--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Güç silahta ve cüzdanda değildir

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
7

Güç silahta ve cüzdanda değildir. Güç vicdanda ve imandadır. Bunun en güzel ispatı 28 Şubat dönemi ve sonrasıdır.

1000 yıllık diye yola çıktılar, iki yılda maddi manevi varlıklarıyla göçtüler. Ölenler ne halde bilmeyiz ama kalanlar toplumun içine çıkacak durumda değiller.

Devri zamanlarında milleti ve devleti avuçlarında tesbih gibi ezeceklerini, sallayacaklarını, işlerine gelmeyince misket gibi oynayacakların zannederek, devletin ve milletin geleceğini mahvetmek üzere harekete geçmişlerdi.

Bellerindeki silah milletin silahıydı. Cüzdanlarındaki para milletin parasıydı. Hüküm sahibi oldukları; makam, mevki, araç, gereç ve bilumum ihtiyaçlarını giderdikleri her türlü istek ve arzuları, devletin kasasındandı.

Böyle olunca bunlara kimin gücü yeterdi. Düşmanlar için üretilmiş tanklar, toplar ve tüm ateşli silahlar, milletin üzerine doğrultulabilirdi.

Silah bunların değil miydi? Devletin sahibi bunlar değil miydi? Haliyle millet kim oluyordu? Hukuk mu dediniz. O da neydi? Hukukun adı şiddetti.

…………………..

Güçlüydüler, zengindiler. Kendileri dışında karşılaştıkları insanlar, onlar için köle gibi idare edilmesi gereken canlılardı.

Hele bunların; Allah, Ezan, Kur’an, Cami diyen ve bu hususta konuşan, yazan, okuyan, akademisyen, gazeteci, siyasetçi, iş insanı, memuru, amiri, külliyen zararlı yaratıklardı ve yok edilmeleri elzemdi.

Çünkü milletimizin; “Düşmana karşı kullanın dediği tankları yürütecek, halkın üzerine silah doğrultacak ve eğitim hakkı başta olmak üzere, tüm insani haklar istenildiği gibi yok edilecek kadar çeşitli güçleri vardı.

Tabii bir de bu zararlı yaratıkların başına çökmek isteyen 28 Şubatçıları destekleyen iş insanları, gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve onları yurtdışından besleyen örgütler vardı.

Sandılar ki bu halleri ve güçleri, silahların gölgesinde kıyamete dek sürecek.

Hâlbuki bütün hesapları bilen, gören ve işiten esas gücü tınmadılar bile. Zaten amaçları o güce karşı savaşmaktı.

Kendilerini uyaranları hiç ciddiye almadılar, hatta kavi düşman kesildiler.

Uyaranlar; “Yapmayın, aklınızı başınıza alın, durumunuzu düzeltin” dedilerse de aldırış etmediler, aksine daha da çok kinlendiler.

O günden bugünleri göremeyecek kadar gözleri dönmüştü.

Ne milleti ne devleti tanıyamamışlardı. Oysa 1683’ten bu yana topraklarımızda gözü olan Avrupalılar bile onlardan daha iyi tanıyor ve biliyordu.

…………………

Şimdi ne oldu? Bundan 23 yıl önce memleketin evlatlarını tınaz gibi savurmuşlardı. Savrulan evlatlar düştükleri yerden kalktılar ve devletin dümenine geçtiler.

28 Şubatçıların; eğitim, iş ve siyaset hayatını bitirdikleri o dönemin nesli, şimdi TBMM’de, hükümette, üniversitelerde, iş dünyasında, dış işlerinde konsolos-büyükelçi v.s. v.s. velhasıl memleket idaresinin bütününde vazife başındalar.

Sahi unutmadan, 28 Şubatçıların emir eri gazete patronları, siyasetçiler, köşe yazarları şimdi ne haldeler? Zavallılar!

Atalar bu işi biliyor. “Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin”.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sayın Hüseyin bey

26 Şubat 2020 23:03

Gecede olsa okudum makale için teşekürler Allah razı olsun.

Ali

26 Şubat 2020 20:03

Suriyede atılan her bomba her mermi ölen her suriyeli, lanetli israilin planlarının işlediğini göstergesidir. Bu da müslümanlar ümmet olana kadar devam edeceğine inanıyorum

Şaşkın

26 Şubat 2020 12:22

Madem "güç silaha ve cüzdana değil", biz neden S400 satın aldık, Petriot peşinde koşuyoruz? 

Mahmut

26 Şubat 2020 11:53

Onun için ABD güçsüz(!) İslam dünyası süper(!)

Gocasolak

26 Şubat 2020 11:36

Doğa yasaları vardır, bunlarda ayettir, yerçekimi vesair gibi. Güç de birliktedir, bu birlik para birliği, insan birliği, inanç birliği, vesair gibi. Bizde (İslam aleminde) SADECE inanç ve ibadet birliği var ve gücümüz ortada. Medeniyet, bu birlikleri kurmak, KURALLAR çerçevesinde sürdürmektir. ABD’nin elli küsür ülkeyi birleştirmesi GÜÇ kazandırmıştır, AB 28 ülkeye ulaşmış gücünü artırarak devam ediyor, Rusya kırk küsür ülkeden oluşan güce sahiptir. Osmanlı atmış küsür ülkeleri birleştirmiş zamanının süper gücü idi. Şimdi, bütün bunlar ortada iken sırf iman, ibadet ve vicdan birliği ile GÜÇ olmaz, yani bu dünyada olmaz. Bu bir DOĞA KANUNUDUR Allah c.c. Adildir, imtihan adil bir sınavdır, Adil sıfatı gereği doğanın DEĞİŞMEZ, kişiye göre eğilip bükülmez yasaları vardır. İnancı ne olursa olsun, bu yasalara uyum sağlayan, o yasaları kullanma MEDENİLİĞİNİ gösteren herkes faydalanır. Peygamber efendimiz A.S. yetiştirdiği ashabını medeniyetin zirvesine eriştirmiş, Başkentinin adı DOĞAL bir adlandırma ile MEDİNE (medeniyet şehri) olarak bilinmiştir. Hz. Muhammed’in a.s. ashabının o kadar çok BİRLİĞİ vardı ki, wc ahlakından kabile, ülke birliğine, Halifeler zamanında devletler birliğine ulaşmış koca bir imparatorluk olmuştur. Kuru kuruya birlik KURAK bir güç getirir, o güç de bir işe yaramaz.

engineer

26 Şubat 2020 09:13

"Güç silahta ve cüzdanda değildir. Güç vicdanda ve imandadır. Bunun en güzel ispatı 28 Şubat dönemi ve sonrasıdır. 1000 yıllık diye yola çıktılar, iki yılda maddi manevi varlıklarıyla göçtüler. Ölenler ne halde bilmeyiz ama kalanlar toplumun içine çıkacak durumda değiller." 28 şubat devamediyor, 28 şubatı şimdilerde 28 şubata karşı olanlar devamettiriyor, 28 şubatçılar, ülkeye, millete ve dine bu kadar zarar veremezlerdi, istanbul sözleşmesi ve ab uyum yasalarını dayatanların vebali 28 şubatçıların vebalinden daha ağır,aileyi yoketme bakanlığı yeter de artar bile.

ihsan

26 Şubat 2020 08:38

Evet gördük büyükelçiliğe kimler atanıyor...

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle