--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyaset Ve İtikat

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
9

İslam toplumu, sınırları silik, katları belirsiz yaygın bir toplumdur. Sosyal kimlik aracı olarak İslam’ın tarihsel sürecinde sınıfsal farklılıktan ziyada düşünsel farklılıkların keskinleşerek imanÎ mesele haline gelmesi siyasal alanda hükümran olma isteğinden kaynaklandı. İlki Hz. Ali ve imamet meselesidir ki bu siyasal içtihat farklılığının en keskin başlangıcı kabul edilebilir.

Harici düşüncenin “hüküm yalnız Allah’ındır. Yusuf/40” ayetini kalkan kılarak siyasal içtihat farklılıklarını ontolojik merkeze çekip Hz. Ali’ye itiraz ettikleri günden beridir siyaset bir âkidevi mesele halini aldı.

İtikatta “maturidi” olduğumuzu söyleriz. Amelde Hanefi bu ülkenin Müslümanı. İtikatta Eş’ari olanlarda amelde Şafii olduğunu söyler. Eşarî anlayışa “Mezopotamya ekolü”, Maturidî anlayış “Mâveraünnehir ekolü” denilebilir. Farkları bu kadardır. Nasıl ki, iki ayrı dilde “mezopotamya” ve “mâveraünnehir” kelimeleri aynı anlama gelir; “iki nehrin arasındaki yer” demektir. Bu iki düşünce ekolünün farkı dil farkıdır. Buradan Maturidi’nin Eş’ari’den hiç farklı düşüncesi yoktur manası çıkmasın. Mesela Eşarîler, “Eğer nakil (ilahi tebliğ) olmasaydı, insan, aklıyla doğruyu bulamazdı” görüşündedirler. Maturidîler ise, “Aklın da hakikati elde etmede bir rehber olduğunu, eğer yetkinlikle kullanılabilseydi, akıl yoluyla da Allah’ın bulunabileceğini” düşünürler.

Dönelim ilk paragraftaki siyaset itikat meselesine…

Siyaset, Maturidi için ne anlam ifade eder?

Siyasetin akidevi/ imanî bir mesele olmasına Maturidi itiraz eder.

Ona göre iman, dil ile ikrar kalb ile tasdiktir. Ve Allah’ı keyfiyetsiz bilme halidir. Yeri göğüstür. İman, Allah’ı ulûhiyetle bilmektir. Bunun yeri yürektir. Marifet Allah’ı sıfatlarıyla bilmektir. Bunu yeri gönüldür. Tevhid, Allah’ı bilmektir. Bunun yeri sırdır. O da gönüldedir. Bunlar birbirini tamamlayarak din halini alır.

Maturidi düşüncesinde Bilgi teorisi (epistemoloji) üç saç ayağı üzerine kuruludur. Akıl (el nazar), duyu organları (el ayan), ve haber (el ahber). Maturidi düşüncesi bu üçünün üstüne “vahyi” koyarak bilgi teorisinin kaynaklarını oluşturur.

Vasıl bin Ata, Mürcie ile Haricîlerin ortasını buluştururken Mutezile doğdu. Eş’ari, selefiler ile mutezile arasını bulmaya çabalarken Eş’ariye doğdu. Mutezile ile Eş'ariyye arasını bulmaya çabalarken İmam Maturidi, Maturidi düşüncesi doğdu.

Maturidi, mutezileyi fazla akılcı bulur. Eşariliğin de gereksiz yere akıldan uzaklaşıp selefiliğe kaydığını düşünür. Maturidi’nin eleştirilerinde sürekli çift taraflı eleştiri söz konusu olması ortayı bulma çabasındadır.

Süleyman Uludağ, Osmanlı uleması kudema ve mütekaddimun denilen Gazali öncesi kelamcıları okumamakta ve okutmamasından bahisle ulemanın Gazali öncesi esaslı bilgilere sahip olmadığı tespitini yapar. Ulema, medreselerde Gazali dahil Fahrettin Razi, Şehristani, Amidi gibi müteahhirun düşünce adamlarını da okumayı ve okutmayı bıraktı.

Osmanlı medreselerinde Maturidi haşiyelerinin okunmaması ilginç değil mi? Ulema maturidi olduğunu ifade etmekte anacak hakikatte yalnız Eş’ari okudu. Eş’arilk üzerine yazılan eserler medreselerde okutulurken Maturidiliğin birinci ve üçüncü dereceye kadar olan talebelerinin eserleri ne basıldı ne okutuldu. Bunun temel nedeni Selçuklu dönemi Nizamülmülk’ün resmi medreselerinde Eşariliği resmi görüş olarak okutması ve Eşariliğe yaslanmasının gelenek halinde Osmanlıda devam etmesi birinci derecede etkendir.

Bugün klasik medreselerimizin ihyası için Maturidi düşüncenin yüceltilmesi için bu satırları kaleme almadım. Tamda en çok düşüncesine sahip olduğumuzu iddia ettiğimiz Maturidi’ye uzaklığımızı ifade ve hatırlatma kabilinden satırlar bunlar. En esaslı mesele de bu kadar geri durmanın maliyeti ağır oldu. Fetavaları aşan, modern dünyanın bilgisine vakıf medrese ihyası İslam dünyasının temel ihtiyacı.

Bugün İslam toplumlarında Haricîlikle başlayan siyaset biçimi, Şiilikle devam eden ve Vehhabi Selefilik İle tsunami dalgası gibi Ortadoğu terörünü besleyen damar halini aldı. Batı düşüncesinin bunu çözeceğini düşünen saftirikler olmadığımıza göre, durum şu ki bu mesele ulemanın omuzlarında duruyor.

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sabri

22 Haziran 2020 13:57

Esasında temel konuları bilmek gereklidir. Teşekkür ederim.

Hüseyin Özmen

22 Haziran 2020 13:03

Ulemanın,islam ümmetinin kurtuluşunu önceliyerek alacağı kararlara ümmetinde gönüllü katılımıyla yol alınabilir.

Nedim Ali KISAOĞLU

22 Haziran 2020 12:21

Hüseyin bey yazılarınızı muhabbetle takip ediyorum akit com.a çok teşekkür ediyorum selamlar saygılar

HÜSEYİN

22 Haziran 2020 11:13

Eşariliğin de gereksiz yere akıldan uzaklaşıp selefiliğe kaydığını düşünür. selefiliğe kaymak ne ya. selefilik itikatta asıl mezhabimizdir. eşariliğişn asıl kayudığı nokta mutezileye cevab yetiştirecem derken cebriye ve cehmiyey ye kaymasıdır

A. Kadir

22 Haziran 2020 09:37

Gerçek olan bir şey var ki, Türk halkı ne Eş'ari ne de Maturidi mezhebi hakkında yeterli bilgi sahibi değil. Belki bir elin parmakları kadar kişi bu konularda yeterli donanıma sahib. Şu an Türk milleti için sorun da bu değil zannedersem. İki mezheb arasındaki konuları elbette uzmanları tartışsın, ama halkın derdi bu değil. Toplumun en büyük çıkmazı İMAN - amel uyuşmazlığıdır. Aynı zamanda toplumu oluşturan her bireyin ortak değeri olan "Din" in günlük siyasi hesaplarla yıpratılmasıdır. Acaba bu sorunları Maturidi-Eş'ari tartışması çözebilir mi? Veya nasıl çözeriz?

Turgay Başboğa

22 Haziran 2020 08:32

Bu yazınızda dikkat çektiğiniz ve kapısını araladığınız " Bugün klasik medreselerimizin ihyası için Maturidi düşüncenin yüceltilmesi için bu satırları kaleme almadım. Tamda en çok düşüncesine sahip olduğumuzu iddia ettiğimiz Maturidi’ye uzaklığımızı ifade ve hatırlatma kabilinden satırlar bunlar. En esaslı mesele de bu kadar geri durmanın maliyeti ağır oldu. Fetavaları aşan, modern dünyanın bilgisine vakıf medrese ihyası İslam dünyasının temel ihtiyacı." konusu Ulema tarafından objektif ve bağımsız bir şekilde ele alınarak İslam düşüncesinin içinde bulunduğu "buhran" dan kurtulması şarttır.Cesaretinizden ve hassasiyetinizden dolayı teşekkürler.

NE ÖNEMİ VARKİİİ

22 Haziran 2020 06:22

Gittikçe keskinleştirilen çok tehlikeli bir konu. Bu konuyu pekakaka çok fazla kaşımakta özellikle doğuda yurt dışından gelme bir takım tipler hanefilik ve şafilik üzerinden mezhep faşizmi ni yaygınlaştırma çabasındalar buraya çok dikkat etmek lazım

şenay doğan

22 Haziran 2020 06:07

habibullah tebliğ ücreti olarak yakınlarına sevgi istiyor...allahın emri(şura 23)bu ayet hakkıyla anlaşılabilse ortada ne şiilik kalır ne haricilik....insanlar allahı layıkı vechile sevse ortada hiçbir sapıklık kalmaz....peygamberi sevmeyenin allah sevgisi iddası batıldır...çünkü allah habibini çok sevmiştir....her hayrı onunla açmayı da çok ama çok sevmiştir....ben senin şu şu yanlarını beğenmiyorum mantığındaki bir adamın allahı seviyorum demesi ne kadar hakikatla bağdaşır ki....allaha emanet olun

M. Gür

22 Haziran 2020 05:40

Islam diye bir şey insanlar nezdinde kalmadı sayılır, yalnız kitaba hapsolmuş. Sadece ibadetlere indirgenmiş bir din, onnları da kimse doğru dürüst yapmıyor. Kısacası, bireysel bir amel. Müslümanlar olduklarını iddia edenler tarafından ihanete uğrayan bir dindir İslam!

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle