--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Neyi Kaybettiğini Hatırla

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
7

Üzülüyorsun, takma diyorlar.

Kızıyorsun, değmez diyorlar.

Boşveriyorsun gamsız diyorlar.

Konuşuyorsun, muhatap olma diyorlar.

Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar.

Alttan alıyorsun, tepene çıkardın diyorlar.

Bağırıyorsun, sakin ol diyorlar.

Aklı başında davranıyorsun, bu kadar uslu olunmaz diyorlar…

Ölünce ne diyecekler?

Muhtemelen... Ölüm sana yakışmadı.

Normal tabii, dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler.
Neyzen Tevfik

Kırk sofinin bir kilimi paylaştığı, iki sultanın dünyayı paylaşamadığı üç günlük darı dünya da çoğu kez burnunun dibindekini anlayamama hali…

Sözün sükuta mahkûm olması gerektiği vakitler kadar, sözün sükuta isyan etmesi gereken zulüm anları kadar bütün mesele anlama ve anlaşılmak üzerinden okunmalı.

Yanıbaşındakini anlamaktan aciz kalıp ümmetçi veya evrensel düşündüğünü iddia edenler garabetinde söz sükuta mahkum kalır.

İlişkiler sermayesi ile büyüyenler ile sermaye ilişkileriyle büyüyenler dünyasında; kimi musibetlerle her şeyini kaybediyor, kimi her şeyini kaybedince kendini buluyor.

Bir de kaybettiğini hatırlamayanlar ve neyi kaybettiğini bilemeyenler vardır ki söz ve sükut ecza olmaktan ırak kalır.

Nicedir bu coğrafyada neyi kaybettiğini hatırlamayanlar kulübünün üye sayısı hayli kabardı.

Taocu bir Çinli bilgenin, bir Kızılderili şefinin, bir antik çağ filozofunun, bir ortaçağ metafizikçisinin, Avrupalı bir mistiğin, yada karşı kutuptaki herhangi bir fraksiyonun cümlelerinden bir zihin inşası ile ideolojik duruşlarla insanlık namına savaşan çelebiler için söz de sükutta çözüm olamıyor.

Sussan gönül razı değil, desen dilin razı değil. Desen öldürürler, demesen öldün.

Sustuğumuz için çoğu kez üzgün olduk ve çokça pişman olduk…

Kâğıt banknotun adaleti belirlediği modern zamanlarda bu tahakküm sisteminden, bu tarumar sistemden adalet dilenmek zulme yanaşık düzenin neferi olmak değilse nedir? Bu adaletle (!) tahakküm kurma becerisini çözemedik ve monologlara duçar olduk.

Birçok kez sustuk…

Parasal ilişkilerde adalet sistemi; rantı, kutsal ve onurlu kelimeler üzerinden koruyan ve kutsayan, abrakadabra çekerek emeğini sömürdüğü yoksul çoğunluğu, ötekileştiren ve dışlayan bir sistem oluyor, biz susuyorduk.

Devlet düzeni; küresel güç sahibinin emelleriyle dizayn ediliyor, bedensel yaşla fikirsel buluğ arasında uçurumlar oluşuyordu. Çocuklar, Pepe’nin maceralarını izlerken büyükler pepemeydi…

Deliler konuşuyor, ölüler susuyordu.

Okumuşlar ve akıllılar tilki postuna bürünmüş, gönence bakışlı omurgasız bir hayatı bahş edenlere ya şükranlarını arz ediyordu…

Vatansa okumamış çocukların omzunda yükseliyordu.

Herkesi oyalayacak oyuncaklar icat etmişti modernizm.

Patronlar kardeşti, işçilerse birbirine kalleş…

İllüzyondan sıyrılabilen az sayıdaki zekâ, inadına mahallemizden çıkmamayı huzura kaçış olarak görüyorduk.

Tilki kapanından kaçabilenler olarak kendi mahallemizi kitaplardan oluşturmuştuk. Kendi mahallinde pak-u saf Anadolu çocuklarıydık…

Dostlarımız kitaplarda bizimle oluyordu.

Mahallenin bilge alkoliği “Dostoyevski”, arkasına “Karamazov Kardeşler”i alarak mahalleden tefecileri kovalıyor, çingeneler arasında büyüdüğü için Puşkin içine kapansa da mahallenin karısına kızına balkonundan serenat yakan “Shakespeare”i adam etmede oldukça mahirdi.

Birde bıyığının kabalığından ne söylediği anlaşılmayan “Nietzsche'nin tanrı sorunu vardı ama kafası basıyordu.

Neyi kaybettiğini hatırlamayanlara kelimeler üzerinden hatırlatma çabaları işe yarar mı?

Adalet, merhamet,fedakarlık erdem, doğruluk, adamlık, cesaret…

“Bu canım dünyanın orta yerinde

Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize

Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar

İşte: Hamsiler sürü sürü

Arılar bölük bölük geçer

Leylekler tabur tabur

Ya bizler? Eşref-i mahlukat! ..

Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur

Bizler sürü sepet

Yalnız birbirimizi öldürmüşüz” Bedri Rahmi Eyyüpoğlu

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Murat

27 Temmuz 2020 13:17

Mesele de bu ya zaten bölünmeden bir arada kardeşçe yaşayabilmek!!!

KİMM OOO

27 Temmuz 2020 12:43

İt’e versen kemiğini yemez ; bit’e versen kanını emmez. Adamlar iyi bilirdik demesinler istemem. DİKTATÖR CHP tecavüzcü hdp kapatılsın

NASIL YANİİİ

27 Temmuz 2020 12:25

Entellektüel kolay bir şeyi karmaşıklaştırandır sanatçı ise zor olanı kolay söyleyendir. Charles bukowski. Siz yazının sanatçısısınız ancak bu kadar güzel ve basit anlatılabilirdi.

Ömer

27 Temmuz 2020 11:52

Ölüm ah ölüm hep unuttuğumuz ama yanı başımızdan ayrılmayan ölüm . Ölüm imanlı ölmekle ne güzel ölüm . İki günlük dünya telaşı sonuç koskoca bir hiç . Birgün caminin çay ocağında seksen yaşlarında bir adamın beli bükülmüş vaziyette hararetli bir şey anlatıyor . Arsa almış bina yaptırıyor ortakları ile anlaşamamış şöyle zarar etmiş falan . Ben de hayretle ibretle izliyorum . Sanki bir yüz sene daha yaşayacak . Bu ne hırs bu ne tamah .

Turgay Başboğa

27 Temmuz 2020 07:26

Sabah sabah niye üzüyorsun bizi kardeşim.Ne güzel alışmıştık,unutmuştum,görmezden geliyorduk.

Sabri

27 Temmuz 2020 07:07

Teşekkür ederim.

NE ÖNEMİ VARKİİİ

27 Temmuz 2020 06:43

Vallahi sende haklısın. Herkesin CEMİLMERŞÇ okuması lazım. ALEV ALAYLIYI unutmayın.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle