Siyaset Ve İtikat
İslam toplumu, sınırları silik, katları belirsiz yaygın bir toplumdur. Sosyal kimlik aracı olarak İslam’ın tarihsel sürecinde sınıfsal farklılıktan ziyada düşünsel farklılıkların keskinleşerek imanÎ mesele haline gelmesi siyasal alanda hükümran olma isteğinden kaynaklandı. İlki Hz. Ali ve imamet meselesidir ki bu siyasal içtihat farklılığının en keskin başlangıcı kabul edilebilir.
Harici düşüncenin “hüküm yalnız Allah’ındır. Yusuf/40” ayetini kalkan kılarak siyasal içtihat farklılıklarını ontolojik merkeze çekip Hz. Ali’ye itiraz ettikleri günden beridir siyaset bir âkidevi mesele halini aldı.
İtikatta “maturidi” olduğumuzu söyleriz. Amelde Hanefi bu ülkenin Müslümanı. İtikatta Eş’ari olanlarda amelde Şafii olduğunu söyler. Eşarî anlayışa “Mezopotamya ekolü”, Maturidî anlayış “Mâveraünnehir ekolü” denilebilir. Farkları bu kadardır. Nasıl ki, iki ayrı dilde “mezopotamya” ve “mâveraünnehir” kelimeleri aynı anlama gelir; “iki nehrin arasındaki yer” demektir. Bu iki düşünce ekolünün farkı dil farkıdır. Buradan Maturidi’nin Eş’ari’den hiç farklı düşüncesi yoktur manası çıkmasın. Mesela Eşarîler, “Eğer nakil (ilahi tebliğ) olmasaydı, insan, aklıyla doğruyu bulamazdı” görüşündedirler. Maturidîler ise, “Aklın da hakikati elde etmede bir rehber olduğunu, eğer yetkinlikle kullanılabilseydi, akıl yoluyla da Allah’ın bulunabileceğini” düşünürler.
Dönelim ilk paragraftaki siyaset itikat meselesine…
Siyaset, Maturidi için ne anlam ifade eder?
Siyasetin akidevi/ imanî bir mesele olmasına Maturidi itiraz eder.
Ona göre iman, dil ile ikrar kalb ile tasdiktir. Ve Allah’ı keyfiyetsiz bilme halidir. Yeri göğüstür. İman, Allah’ı ulûhiyetle bilmektir. Bunun yeri yürektir. Marifet Allah’ı sıfatlarıyla bilmektir. Bunu yeri gönüldür. Tevhid, Allah’ı bilmektir. Bunun yeri sırdır. O da gönüldedir. Bunlar birbirini tamamlayarak din halini alır.
Maturidi düşüncesinde Bilgi teorisi (epistemoloji) üç saç ayağı üzerine kuruludur. Akıl (el nazar), duyu organları (el ayan), ve haber (el ahber). Maturidi düşüncesi bu üçünün üstüne “vahyi” koyarak bilgi teorisinin kaynaklarını oluşturur.
Vasıl bin Ata, Mürcie ile Haricîlerin ortasını buluştururken Mutezile doğdu. Eş’ari, selefiler ile mutezile arasını bulmaya çabalarken Eş’ariye doğdu. Mutezile ile Eş'ariyye arasını bulmaya çabalarken İmam Maturidi, Maturidi düşüncesi doğdu.
Maturidi, mutezileyi fazla akılcı bulur. Eşariliğin de gereksiz yere akıldan uzaklaşıp selefiliğe kaydığını düşünür. Maturidi’nin eleştirilerinde sürekli çift taraflı eleştiri söz konusu olması ortayı bulma çabasındadır.
Süleyman Uludağ, Osmanlı uleması kudema ve mütekaddimun denilen Gazali öncesi kelamcıları okumamakta ve okutmamasından bahisle ulemanın Gazali öncesi esaslı bilgilere sahip olmadığı tespitini yapar. Ulema, medreselerde Gazali dahil Fahrettin Razi, Şehristani, Amidi gibi müteahhirun düşünce adamlarını da okumayı ve okutmayı bıraktı.
Osmanlı medreselerinde Maturidi haşiyelerinin okunmaması ilginç değil mi? Ulema maturidi olduğunu ifade etmekte anacak hakikatte yalnız Eş’ari okudu. Eş’arilk üzerine yazılan eserler medreselerde okutulurken Maturidiliğin birinci ve üçüncü dereceye kadar olan talebelerinin eserleri ne basıldı ne okutuldu. Bunun temel nedeni Selçuklu dönemi Nizamülmülk’ün resmi medreselerinde Eşariliği resmi görüş olarak okutması ve Eşariliğe yaslanmasının gelenek halinde Osmanlıda devam etmesi birinci derecede etkendir.
Bugün klasik medreselerimizin ihyası için Maturidi düşüncenin yüceltilmesi için bu satırları kaleme almadım. Tamda en çok düşüncesine sahip olduğumuzu iddia ettiğimiz Maturidi’ye uzaklığımızı ifade ve hatırlatma kabilinden satırlar bunlar. En esaslı mesele de bu kadar geri durmanın maliyeti ağır oldu. Fetavaları aşan, modern dünyanın bilgisine vakıf medrese ihyası İslam dünyasının temel ihtiyacı.
Bugün İslam toplumlarında Haricîlikle başlayan siyaset biçimi, Şiilikle devam eden ve Vehhabi Selefilik İle tsunami dalgası gibi Ortadoğu terörünü besleyen damar halini aldı. Batı düşüncesinin bunu çözeceğini düşünen saftirikler olmadığımıza göre, durum şu ki bu mesele ulemanın omuzlarında duruyor.


