Dalkavuk Tiranlığı
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
(Necip fazıl Kısakürek)
Kendinden kuvvetli bulduğu birinden çıkar sağlamak için ona yaranan; yalakalık, yağdanlık, çanak yalayıcılık yaparak o kişinin de âlâlok (hindi) gibi kabarmasına sebep olan, gâvur pasıyla ciğeri beş para etmez; kimliksiz, kişiliksiz ve karakter yoksunluğuna dalkavuk denmiş.
Dalkavukluk mesleği tarih kadar eski bir meslek olup, bu yaltaklanma mesleğinin icra-i sanatını eyleyene dalkavuk denir. Dalkavuk sıfatının/kelimesinin filolojik tahlili uzunca bir akademik çalışma gerektirir (!). Divan edebiyatı, eşanlamlı olarak müdâhane kelimesini kullanılmıştır. Zıddı adam gibi adam olmak olarak anlaşılır.
Müdâhane (dalkavukluk) etmese idi zâlimlere âlimler
Hîç zulmedebilir mi idi mazlûmlara zâlimler
(Hattat: Yusuf İzzeddin)
Dalkavuğun dürüstü olamaz. Zira dalkavukluğun dürüstlüğü, kendisine ihanettir. Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün getirdiği çıkardan daha fazla ise ve eğer bir memlekette dalkavukluk dürüstlükten fazla prim buluyorsa o diyar batmıştır. Ağlayanı yoktur. Ağyara yar olmuştur mehasin.
Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmekse ya dilsizlikten ileri gelir yahut hasetten.
Kemal Tahir, “Dalkavuk, efendisini boynu bükerek aldatır” derken pirimiz Neyzen Tevfik “yağcılık, her türlü sosyal ilişkinin merhemidir” tespitinde bulunur. Nihal Atsız’ın yakın tarihîmizde devlet ricalinin hali pür melalini ironi olarak ele aldığı “Dalkavuklar Gecesi-Z Vitamini” romanının arka kapağında şu yazılıdır:
“Bu gecenin kahramanlar gecesi olduğunu unutuyorsunuz...
Hangi kahramanlar gecesi? Kahramanlar öldüler. Bu gece dalkavuklar gecesidir.”
Tek parti diktatoryasının hüküm sürdüğü, ülkede kimsenin gıkını çıkaramadığı yıllarda yazılmış bir roman olarak, muhtevasındaki tenkitlerin dozu biraz fazla kaçmış görüntüsüyle devrin ricalini amansızca eleştirmesi, romanı önemli kılan unsurdur.
M. Akif İnan’ın ‘Dalkavuklar Sultası’ başlıklı yazısında der ki : ‘‘dalkavukların meydanları doldurduğu, su başlarını tuttuğu, yakın dönem dalkavuklarını fersah fersah aşmış bulunan, bir vakte gelip dayanmıştır toplumumuz şimdi.’’
Bir tufeyli familyasından olan dalkavuk, büyük siyasal organizasyonlardaki fiktif boşluklarda hemencecik filiz verir.
Modern siyasal algoritmada tanımlanmaları zor olmamakla birlikte bütün dalkavukların ortak özelliği dalkavukluklarını inkâr etmeleridir. Bir diğer özellikleri insanların eteklerine yapışarak hatta el etek öperek yükselme gösterebilmeleridir. Binbir surata bürünebilen, bukalemuna rahmet okutan renk değiştirebilme meziyetiyle bu hayvancağızlardan siyaset arenasında rastlamamak imkânsızdır.
Davul ve teneke ritmine göre hareket edebilme özellikleri ayrıca takdire şayan olup, uygun ortam ve şartlarda fotoğraf karesinde belirler. İnsanı ve insanlıkları ucuza alırlar ve ucuza satarlar. Kendi boylarını uzatmak yerine bütün vakitlerini başkalarının boylarını kısaltmaya harcarlar. Öptükleri eli, hizmet ettikleri yerleri kimselerin kapmaması için insanüstü gayret gösterirler. Hayatları boyunca sahip olamayacakları değerlere sahip olanlara kin kusar, tezgâh kurarlar.
Bilgi, yetenek ve zekânın görmezden gelindiği yerlerde varlıklarını sürdürebilen bu kapıkulu geleneğinin temsilcileri için şahsiyet ve kişilik anlamı bilinmeyen ucube kavramlardır.
Üç temel prensibe göre hareket ederler. Birincisi; “hedefe giden her yol mübahtır”. İkincisi; “gemisini yürüten kaptandır”. Üçüncüsü; “ erdemli hareketlere veya kişilere en çok saldıran bir adım öndedir”. “Omurgasızlık” kutsal kitaplarının adı olup, artistik patinajcılara taş çıkartarak cumbalak atmaları, yağmurun yağdığı yere tarlayı taşımaları, temel itikadi esaslarındandır. Bütün kutsalları şahsı menfaatleri için kullanmak ve tüketmek, tek sermayeleri olan yağdanlık ve yalanı iyi becerebilmek onlara sınıf atlatan yegâne unsurdur. Tek toynaklılar cinsinden boyları ve sesleri olmakla birlikte kanatlı memeliler grubunda zikredilirler.
Ansiklopedilerin ısrarla yazmadığı dalkavuk hayvanı, kültürden kültüre fark göstermekle birlikte her coğrafyada iklim şartlarına uygun kostümü ile kertenleyen kele ve kertelenmeyen kele olarak üst bir tasnifle adlandırılır.
Anadolu da soytarı olarak anılan dalkavuklar politikacıların hazzettiği ve değer verdiği bir cins olarak aramızda semirmeye sömürmeye ve dolaşmaya devam etmektedirler.


