--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Namuslu Olmak ve Cemil Ağabey

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
12

Camus deviren cehennem sıcağıyla nem bulutlarının adam gölgesini yok ettiği bir Ağustos günüydü. Ancak güneşin batı ufkuna yaklaşıp, akşamı muştuladığı bir vakit sohbet için ideal zamandı. Vaktini bekleyip öylece vardım Cemil ağabeyin sahaflardaki kitapçı dükkânına. Onu, elinde 1947 baskısı bir kitapta kaybolmuşken buldum.

Cemil ağabey, Çukurova ağzıyla, sabıkalı bir kabadayı edasıyla sakin ve tane tane konuşan, zayıf bedeni, yıldızların kır bahçesine çevirdiği saç ve sakalıyla uyumlu, hep cıncık giyimli bulmuşumdur..

“Gelesin hele kardaş” diyerek karşıladı. Kitabı işaret ederek başladı muhabbete:

Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bir gün Almanların pabucunu yalayan ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik.” Diyor bu kitapta yazar. Bu sözler yetmiş üç yıl önce değil de bugün söylenmiş gibi geldi bana.

Meğer ne büyük günah işlemişiz kardaş. Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük.

Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam için taklalar atmadık, el pençe divana yalnız namazda durduk. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han, hamam, yat, kat sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık.

Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan, milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları bulmaya çalıştık. Bir ömür bedel ödedik ödemeye de devam ediyoruz Kardaş.

Bu ne affedilmez suçmuş meğer kardaş! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: “Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor…”

Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?

Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bereket, zora katlanmasını bilen bu millet de namuslu.

Trajedi, bir şeyi çok istediğinizde, olayların beklentinizin tersi yönünde gerçekleşmesiyle oluşuyor en çok. Ve bugün bir kez daha anladım.

Adamlığı bu sıcakta helalinden evine aş götürmeye çalışan milletten dinleyeceksin. Bütün işlerinin ters gitmesinin nedeni inan köküne in kardaş göreceksin namuslu kalma istediğindendir. Hani Hz Ali’ye sormuşlar; “ya neden Muaviye gibi siyasette başarılı değilsin? oysa âlim olan sensin” Demiş ya Ali efendimiz; “Muaviye’nin bildiklerini biliyorum ama o yol sizi cehenneme götürür. Ben sizi bile bile cehenneme nasıl götürürüm” diye. İmtihanın büyüğü namuslu kalabilmekte. Taklacı güvercin olmak zor şey değil ki kardaş!

Bu coğrafi değil, evrensel ve tarihsel imtihandır. Yüzyıl öncede böyleydi. Beş yüzyıl önce de böyleydi.

Hani Dostoyevski demiş ya ” Sarayından çık, kenar mahallelerde şöyle bir dolaş. Gör ne sefalet, ne çirkinlikler var! Köpeklerle insanlar yan yana yatıyorlar! Bir lokma ekmek için namuslar satılıyor”

Ne diyordu Nesimi?

“Har içinde biten gonca güle minnet eylemem

Arabiyi farisiyi bilmem, dile minnet eylemem

Sıratim üzre müstakim gözettim rahimi

Zalimin talim ettiği yola minnet eylemem

Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına

Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına

Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına

Rızkımı veren Hudadır kula minnet eylemem

Oy nesimi, can nesimi ol gani mihman iken

Yarın şefaatlarım ahmedi muhtar iken

Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken

Yeryüzünün halifesi hünkâra minnet eylemem”

Şiirden sonra uzun bir ah çekti Cemil ağabey. Sanki sohbetin finalini yapacak tumturaklı bir ifade peşindeydi. Neden sonra aforizma final cümlesini patlattı: Sakın geceyi bahane edip gelme düşlerime. Nasıl olsa namus borcun yok yüreğime. Çünkü hiç değmedi ömrün ömrüme ey canım güzel yurdum insanı için ütopya!

“Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bir gün Almanların pabucunu yalayan ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik.” Diye yazılı kitabı hediye eti Cemil ağabey. “Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” diyen Sabahattin Ali idi yazar. Dükkândan ayrılırken Sabahattin Ali’nin Sinop cezaevinde yazdığı şiir dökülüyordu dudaklarımdan

“Başın öne eğilmesin

Aldırma gönül aldırma

Ağladığın duyulmasın

Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar

Gelip duvarları yalar

Seni bu sesler oyalar

Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi

Yukarıya çevir gözü

Deniz dibidir gökyüzü

Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha

Bir sitem yolla Allah'a

Görecek günler var daha

Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter

Yollar gide gide biter

Ceza yata yata biter

Aldırma gönül, aldırma”

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Omer beye,

15 Ağustos 2020 18:41

Peygamber as. Donemi sonrası için islam tarihi okuması yaptiğızda sorunuza cevap bulacaksınız. İhtimaller degil hakikatler üzerinden düzeltme yapalım. Hüseyin Acarlar

Ömer

10 Ağustos 2020 17:41

Hz Ali efendimizin Hz muaviye aleyhine konuşacağına ihtimal vermiyorum . Herhalde bir yanlışlık var . Varsa lütfen düzeltin .

Sorumlu

8 Ağustos 2020 00:05

Hüseyin Bey Hocam her zamanki gibi yeni söylemler içeren yazınızı keyifle okuduk Kendini tekrar eden geçmişe dayalı kronikleşmiş yazılar insanları köşe yazısını okumaktan uzaklaştırdı Ama Hamdolsun siz bu konuda ümidimizi (En azından şahsımın ve ailemin) yeşerttiniz (Cesur Yürek Ali Osman Hocam çok değerli Kenan Alpay Beyefendiyide zevkle okuyoruz )Fikrinize Gönül dünyanıza Bilginize kaleminize ve Ömrünüze bereket Sizi Alim Hakim Rezzak Rahman ve Rahim olan Allaha Emanet ediyoruz

Üstad

7 Ağustos 2020 20:12

Üstaz yüreğine sağlık, Eyvallah.

Mustafa

7 Ağustos 2020 15:54

Bir milyon resmi kayıtlı dolandırıcının yaşadığı resmi kayıtsız milyon milyon dolandırıcı hırsızın yaşadığı ülkede .

Mustafa

7 Ağustos 2020 15:52

Namusluların canazeside merkez camiinden kalkıyor. NAMUSSUZLARIN CENAZESİDE MERKEZ CAMİSİN DEN KALKIYOR.

Eşrefoğlu

7 Ağustos 2020 14:26

Ellerinize ve onlara hükmeden ellerinize sağlık olsun değerli üstadımız. Eğilip bükülmeyen bir yazı olmuş, sahibi gibi...

NE ÖNEMİ VARKİİİ

7 Ağustos 2020 12:19

İnce bir alaydır zihnimizdeki, ince bir tebessümdür kalplerimizde. İnce ince bir ateş düşer gölgemize. Kimin ALİ kimin MUAVİYE olduğu belli değil. Ayrıca eşkıya dünyaya hükümdar olamaz diyenlere ne demeli. Deyin hele hainmidir pir sultan abdal.

Sabri

7 Ağustos 2020 11:21

Şu yaşadığımız zamanda namuslu olmak suçtur. “Görüyormusun şu haini illede namuslu kalmak istiyor” her şeyi anlatıyor.

Hem namuslu ol

7 Ağustos 2020 07:18

Hem de Cemil abi gibilerden mahrum ol. Yazık bizim gibi yitiklere...

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle