Düş/ün Hakikati
“4-Bir gün Yusuf, babasına demişti ki: ‘Babacığım! Ben rüyamda on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederken gördüm.’
5- Babası, ‘Yavrucuğum’ dedi, ‘Rüyanı sakın kardeşlerine anlatma, sonra sana tuzak kurarlar! Çünkü şeytan insana apaçık bir düşmandır.6- Anlaşılan böylece rabbin seni seçecek, sana rüyada görülenlerin yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetini tamamladığı gibi sana ve Ya‘kūb soyuna da nimetini tamamlayacaktır. Kuşkusuz rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.’
43- Kral dedi ki: Rüyamda yedi arık ineğin yedi semiz ineği yediğini gördüm. Ayrıca yedi yeşil ve bir o kadar da kuru başak gördüm. Efendiler! Eğer rüya yorumluyorsanız, bu rüyamı da bana yorumlayın.
46 - Ey Yusuf, ey doğru sözlü! Bize şunu hallet: Yedi semiz ineği, yedi cılız inek yiyor. Ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak. Umarım ki, o insanlara doğru cevap ile dönerim, onlar da (senin kadrini) bilirler." Yusuf Suresinden
Yusuf için kuran-ı Kerim, “Ehsen’ül Kıssa (hikâyelerin en güzeli)” der.
Arap şiirinde “Beyt’ül Hazen (hüzünler evi)”dir Yusuf.
Oğlu Yusuf’tan ayrı kalmanın verdiği acı ile gece-gündüz ağlayan Hz. Yakup, halkın rahatsız olması nedeni ile yerleşim bölgesinden uzakta bir odacık inşa eder. Burada yüzünü duvara dönüp ağlar. Ağlamaktan gözlerini kaybeder bu kulübede. Fars şiiri, bu odaya "Kulbe-i Ahzan (hüzünler kulübesi)” , Divan şairleri de firaka/ayrılığa “Kulbe-i Ahzan” dediler.
Yusuf (as) ın kıssası bir düşle başlar Yusuf suresinde.
Rüya kelimesi, görünmeyen bir âlemden “düştüğü” için ona “düş” demiş olmalıyız. Benzer bir durum, Arapça “vâkı’a” kelimesinde de söz konusudur.
Yusuf (as) kıssası her yönüyle sanat ötesi eserdir. Düş ve Hakikat birlikte muhteşemdir.
Te’vilül Ehadisten Yusuf’un (as) düşü bir hakikattir. Bu düş, modern dönem psikologları Freud ve öğrencisi Jung’ın düşten anladıklarından ötededir.
Sembollerde, işaret eden ve edilen de hakikattir.
Kuyu hakikattir. Sembol edilen dünya zindanı da hakikattir. Kabala, Elam, Babil, Sümer anlatılarındaki mitolojiden arınmış, Kur’an’daki anlatım haliyle hakikattir.
Üç gömlek…
Yusuf’un kanlı gömleği, Yusuf’un Yırtılan gömleği, Yusuf’un kokulu gömleği-Abdullah Yıldız tasviri ile- Hakikattir. Sembol olarak;
Kanlı gömlek; Bu dünyada İhanete, firaka/ayrılığa, hüzne, sefere, merhamete, acizliğe mağduriyete gönderme gibidir.
Yırtılan gömlek; Hayatta; İffete, ismete, vakara, iktidara ve zindana metafordur/mecazdır.
Yusuf’un kokulu gömleği; istikrar, istikamet, vuslat, sabrın ecri, şifaya, zafere işaret gibidir.
Düş hakikatle vardır. Hayal değildir. “Şairler dolaşır tenhalarında saf saf”.
Yahya Kemal’in gece şiirinde “Hulya tepeler, hayal ağaçlar” ifadesini Sezai Karakoç, “Fecir Devleti” şiirinde yorumlar:
“Halkım yanlı iki duyguyu tanıdı
Ya birini yaşadı ya öbürünü yaşadı
Fetih veya bozgunun;
İşte sırrı ulusumun.
Ya fethin zafer anıtıdır o
Gökten inmiş bir dizi güvercin gibi
Gök pusatı
Ya da yıkılmış atlar, ölüm çığlıkları
İçinden çekilen karanlık akşam
Ve güneş karanlık bir kilise gibi sönen
-Yahya Kemal mi?
-Ha evet Yahya Kemal;
Bozgunda bir fetih düşü.”
Beşir Ayvazoğlu da Yahya Kemal’i anlattığı romanına “Bozgunda Fetih Rüyası” adını verir.
İsmet özel için hakikat ve düştür Yusuf. Öyle kısaca anlatılamaz. Bablarla ayrılan Uzunca bir Yusuf şiiri yazar kitap olur “Bir Yusuf Masalı”.
“Masalın orasına gelince bir Yusuf gösterilecek
Ama önce masalı bir Şivekâr
Nasıl başlatıyor
Bilmek gerek.”
Eğer Düş, hayalden kıymetli ise bu metafizik boyutu olduğundandır..
Düşünür, düş görür önce...
Sır, düşe düşer. Düşünür, sanat aracına binerek düşe kalka sırrı âleme ayan eder. Sanat binektir ve bir hitabettir aynı zamanda. Kimi zaman bir diskur, kimi zaman edebi bir eser, kimi zaman sinema, kimi zaman bir musikidir.
Düş, düşünceyle beslenir. Düşünce de düşle. Düş izah için sanat aracına ihtiyaç duyar. Sanat ise düş olmadan vücuda gelmez.
Düş dediğimiz de düşünce ile filizlenir,
Sanatçı, düşün adamıdır. Düşler önceleri. Düşeni eserine düşürür.
Seyda-i Melayê Ceziri’nin düşünden düşen Yusuf gibi
“Bı narı dını zinhar tı yâre xu nefroşi (Dünyanın ateşinde(parasına) sakın dostunu satmayasın)
Kesı kı Yusuf fırûtiyi dû âlemda xesret ket ( Yusuf’u satanlar iki dünyaya hasret kaldılar/ zarar ettiler)”
“Düşünüyorum o halde varım” demiş R.Dekart. Oysa var olabildiği için düşünebiliyordu. Kal-u bela düşü düşmeseydi düşüne, düşünebilir miydi böyle?
Dünya hakikatten düşmüş bir surettir.
Ve dünya bir düştür…
Budur Hakikat…
Yusuf’ta bir düştü. Geldi ve geçti bu dünyadan…
"Dehr bir bâzârdır herkes metâın arz eder (Dünya bir pazardır, herkes malını arz eder)
Ehl-i dünyâ sim ü zer ehl-i hüner fazl ü kemâl" (Dünya ehli gümüş ve altın, bilginler erdem ve olgunluk) Fuzûlî
Altını mizana koysan topraktan hafif kalır. Kimi altını kimi toprağı düş görür. Kimi düşende düş görür.
Düşü tabire yorsan gönle ağır gelir.


