--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ramazanda İbrahim Olmak

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
7

Ramazan; “yanmak” demektir. “Ramaz” kelimesi güneş sıcaklığının şiddetli kızgın durumda ki halidir ki vurduğu yere de “ramda” denir. “Ramazan” “ramda” mastarından “yanmak” manasına gelir. Yani kızgın yerde yalın ayak yürümek ile yanmak demektir.

‘Bu aya “Ramazan” denmesinin bir sebebi; bu ayın günahları yaktığıdır. Bu ayda açlık ve susuzluk hararetinden ıstırap çekilir. Veyahut oruç hararetinden günahlar yakılır’ der merhum Elmalılı Hamdi Yazır.
Ramazanın bir başka manası da, “yağmur” demektir. Bu mana, yaz sonunda güz mevsiminin başlangıcında yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına gelen “Ramadiyu” mastarından gelir. Bu yağmur yeryüzünü yıkadığı gibi Şehr-i Ramazan da ehl-i imanı günahlardan yıkayıp kalplerini temizlediği için bu isim ile isimlendirilmiştir.

Kur’an-ı Azimüşşan bu ayı Bakara suresinde şöyle tanımlar;
''Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır(Bakara;185)”

Kur’an ayetleri, miladi 610 yılı Ramazan ayının 27. gününde başlamış ve Allah Teâlâ’nın uygun gördüğü aralıklar ve münasebetlerle yaklaşık yirmi üç yılda tamamlanmıştır. Ayette geçen “Ramazan ayında Kur’an’ın indirilmesinden maksat onun tamamının değil ilk ayetlerinin indirilmesidir; Bakara suresinin başında olduğu gibi birçok ayette, Kur’an’ın bir parçasına da kitap ve Kur’an denilmiştir.

Kur’an ayı denilen Ramazan ayında nazil olmaya başlayan ayetlerin ilk muhatabı toplumda hayat, putperest bir yapıydı. Özel olan durumlardan bahisle genelleme hükümler Kur'an'ın üslubundandır.

Ayetlerin inmeye başladığı dönemde Pagan bedeviler kendi dinlerine “Din al-Aba i-ka” yani “Ataların dini” derlerdi. Arap putperestliği ile alakalı elimizdeki en güçlü kaynaklardan biri 8. yüzyılda Hisham Ibn Al-Kalbi tarafından yazılmış “Kitab Al-Asnam (Putlar Kitabı)” adı verilen bir kitaptır.
Kırmızı akik taşından yapılma insan suretli bir put olan Hubal, Arapların baş tanrısıydı. Saffat suresi 125.ayette ismi geçer.

اَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِقٖينَ

“O en güzel Yaratanı, sizin de, evvelki atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp da «Ba'l» e mi tapıyorsunuz?”

Diğer üç büyük put tanrıçalar vardı ki bunlar Necm suresinde geçer.
“Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm; 19-20)
Sonraki ayetlerde bunların aslında ne olduğuna geçiliyor. “Onlar” deniyor, gerçekte “Sizin ve atalarınız taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir.” (Necm; 23) Yine “Onlar” deniyor “Zanna ve nefeslerinin arzularına tabi oluyorlar” (Necm; 23).

Kendi taktıkları bir takım isimler (esmâen semmeytumûhâ)…
Zan ve nefislerinin arzuları (tehve’l-enfüs) …
Kur'an'da bu isimlerin geçmesi insanların onlara yüklediği anlamla doğrudan ilgilidir.” Put” un fiziki varlığından daha önemlisi insanların onu ruhen içkinleştirmesi, Allah’ın kudretine metaforik mana ile çoğu kez farkında olmadan şirki hafi (gizli şirk) ile yaklaşmasıdır.

Modern dünya Allah’ı insan hayatından çıkarırken bu üç putu yerine koydu.
Bugün insanlık, heva heves ile saygınlık ve yücelik atfederek dokunulmazlık zırhına büründürdükleri farklı isimler üzerinden bu üç tanrıçayla birlikte yaşıyor.

Birinci Tanrıça Lât: Otorite/sulta demek. Aramice/İbranice ve Arapçada kişiyi “içeriden yöneten şey”, “mutlak itaat /otorite” kaynağı anlamındadır.
İkinci Tanrıça Uzza: Güç/erk. Etimolojik olarak “Aziz (yüce güç)” ifadesiyle kök birliği olmakla birlikte, ‘Aziz Peder’, ‘Azizim’ derken kullanılan kelimenin manasıyla Uzza aynı mealdendir.

Menat: Para (Menna/Mamon/Money/Many/Menat/Manat) yani kapital demektir. Çarlık Rusyası’nın para birimi “Manat”tı. Bugünkü Azerbaycan'ın, Türkmenistan’ın para birimi; “Manat”tır.

Lat, Menat, Uzza hayatımızda nasıl bir bozgun oluşturmuş günlük kullandığımız cümlelerde açığa çıkıyor.

Allah’ın selamıyla söze başlamak yerine “günaydın, tünaydın, iyi geceler” mi diyoruz? Mesela. Ya da Evden veya işten çıkarken geridekilere "Allahaısmarladık", "Allah'a emanet olun" mu diyoruz? yoksa, “kendine iyi bak“ "haydi ben kaçtım", “bay bay”, “hadi öptüm!” Görüşürüz” mü diyoruz?
Şaşırma nidamız "sübhânallah”mı yoksa “Aboww”, “waaaw” mı?
Sevindiğimiz bir olay karşısında tepkimiz "elhamdülillah" demek mi yoksa” yaşasınnn” veya "olleeeyyy" mi?

İşe başlarken "Allah işimizi rast getirsin. Hay de Bismillah" mi yoksa "bol kazançlar! Cinsinden terennümler mi var?

“Dostluk ayrı ticaret ayrı, Müslümanlık ayrı siyaset ayrı, devlet ayrı din ayrı”, derken gemisini yürüten kaptandır diyor muyuz? Ramazanda Müslüman, Şevvalde Demokrat kesiliyor muyuz?

Başımıza bir musibet geldiğinde "Allah'ın dediği olur!", "innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (biz Allah'tan geldik, yine O'na döneceğiz) mi diyoruz yoksa suçlayıcı cümlelerle kahr mı ediyoruz? ”lanet olsun” "hay aksi!, "bu ne lan nereden çıktı bu!", "bittim!", "mahvoldum!" gibi gibi.

"Allah razı olsun", cümlesinin yerine ne zamandan beridir "sağol!" diyoruz.
“Allah kolaylık versin!” yerine “kolay gelsin!” diyen bizler değil miyiz?
Yeni evlenenlere "Allah, mesut bahtiyar etsin!" duası yerine "mutluluklar!" diyen kim?

“ Allah kolaylık versin” yerine şimdilerde neden "başarılar!" diyoruz.
Geleceğe dair "inşallah”, “Allah izin verirse”, “Allah kısmet ederse" yerine “umarım, sanırım tahminimce” diye başlayan cümleler kuralı hayli zaman oldu.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Dilimiz seküler oldu.

Lat, Uzza Menat ağzımızda yuvalanmış. Dili arındırmak, dile abdest aldırmak, İbrahimi baltayla put devirmek kadar kıymetli. İşe nereden başlayalım sorusuna dilimizi ve yazımızı şirkten kurtarmakla diyebilirim.

Ramazan yanmaktı. Ramazan günahları yakmaktı. Ramazanda sataşana ben oruçluyum demek, dilin ve gönlün putlardan uzak olduğunu ilan etmekti. Rahmetli Akif İnan’ın şiirindeki gibi:
Her eylem yeniden diriltir beni,
Nehirler düşlerim göl kenarında.
Doğ ey güneş erit taştan adamı,
Ve kurut taşları diken elleri.
Kurtuluş haberi olsun dünyaya,
Ayırma üstümden bir an gölgeni.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

yusuf polat

2 Mayıs 2020 05:14

Bu na eklenecek kelime bulmak cook zor olsa gerek.yazana sag ol allah gonul iklimini daha da zengin kilsin.

Bi insan

29 Nisan 2020 14:44

Zerka güzel bir keime imiş.

şenay doğan

27 Nisan 2020 20:38

allaha emanet olun 

Ahmet

27 Nisan 2020 19:08

Bu adamda münafıklık yok yazının hakkını değil yüreğinin hakkını verme gayretinde kaleminin cinsini bilemedim amma mürekkebi yüreğinin derinliklerinden geliyor maşaallah

Ahmet

27 Nisan 2020 11:27

Bir arkadasimin tavsiyesiyle yazinizi okudum once. Diger yayinlanmis yazilarinda epeysini okudum. Siz gazeteci degilsiniz bu sifat samimi söylüyorum yalnis olur. Bilgi ile düşunceleri harmanlayan güclü bir kalem ve düşünce insanisiniz. Okuyucular fark ettimi bilmem çaktirmadan ezber bozuyor. Her yyazıda farkli bir taraf ortaya çikiyor. Yoeum yazan biri değilim hakki teslim etmek gerektigi icin yorum yazmak gerekir dedim. Birde yazdiginiz grup çogu kez önyargili bakilan bir medya bu da okunmalari azaltabilir. Akitin sizi daha vitrinel yapmasi gerekir diye dusunuyorum bu dusuncelerim kimseye incitmez inşallah. Aeo

Ramazanda İbrahim Olmak

27 Nisan 2020 05:46

Abi sen Hüseyin değil miydin; ben mi öyle biliyorum?

Sabri

27 Nisan 2020 04:43

Eğitici ve doğru yazı okumak, kişiye anlam kazandırır. Böyle güzel bir yazıyla içimizdeki putları kırarsak, yükümüzü hafifletiriz. Teşekkür ederim.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle