--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İlim Aklın İbadetidir

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
4

Kanunî dönemi müderris filozofu Taşköprülüzade, “Miftahu's-saade ve misbahu's-siyade” eserinde, "İlim aklın ibadetidir". Der. İhsan Fazlıoğlu Hocamız bu cümleden hareketle şöyle der bir yazısında: “Seleflerimiz bu cümleyi kendilerine ilke edinerek 'Bilgiyle meşgul oldular; çalıştılar; temsil ettikleri hakikatin omuzlarına yüklediği yükü taşıdılar; bu hakikatin hem saadet cihetini hem de siyadet cihetini -gerektiğinde- beraberce ele alıp yürüttüler. Nitekim hem Şeyhu'l-ekber İbn-i Arabî hem de büyük âlim İbn Teymiyye irfan ve ilim vadisinin en ince kıvrımlarında at koştururlar iken Saadet’i; Biladu'ş-Şam'da, Anadolu'da, dağlarda gençlere Moğol istilacılarına karşı savaş eğitimi vererek de siyadet'i - hocanın siyadetten kastı efendilik, beyliktir- hedefliyorlardı. Çünkü biliyorlardı ki siyadet'i olmayan bir medeniyetin saadeti de olmaz, olamaz.”

‘İlim, akıl ibadet’ bu üçlüyü Hocanın bıraktığı yerden devam ettirelim.
Aklın, ilmin ve ibadetin iman ehli için yoğun olduğu bereketli günlerdeyiz. Bu Ramazanın şanındandır. Aklı olmayanın ibadet sorumluluğu yoktur.

Pek tabiidir ki aklı örtülmüşte ilim aranmaz. İmanın zıddı Küfr kelime olarak örtmek, gizlemek manasına gelir.

Vahye muhatap olan insan ilme muhat kılınır. Akletmesi gerekir ki itaat etsin. Bu düşünceyle gerçekleşir. Düşünmenin merkezi kalptir. Ondandır ki işittik ve itaat ettik deriz.

İmanın tanımı o nedenle kalb ile tasdik dil ile ikrardır. Her işiten itaat eder mi? Etmez. Öyle olsaydı herkes iman ederdi. Zira kalbin akletmesini örten(küfr)perde, imanı engeller.
İlim bir tasniftir(sınıflama). İlim, akıl, ibadet üçlüsü ibadet merkezli olarak ilerlerken yeni tasnifi zorunlu kılar.

Bu tasnif fürû-i fıkhın temel üç bölümü olan İbadet, muamelat, ve ukubattır.

İslâmî literatür genelde ibadeti, insanın, hayatını daima Allah’a karşı saygı ve itaat bilinci içinde sürdürmesi şeklinde tanımlarken buna kulluk duyarlılığını ekler. Kulluk duyarlılığı içinde de ubûdiyyet ve ubûdet terimlerine yer verir. ubûdiyyet “kulun Allah’ın yaptıklarından memnun olması”, ibadet ise “O’nun razı olacağı işleri yapması”dır.

Râgıb el-İsfahânî Müfredat adlı sözlüğünde ibadeti “alçak gönüllülüğün en ileri derecesi”, ubûdiyyeti ise “alçak gönüllülüğün dışa vurulması” şeklinde açıklamakta, dolayısıyla ibadeti ubûdiyyetten daha önemli görmektedir. Buna göre ibadette belirli davranış şekilleri öne çıkarken ubûdiyyette ahlâkî ve mânevî öz ağır basar.

Muamelat; Geniş anlamıyla fıkhın ibadetler dışında kalan kısmını, dar anlamıyla daha çok mal varlığına ilişkin hükümleri ifade eden bir terimdir.

Ukubat; İslâm hukukunda şer‘î olarak belirlenmiş yahut yetkililerin takdirine bırakılmış bütün cezaları ve ibâdât ile muâmelâtla birlikte fürû-i fıkhın temel üç bölümünden birini ifade eden bir terimdir.
Bu ön bilgilerden sonra “kişinin aklı görünür eserinde” ifadesini şöyle yorumlayalım; Bu tasnifleri içinde barındıran ibadet akıl sahipleri içindir. Onun için ulema ibadeti ;

İbadetin Ahkâmı

İbadetin adabı

İbadetin esrarı

Biçiminde tasnife tabi tutar. İbadetin ahkâmı derken; Namazın ahkâmı (ahkamü's selat) Haccın ahkâmı (ahkamül hac), Orucun ahkâmı (ahkamü's sevm) gibi bu ibadetlerin yapılış şeklini ihtiva eden hükümlerden oluşur. Yani Namaz nasıl kılınır, oruç kimlere farzdır? Haccın şartları gibi durumlar ibadetin ahkâmı içinde yer alır.

İbadetin adabı; her hâlin bir edebi erkânı vardır ve her hâlin iyiliği edeple muhkemdir. En kuşatıcı edep ise Allah’ı tazimdedir ve bu edebin tezahürleri insanın her hâlinde kendini gösterir. Riyadan uzak ibadet adaptandır. Namazın adabı; örneğin namaza durmakla Allah’ın huzuruna alındığını, bu yakınlaşmaya her şeyden daha çok muhtaç olduğunu bilmenin ciddiyetidir. Orucun adabı örneğin; Dili yalan ve gıybetten, kendisini ilgilendirmeyen hususlara müdahaleden alıkoymaktır.

İbadetin esrarına gelince; İslam düşüncesinde sufi anlayış bu minval üzere hareket eder. İbadetin esrarı ondaki hikmeti ifade eder. Örneğin “kadir suresi bin aydan daha hayırlıdır” ayeti ibadetin esrarındandır.

Yukarıdaki izahatlar adetlerle ibadetlerin karıştığı bir ortamda Oruçla ilgili düşünceleri ifade etmek için bir temellendirme olarak görebilirsiniz.

Bir sonraki yazı bu parametreler üzerinden orucun ne olup ne olmadığı üzerine düşüncelere hasredilecektir. Kuuvei nütkiye(aklın gücü) kuvve-i şeheviyye (şehvetin gücü, kuvve-i gadabiyye (öfkenin gücü) ile oruç/ savm (tutma) fıtrat, iftar ilişkisinden devam edeceğiz.

akıl'da/akletmede tatil olmaz; ibadet tatil kaldırmaz, ilim tatile çıkmaz.

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mehmet Ali

5 Mayıs 2020 08:15

Üstad kaleminize sağlık. Yazıda hep bir sebep aradım. Sona yaklaştıkça ümidim azaldı. Şu paragrafı okuyunca eksik parça da yerini bulmuş oldu; "Yukarıdaki izahatlar adetlerle ibadetlerin karıştığı bir ortamda Oruçla ilgili düşünceleri ifade etmek için bir temellendirme olarak görebilirsiniz."

Ahmet

4 Mayıs 2020 14:39

Yazi Ducane cündiogluna da cevap mı onu anlamaya çalistim. İbadet düşunceyi engeller diyor bugunlerde ram tersi bir tez üzerinden daha sağlam gitmis yazi

Sabri

4 Mayıs 2020 04:11

Bahsettiğiniz konular çok önemlidir. Konuyu biraz daha açarsanız iyi olur. Teşekkür ederim.

Murat

4 Mayıs 2020 04:04

Yine sağlıklı, önemli ve ders alınması gereken bir sohbet, teşekkürler...

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle