındaki tüm ipleri ele geçirdiği 2010 anayasa değişikliği referandumunun en ateşli savunucusu Jeffrey idi!

Okur

13 Şubat 2020 08:33

Bir tarafta Kudüs halkları bir tarafta Kudüs müslümanların kalesi lafı biraz çelişki olmuş.

Ademoğlu

13 Şubat 2020 07:31

bunları biliyoruz..bilmediğimiz müslümanları nasıl uyandıracaksınız..bununla ilgili çaprpıcı çalışmalarınız var mı..ondan haber verin

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle