--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Özün Sözü

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
7

Farsçada oldukça meşhur bir deyim vardır:

"Men çe guyem, tamburem çe zened?" veya "Men çe guyem, tamburem çe guyed?"

Yani "Ben ne söylerim, tamburum ne çalar?" yani ben ne diyorum, sen ne anlıyorsun? Hani T.S eliot, “bazen aynı dili konuşmak yetmez, birde aynı yerden anlamak gerekir.” Der. El hak doğrudur.

Söz söylemek irfan ister, anlamak için ise insan gerektir. “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları, paylaşanlar anlaşabilir” derken Mevlana, insan olma erdemine de gönderme yapar. İnsan dünya sahnesinde; saz ve söz ahengi ve raks…

Şimdi sahne herkesin. Bütün meziyetler bu sahnede arzı endam ediyor. Söz ve raks çengi ve aşüfteler ne çok boy gösterir oldu? Plastik suratlar plastik parlak cilalı cümleler…

Gerçek niyet hissiyattanın bohçalandığı ve cümlelerin anlaşılmasının güçleştiği, yegâne ölçünün zamanın müsadesiyle raks olduğu ne kadar da açık.

Duygulardan ırak durunca, yürek teline dokunmayınca parlak fikirlerde hedefine ulaşmıyor. Neticede sözün hissiyatla ahengi, söylenenin karşıdaki yankısı zannedildiği gibi kuru kuru değildir. Duygularla alakalıdır.

Mesela; “İt” diye aşağıladığımız hayvanla anlaşabilme hissiyatla ilgili değil mi? Şu darı dünyada anlaşmadıklarımız anlaşma acziyetinden öte aynı duygularda buluşamamanın sonucu değil mi? Odur bazen itin dostluğu dost sandığımız hayvanlardan daha iyi ve ahlaki zeminde temerküz eder. Başkalarına günah boca etmekle aziz olunacağını zanneden ne kadar dangalak familyasından bücürük varsa bakın karpuz kafanın içinde karpuz çekirdeği zihinsel meleke vardır. Anlama ve anlayış kıtlığı çeneye vurur. Gıybet en çok bu puştlara yakışır. Çene çalışır kdvli kdvli. Arsızlık tavan yapar.

Erdemlilik insan türüne mahsus olduğu gibi puştluk ta insan türüne mahsustur.

Menfaat ilişkileri üzerinden muhabbet, anlaşılmak ve anlamak değil maskeli baloda puştluktur. Menfaati bitenin muhabbeti de biter. Modern kibarlık budalası dünya, İmaj ve ambalajın riya ve rüya dünyası. Bu dünya, başka şeylerin içine sarılıp sarmalandığı şeylerin dünyası. Ambalajların içinde yiyecekler, kıyafetlerin içinde bedenler, gülüşlerin içinde hakaretler...
Burası herkesin ayrı telden çaldığı herkesin gizli ajandayla dolaştığı fırıldak gibi dönen dünyadır.

Uzunca bir vakittir, imajın her şey olduğu, toplumsal kabul, sosyal statü elde etme, bireycilik ve egonun içine kaçtığı kalabalıklarda riya iklimi nezaket oldu, puştluk adamlıktan sayılır oldu. Her renge, her türe, her iklime müheyya. Bir tek insan türüne ırak duran bir dünya bu.

O nedenle söylenenlerin kıymeti harbiyesi olmuyor.

Dünya'da bir yerden başka bir yere anında gidemiyorsunuz. Teknoloji henüz o noktada değil. Bir yere varmak için epey zaman harcamak zorundasınız; yollar, raylar, kariyerler, ilişkiler... Her şeyde böyleyken oldukça komplike ortamlarda meramı dile getirmek kâbil olmuyor.

Aynı sazın notalarından farklı sesler çıkıyor. Saz aynı, tel aynı, mızrap aynı ama ses farkı söz farklı duygu farklı.

Bazılarını anlamak içinse söylediklerinden, yazdıklarından çok sustuklarına yazmadıklarına kulak kabartmalı. Çünkü bazıları vardır ki söylediklerinden veya yazdıklarından çok sustukları, yazmadıklarıyla meramını dile getirir. Arif o kişidir ki susulanları duya, yazılmayanları okuya.

İnsan ateşlenince sıhhatli düşünemez ve ne diyeceğini bilemez hâle gelir. İnsan, ancak kendini anlaması derecesinde huzur ve sükûnete kavuşur; çünkü kendini anlayan, başkalarını da anlar, kendi ve diğerleri arasındaki alakayı daha iyi keşfeder o vakit hâr içinde selamet ve serinlikle ibrahimi bir gül olur.Kıvırcık Ali’nin türküsünde “Ümmete sığındım kul vurdu beni”dizesinden önce her ne kadar “şikayetim yaradana değil ki” dense de hali pür melalin şikayet ve eczası yine yaradanadır.

Kendimizi sana şikâyet ediyorum Allah'ım!

Biz Yusuf (a.s) gibi güçlü değiliz, Bu kuyu derin.

Biz İbrahim (a.s) kadar sana teslim olmayız. Bu ateş bizi yakar.

Biz Eyyüp (a.s) gibi sabırlı değiliz. Bu dert bizi bitirir, yıkar.

Biz Musa (a.s) gibi dirayetli değiliz, ruhlarımız susuz kaldı. Bu çöl, bu sahra bizi aşar.

Biz Yakup (a.s) gibi değiliz bir külbe-i ahzanımız da yok. Bu keder bizi tüketir.

Biz Nuh (a.s) gibi değiliz, pusulamızı kaybettik. Bu tufan bizi yorar.

Biz Yunus (a.s) gibi değiliz cehaletin ardından yürür olduk. Bu karanlık bizi boğar.

Biz aciz kaldık. Muhammed (as) getirdiği vahiy hürmetine, onun sünnetiyle hayatımızı anlamlandır. Fettah ismi hürmetine bize istikamet kapıları aç. Aç ki özümüz, sözümüz bir olsun.

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Korkusuz

14 Eylül 2020 20:24

Amin.vesseam

Cihat

14 Eylül 2020 11:15

Farklı bir yaklaşım. Teşekkür ederim.

HASAN A.

14 Eylül 2020 10:57

O Malikü'l -Mülktür(Esmaullah) Yerin ve göğün orduları Allah'ndır (Fetih,ayet) İnanıyorsanız üstün olan sizlersiniz (ayet) Yol onun varlık onun gerisi hep angarya demiş şair. RABBİMİZ BİZDEN ÖNCEKİLERE YÜKLEDİĞİN GİBİ BİZE DE YÜK YÜKLEME(Bakara) Amin.

Mehmethan

14 Eylül 2020 10:45

KENDİMİZE KARŞI HİKMETLİ BİR BEYANNÂME OLMUŞ.

NE ÖNEMİ VARKİİİ

14 Eylül 2020 06:57

Zamana bak zamana/şahinler esir olmuş saksağana/eşekler bıkmış arpadan/cins atlar hu çeker samana. Tecavüzcü chp kapatılsın.

Saim gencer

14 Eylül 2020 06:03

Beğeniyle ukuyoruz düşünce berak duru samimi yaklaşım başarılar dilerim Allah muvaffak etsin

Burak kelel

14 Eylül 2020 05:19

Uzun zamandır böyle bir solukta enfes bir yazi okumamıştım. Yazarla tanışmak isterim.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle