--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ey insan Siyasetin Evveli Ve Ahiri

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
3

Ey insan;

Gördüğüm ve bildiğim o ki insanın bütün çabasının aslında kendini bilmeye dönük olduğudur. Garip olan şey, biz insanların arayışta olduğumuzu ve neyi aradığımızı bilemeyişimiz.

“Kendini bilen nefsini bilir. Nefsini bilen kendini bilir/men arefe nefsehu feked arefe rebbehu” hadis olarak galatı meşhurdan bu ifade de geçen “nefs” Arapça'da , “ruh” anlamında da kullanılır. Ayrıca nefsin, sonraki dönemlerde kazandığı "benlik", "kendilik" anlamını da içerir. Nefsini bilen, yani ruhunun zenginliklerini ve bir emanet olarak "benlik"i bilen Rabbini bilir.

Ehli irfan der ki; insan, kendisini ancak, nefsinde tecelli eden ilahi isimlerin tezahür düzeyine göre bilebilir. Nefsinde ne düzeyde Esma-yı Hüsna tecelli ediyorsa,insan o seviyede bilecektir.

Anladığım o ki ey insan;

kâinat, habbeden kubbeye, zerreden küreye bir diğerini besleyen, birbirine bağımlı bir o kadar bir diğerinin zıddı ama vahdetle (birlikte/tek) vardır.

o vakit bu ayet bize yol haritası çizmez mi?

 “ Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkâr edenlerin zannıdır(Sad:27) “

Allah(c.c), fizik ve metafizik yasalarını sanki şu ontoloji üzerinden düşünmemizi ister.

Nasıl ki en küçük yapı taşı atomu anlamlandırmak için elektron, nötron, proton, quarka ihtiyaç duyarsın. Dünyanın deveranında da her canlı suya, su göğe, gök güneşe ihtiyaç duyar.

Bilesin ki ey insan;

Paganist (müşrikçe) tutum, bir bütünü sadece bir parçayla izaha kalkışır. Gözü kapalı birinin filin hortumuna dokununca “bu hortumdur” Ya da ayağına dokununca “bu sütun gibi bir şeydir” deyip, gözleri açıldığında “bu fildir demesi” gibi, “bütün” parçalar birlikte olunca adı konulandır. kâinatı anlamlandırmak için kozmostaki (evren) canlı cansız yapılar birlikte ele alınırsa ilişkileri de anlaşılabilir. 

 Doğa yasaları gibi sosyal yasalarda böyledir.

Kısayı anlatmak için uzuna, şişmanı anlatmak için zayıfa, gündüzü anlatmak için geceye, toplamı anlatmak için çıkarmaya, çarpmayı yapmak için bölmeye, hakikati anlatmak için batıla/ yanlışa ihtiyaç duyulur. İyilik kötülük karşısındaki duruşuyla değerli olur.

Ey insan;

Bizim sosyal yasalarımızın kaynağı bir ve bütündür. Yani tevhittir.

İnsanlık hayatının Sentaksı (söz dizimi), fonetiği (ses bilgisi), morfolojisi(biçim bilim,) birlikte olduğunda semantiği (anlam bilim) verir.

Ve siyaset yasaları bundan beri değildir.

İnsanı bütün olarak almayan siyaset, toplumu da bütünüyle izah edemez.

Siyasal yasalarımızın kaynağında da bu sosyal yasalarımız vardır.

Çünkü biz maşuku bile aşkı ile tarif eden derin bir ananeye sahibiz.

Bizim aşk estetiğimiz kendini arama metaforudur. Bir arayıştır, bir buluş değil.

Zira bizim kavramlar dünyasında sevenle sevilen aynı şeydir.

Biz birleştirmeyi severiz. Ayrıştırmayı ve ötekileştirmeyi değil.

Bizde aşk ile güzellik aynı şeydir. Yaratanı sevince yaratılanı da severiz.

Biz birleştirmeye çalışmışız tarih boyunca, teferrükçülük yap/a/mayız.

Biz cemi (toplamak) severiz, camiye aşığız, egoistliğe, bireyciliğe değil.

Biz bir olunca diri olacağımızı bu kadim geleneğimizden öğreniriz.

Ne diyordu Piri Mevlana;

“ni men menem-ü ni tü tüi ni tü meni

hem men menem-ü hem tü hem tü meni.

men bat ü çunanem ey nigari huteni,

kender galatam ki men tü em ya tü meni

(Ne ben benim, ne sen sensin, ne sen ‘ben’sin

hem ben benim hem sen sensin, hem sen ‘ben’sin.”

Ben seninle o haldeyim ki -ey güzel sevgilim

ben sen miyim, yoksa sen ben misin bir türlü kestiremiyorum)

Edebi geleneğimizdeki vahdeti üstat Sezai Karakoç’un Mevlana’nın tek başına anlaşılamayacağına dair şu ifadesi izhar eder.

“Şems Bir soruydu

Cevaptı Mevlana

İkisi benziyordu kişinin kendisiyle yaptığı bir konuşmaya”

Ey insan;

Siyasette de Devlet, Millet ve aralarındaki dil uyumu organikse orada adaletten söz edilebilir.

Milletsiz siyaset, millete rağmen siyaset olmaz.

Muhalefet ise, millet ve devlet arasındaki uyumsuzluğu dile getirirken meşveretin olmazsa olmaz kanadını temsil eder.

Milletsiz Devlet payidar olmaz.

Devlet milletiyle var olur.

Millet Devletiyle yaşar.

Milletin sözü vardır, Devletin yasası.

Siyasette, devlet ve millet arasındaki dili üstün kılan doğduğu kaynağın gücüdür.

Zira dil, size özgü algılamayı teşhir eder.

Ve bizim medeniyet dilimiz Kur'an'dan neşvü nema bulan tevhittir. Tevhid etme bu bağlamda milletimizin Devlet töresi halindeki dilidir, olmak zorundadır.

Bizim medeniyetimizin kurucu dil kaynağı olan tevhid dili nezaketli ve saygındır. Her insana özel ve biricikliğinden ötürüdür ki fizik ve metafizik derinlikle âlem olarak vasıflandırmışız. İktidar ve muhalefet sorumluluğu Milletin bu kadim diliyle örtüşmeyi gerektirir. Bir medeniyet kullandığı kelam ve kalem ile yâd edilir. Dil, ya nurdan bal damlatır ya şerden kem.

Batı medeniyetinin ve her haliyle siyasetinin pınarbaşında; yunan mitolojisi, şirk paganizmi, Roma ve tahrif edilmiş İncilin dili vardır. Taklidin sonucu parçalanmış siyaset, parçalanmış aile, parçalanmış toplum parçalanmış eğitim ve paramparça olmuş insan demektir ki bu sünnetüllahın fizik, metafizik gibi sosyal yasalarına aykırı bir arayışın sonucudur.

Unutma ki ey insan;

Cehenneme giden yolda iyi niyet taşlarını döşeyen insanların ayak izleri vardır.

Siyasetin evveli de ahiri de bu.

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Adana Erdoğan

24 Şubat 2020 17:53

Cehenneme giden yolda iyi niyet taşlarını döşeyen insanların ayak izleri vardır. Fazla söze gerek yok

Murat

24 Şubat 2020 12:52

Bozulan benliklerimizle beraber, siyasetin evveli de ahiri de bozuluyor ne yazık ki!!! Herkes “bizden” bi haber...

Dayı

24 Şubat 2020 11:55

Selamün Aleyküm Devlet olmanın dört şartı vardır - toprak (vatan) - insan. (Millet) - bürokrasi (yönetim) - sistem (ideoloji) İşte bizim siyasetimiz budur sisteme kendi inancımızı yerleştirmek devlet millet kaynaşmasının temeli de budur. Bizim siyasetimizin evveli de ahiride bu olmalıdır.Allah’ın yarattığı dünyayı onun kanunlarıyla yönetmek Allah’a emanet olunuz

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle