• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
17 Şubat 2020

Akıl Aşk ve Ötesi

Her kuyuya düşen Yusuf olmaz,

Her odun çekenden Yunus çıkmaz,

Dert sahibi olmak güzeldir amma,

Dost sözü anlamayan iflah olmaz.

Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız kitap, Ahmet Turgut’un Kapı Yayınlarından çıkan “Akıl Aşk ve Ötesi” adlı eseri.

Ahmet Turgut bu kitabında da yine akıl ve kalp üzerinden kaybettiğimiz değerlere yolculuk etmiş.

Özü alınan kabuğu melezleştirilen, böyle olunca da kalbe bir tesiri olmayan irfan hazineli kelimelerimiz ve kavramlarımız için ter dökmüş.

Dilimizle inandığımız değerleri, samimiyetle kalbimize indirmede bocalıyoruz. Çünkü aklın kelimeler üzerindeki hâkimiyetini, nefse havale ediyor, nefis nasıl buyuruyorsa öyle konuşup, öyle anlaşıyoruz, bir de üstelik anlaşılmayı, kabullenmeyi bekliyoruz.

Ne demek istediğimin idraki için Ahmet Turgut’un kitabının kapağındaki şu sözünü aktarayım. “Dildekini kalbe indirene ve kalptekine sadık kalana aşk olsun!...

Bu ifadenin üzerine laf koymak, yazanı da okuyanı da yorar. Akıl iyi bir muhasebecidir ama nefse danışmadan.

Kitaptan devam edelim:

Cemil Meriç, idrak yolunda en büyük kavganın insan ile kelimeler arasında yaşandığını söyler. 20. Asrın bilge şahsiyetlerinden Aliya İzzetbegoviç ise kelimelerin hakikati işaret etmek kadar onu gizlemek için de kullanıldığını hatırlatır.

Benzeri nice ikaza rağmen üzülerek gözlemliyoruz ki, manayı ve hikmeti aramak yerine imajlarla yetinen, hipnotik sözlerle duygulanıp sloganik cümlelerle düşünen bir toplum haline geldik. Öyle ki, yetişkinlerimiz bile günlük hayatlarını yüz kelimelik bir algı sahasına sıkıştırmış durumda.

Uluslararası öğrenci değerlendirme programının (PISA) 2015 yılı raporuna göre liseli gençlerimiz, ‘okudukları metni anlama’ kategorisinde yetmiş iki ülke arasında ellinci sırada yer alıyor”.

2015 yılında durum böyle olduğuna göre şimdi daha vahimleşti. Üniversiteli veya liseli gençlerin diyaloglarına dikkat ederseniz, birbirleriyle anlaşırken hiç zahmete girmiyorlar ve “aynen, aynen, aynen”den ibaret bir dille konuşuyorlar.

Yoksa “okullar olmasaydı milli eğitimi çok iyi idare ederdim” diyen bakanımızı yeniden anlamaya mı çalışsak. Geçelim.

Ahmet Turgut’un kitabındaki ikazlar oldukça önemli ve asla ıskalanacak bir durum değil. Turgut şu ikazı yapıyor:

“Yaşadığımız bu ürkütücü dil afeti, en genç bir nesil sonra ‘konuşan ama anlaşamayan’ bir topluluğa dönüşecek. Böylesi bir dil afetini aşabilmek için bireyi ve toplumu gözeten çok yönlü bir dil ihyasına muhtacız

Bahse konu diriliş hareketi; siyasilerden dil bilimcilere, sosyologlardan psikologlara, edebiyatçılardan ilahiyatçılara değin duyarlılık sahibi herkes(ime) türlü ödevler düşüyor.

Ezcümle:

Kitap; doğru, yetkin ve derin surette anlayabilmek ve yerli yerince sağlıklı yorumlar yapabilmek için; “Anlamak, Akıl, Aşk, Kalp, Kitap, Sünnet, Tefsir-Tevil” başlıkları altında yüze yakın fikri ve irfani kavramları irdelemiş. 

Eser hakkında: Kapı Yayınları 0212- 513 34 20

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Erdinç

Kitap devri geçti! İnternet varken kitaplarla kim uğraşır artık? 300 kadar kitabı çöpe attım, içindeki bilgiler safsatalardı zaten
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı