• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
26 Şubat 2020

Güç silahta ve cüzdanda değildir

Güç silahta ve cüzdanda değildir. Güç vicdanda ve imandadır. Bunun en güzel ispatı 28 Şubat dönemi ve sonrasıdır.

1000 yıllık diye yola çıktılar, iki yılda maddi manevi varlıklarıyla göçtüler. Ölenler ne halde bilmeyiz ama kalanlar toplumun içine çıkacak durumda değiller.

Devri zamanlarında milleti ve devleti avuçlarında tesbih gibi ezeceklerini, sallayacaklarını, işlerine gelmeyince misket gibi oynayacakların zannederek, devletin ve milletin geleceğini mahvetmek üzere harekete geçmişlerdi.

Bellerindeki silah milletin silahıydı. Cüzdanlarındaki para milletin parasıydı. Hüküm sahibi oldukları; makam, mevki, araç, gereç ve bilumum ihtiyaçlarını giderdikleri her türlü istek ve arzuları, devletin kasasındandı.

Böyle olunca bunlara kimin gücü yeterdi. Düşmanlar için üretilmiş tanklar, toplar ve tüm ateşli silahlar, milletin üzerine doğrultulabilirdi.

Silah bunların değil miydi? Devletin sahibi bunlar değil miydi? Haliyle millet kim oluyordu? Hukuk mu dediniz. O da neydi? Hukukun adı şiddetti.

…………………..

Güçlüydüler, zengindiler. Kendileri dışında karşılaştıkları insanlar, onlar için köle gibi idare edilmesi gereken canlılardı.

Hele bunların; Allah, Ezan, Kur’an, Cami diyen ve bu hususta konuşan, yazan, okuyan, akademisyen, gazeteci, siyasetçi, iş insanı, memuru, amiri, külliyen zararlı yaratıklardı ve yok edilmeleri elzemdi.

Çünkü milletimizin; “Düşmana karşı kullanın dediği tankları yürütecek, halkın üzerine silah doğrultacak ve eğitim hakkı başta olmak üzere, tüm insani haklar istenildiği gibi yok edilecek kadar çeşitli güçleri vardı.

Tabii bir de bu zararlı yaratıkların başına çökmek isteyen 28 Şubatçıları destekleyen iş insanları, gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve onları yurtdışından besleyen örgütler vardı.

Sandılar ki bu halleri ve güçleri, silahların gölgesinde kıyamete dek sürecek.

Hâlbuki bütün hesapları bilen, gören ve işiten esas gücü tınmadılar bile. Zaten amaçları o güce karşı savaşmaktı.

Kendilerini uyaranları hiç ciddiye almadılar, hatta kavi düşman kesildiler.

Uyaranlar; “Yapmayın, aklınızı başınıza alın, durumunuzu düzeltin” dedilerse de aldırış etmediler, aksine daha da çok kinlendiler.

O günden bugünleri göremeyecek kadar gözleri dönmüştü.

Ne milleti ne devleti tanıyamamışlardı. Oysa 1683’ten bu yana topraklarımızda gözü olan Avrupalılar bile onlardan daha iyi tanıyor ve biliyordu.

…………………

Şimdi ne oldu? Bundan 23 yıl önce memleketin evlatlarını tınaz gibi savurmuşlardı. Savrulan evlatlar düştükleri yerden kalktılar ve devletin dümenine geçtiler.

28 Şubatçıların; eğitim, iş ve siyaset hayatını bitirdikleri o dönemin nesli, şimdi TBMM’de, hükümette, üniversitelerde, iş dünyasında, dış işlerinde konsolos-büyükelçi v.s. v.s. velhasıl memleket idaresinin bütününde vazife başındalar.

Sahi unutmadan, 28 Şubatçıların emir eri gazete patronları, siyasetçiler, köşe yazarları şimdi ne haldeler? Zavallılar!

Atalar bu işi biliyor. “Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin”.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ihsan

Evet gördük büyükelçiliğe kimler atanıyor...
  • Yanıtla

engineer

"Güç silahta ve cüzdanda değildir. Güç vicdanda ve imandadır. Bunun en güzel ispatı 28 Şubat dönemi ve sonrasıdır. 1000 yıllık diye yola çıktılar, iki yılda maddi manevi varlıklarıyla göçtüler. Ölenler ne halde bilmeyiz ama kalanlar toplumun içine çıkacak durumda değiller." 28 şubat devamediyor, 28 şubatı şimdilerde 28 şubata karşı olanlar devamettiriyor, 28 şubatçılar, ülkeye, millete ve dine bu kadar zarar veremezlerdi, istanbul sözleşmesi ve ab uyum yasalarını dayatanların vebali 28 şubatçıların vebalinden daha ağır,aileyi yoketme bakanlığı yeter de artar bile.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı