Kekı’nin Ramazan Manifestosu
Neden Tahir Bey dostumu daha sık görmüyorum?" diye girdim mevzuya. Dedi ki bana: “abime bende sormuştum bir gün neden beni görmeye gelmiyorsun?' diye. 'Neden geldin yine?' sorusunu hiç sormayasın diye’ cevap vermişti. Tamda Kekı’nın vereceği kısa ve özlü cevaptı.
Benim gibi yakın tanıyanlar ona Kekı derdi. Abdurrahman ismiyle hitap etmeyeli bir hayli zaman olmuştur.
Kekı; az, öz ama vurgulu konuşurdu. Ortalama bir insanın bir gündeki kelime sarfiyatı Kekı’nin neredeyse bir aylık cümlelerine eşit sayılırdı.Tahir bey dostum “ne okudum ne bildimse berhava. Sükût kelâmdan önce gelmeli ve kelâm, iletişim yolculuğundaki en son durak olmalı. İnce bir sırdır tefekkür ve susmakla başlar” metaforuyla Hz. Zekeriya’nın sünnetine uyup “savm-ı samta (suskunluk orucu) girince, Kekı de kendini kitaplara vurdu.
Onu, toprağı altına çevirmeye çabalarken her yanı toprak kokan Orta çağ simyacıları gibi her tarafta kitap yığılı fildişi kulesinde buldum. Ramazan arifesinde yevm-i şek günü dinlemesem “Ramazan yanmaktır” deyip oda bir ay hem Ramazan orucunu hem susma orucunu birlikte tutacaktı. “Abdest nedir bilir misin Hocam?” diye sordu. Sonra cevap vermeme fırsat bırakmadan kendi cevaplandırmaya başladı:
Abdest kelimesi ise Farsça âb (su) ve dest (el) kelimelerinden oluşan ve “el suyu” mânasına gelen birleşik bir kelimedir. Abdest, Arapça ’da “güzellik ve temizlik” manasına gelen vudû’ (وضوء) kelimesiyle ifade edilir. Konuyla ilgili birçok hadiste zikredilen vudû’ Kur’ân-ı Kerîm’de geçmez. Kur’an’da temizlenme ve arınmayı genel olarak ifade eden kelimeler zekâ (زكى) ve tuhr (طهر) köklerinden türemiştir. İkinci kökten türemiş olan kelimeler bazı yerlerde maddî temizlik manasına gelirse de her iki kökün müştakları daha çok manevi bir arınmayı ifade eder.
Toprak, boyumuzun ölçüsünü almadan seccadeye boyunun ölçüsünü vermek gerek. Onun için önce abdest gerek. Zamanın sahibi ALLAH, “Şehri Ramazan” dedi Hocam. Bedeni temizlemek için abdest aldığımız gibi Ramazan’la da ruh temizliği abdestine ulaştıran ALLAH’a hamdü senalar olsun.
Ramazan’da kalbine abdest aldırasın diye zikri (Kur’anı) nazil etmeye başladı. Malını temizlesin diye zekâtı bu ay dağıtır mal sahipleri. Bin aydan daha hayırlı Kadir gecesinde geçmişine abdest fırsatı yaratan Rabbimize hamdolsun. Kapı açık. Dua, kapı çalmaktır. Sonrasına karışmak, haddi aşmaktır.
Bilirsin, Ramazan hilalle başlar. Bu yılda gümüşten yay halli hilal ile başladı tabiat ruhunun kendini açığa çıkarması. Bundandır ki bize, gündüzü ve geceyi anlamlandırmak için iftarı ve sahuru derin sembolleriyle ve yaşatarak insan olma üstünlüğünü kavratan aydır Ramazan. Tabiat incelir bu ayda. İnsanda oruçla yüklerini atarak incelir. İncelir ki karartıların sisle örttüğü kalbe abdest aldırıp temizlesin.Pak olunca saflaşır o vakit ışıldar insan kalbi ve ancak o zaman öteleri görüş ve ötelere erişin ontolojisini yani varlık nedenini düşünebilir.
Oruç, yaşadığımız günlük ve gündelik hayatın bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu,” küllü nefsin zaiketül mevt (her nefis ölümü tadacaktır)” hakikatini sahurda doğuşla başlatır. Hay olandan bahşedilen hayat oruçlu olma halidir.
İftar Yemeğe saldırmak değil, takvayı aramaktır. Yokluğu, kıtlığı hatırlarken önündeki nimeti bahşedene teşekkür etmektir. İnsan olma nimetini, kıymetini hatırlayarak şükretmektir.
fıtra- fıtrat- iftar... Bu kelimeler, oruçtan çıkıldığında nefsin yarılıp insanın ortaya çıkmasını anlatır.
İnfitar, yarılmaktır. Oruç şu topraktan yaratılmış canı çapalamak, bellemek, alt üst ederek fıtratını ortaya çıkarmaktır. İftar meşakkattir. İnsan orada "yarılır". Onun için oruç müminin kalbinde iftar eder Hocam. Eğer yoksa bu tefekkür, aç kalmak ibadeti anlamamaktır.
Koronadan sakınmak için nasıl hayati bazı faaliyetleri öteleyip sıhhat önceliyorsak, Oruç, dereceler halinde, belli sürelerde dünyanın tatil edilmesi demektir insan için. Oruç tutun sıhhat bulun ( صوموا تصحوا) mahiyetli hadis uyarısı sanki bugün için denilmiş değil mi?
Ramazan boyunca yerçekimi etkisini azaltır. Hafifler vücut, barını atar. Namazla, duayla birleşince oruç, büsbütün renklenir. Vücut güçlenir, taze kan gelir. Nasıl ki kalp biyolojik olarak kanı temizler, ruhun kirlerini de Ramazanda temizler. Ve temizlik imandandır. Bu deverana abdest deyişim bundandır. “Oruçla, namazla, zekâtla, kalp, kalb olur. İmandan amele amelden imana, davranıştan inanca sürekli bir akış, Ramazan ayının sağladığı bir kan dolaşımıdır.
Ramazanın ruhunu profanlaştırarak (içini boşaltma) dini ayine çevirdiğimiz geçmiş ramazanları hatırla hocam. Hani Ramazan’la değişmek yerine Ramazanı değiştirme telaşı…
Mübarek ayı, ibadet ayından eğlence ayına maniler, otellerde iftarlara çevirdiğimiz haramzade tekkesi belediye çadırlarında show iftarlarını hatırla. Bu yıl bunlar yok. İbretlik olan bir şey bu. İlahi korkudansa görünmeyen bir virüsün korkusu bu yanlışları yaptırmadı. Gel de bu kudrete hayran kalma. Şimdi paklanma fırsatı, öze dönüş vaktidir vesselam.
Sözlerini burada tamamladı Kekı. Zindana atılınca neredeyse hiç konuşmayan Hz.Yusuf, zindan hayatından sonra Allah’a dâvet eden (36-41. yetler) bülbül olmuş, şakımaya başlamışsa, Kekı’yı de ümit var mütedeyyin ve konuşkan gördüm. Sanki bunu ona sesli söylemişim gibi müsaade isterken “bize tembih edilen ya hakkı konuşmak yahut susmak değil miydi? Tabi ki haksızlık karşısında susmak değil değil mi?


