--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Corona Tıp, Felsefe ve Edebiyat -2-

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
9

Corona ile Türkiye sinefobi (çin kültür korkusu) reaksiyoner alanlı günlerden geçti. Sonra kriz sosyolojisine yakalandı. Bugün ise biyopolitik bir çerçeveyi anlamaya çalışıyor. Takozlar odası hariç, tüm sağlık çalışanları başta olmak üzere herkes bu kriz sosyolojisinden çıkış için öncelikle virüsü insan bedeninden kovmanın mücadelesini veriyor.

Geçmişte felsefe ve tıpla meşgul olanlar mal (servet) değil, olgunluk (kemal) peşinde koşmuş ve evrenin sırlarına ulaşmaya çabalamıştı. Filozoflar bunu düşünce (tefekkür) yoluyla, hekimler ise insan anatomisinin deryasında yüzerek yaptılar.

Martin Heidegger, “Düşünmek Ne Demektir (Was Heisst Denken)?” adlı metinde “bilim düşünmez” derken bugünkü bilimin kendisini düşünmemesinden hatta düşünememesinden şikayet eder. Heidegger, düşünmeyi bizzat bilimin selameti için gerekli görür. Tıp eğer bir bilim ise, felsefe de düşünme ise tıbbın kendi yaptığı üzerine düşünmediğinden hatta düşünemediğinden söz etmek bir bilim felsefesinin alt kategorisi olarak tıp felsefesi yapmak demektir.

Bilimin düşünemediğini hele de tıbbın düşünmediğini düşünenler küresel hegemonyanın formunu pekâlâ tıp üzerinden yapabilirlerdi! Bunun ne anlama geldiğini anlamak için geçirmekte olduğumuz kriz sosyolojisini aşağıda anlatmaya çalışacağım paragraflarda bulacağınızı ümit ediyorum.
Devam edelim.
Geçmiş dönemlerde felsefe; ya bir kişinin felsefesi, mesela Aristoteles’in felsefesi, Farabi’nin felsefesi diye, ya da bir dönemin felsefesi, mesela İlkçağ felsefesi, Ortaçağ felsefesi diye ayrılıyordu.

Konu merkezli felsefe en genel anlamda teorik ve pratik felsefe olarak ayrılıyordu. Bu iki alan da genel olarak dört başlık altında ele alınıp inceleniyordu: Mantık, fizik, metafizik ve etik/ahlak. Bu dört alan daha sonra epistemoloji (bilgi), ontoloji(varlık) ve aksiyoloji (değerler) olarak üç başlık altında incelenmeye başlandı. Bugün sistematik felsefenin rağbet görmediği aşikâr. Cemil Meriç’in ifadesiyle “düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı” bir dönemde esasında bugün en çok ihtiyaç duyulan şey kadim bağlamından kopmadan “hikmet” yani “düşünce” yani “felsefe”dir. İhtiyaç duyulan ise bilgi ve düşünce insanı. Bilgiçlik ve hokkabazlık yerini bilgi ve aşkın bir ahlaka bırakmadan bunu başaramayacağız.

Temel yol haritası;
اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ غَفُورٌ…

Kulları içinde Allah'tan ancak âlimler korkar. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir (fatır :28).

اغد عالما او متعلما او مستمعا او محبا ولا تكن الخامسة فتهلك…
“Ya Öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma (yani bunların dışında kalma) helâk olursun”. (hadisi şerif, Taberani)

Bu ana parametreden hareketle;
“GELECEK FELSEFESİ” üst başlığıyla “İnternet ve Medya Felsefesi”, “Biyotıp Felsefesi”, “Şehir Felsefesi”, “İnsan ve Hukuk Felsefesi”, “Görsel Sanat ve Sinema Felsefesi”, “Dijital Dönem Felsefesi” “Dil- Anlatım ve Edebiyat Felsefesi” “Teoloji ve İslam” gibi yeni tanımlı alanlar üzerinden konuşmadan kriz sosyolojisinden kurtulmamız mümkün görünmüyor.

Neden sosyolojik kriz?

Bugünkü ahval hızlı bir toplumsal dönüşümü ifade ediyorsa olumlu yada olumsuz olduğuna bakmadan eşyanın tabiatına aykırı ise- ki öyle- bu bir tıpsal kriz kadar felsefi bir krizi işaret eder.

Felsefenin alt disiplini psikoloji, belirsiz bedensel rahatsızlıkları ifade etmek için “somatoform bozukluklar” kavramını kullanır. Bu kavram, çeşitli ruhsal hastalıklardan oluşan bir grubu ifade ederken alt yapısında korku ve stresleri barındıran bir rahatsızlık olarak anlaşılır.

Toplumlar önce somtoform bozukluklar için hazır hale getirildi. Şimdi ölüm gösterisi sunuluyor. Gelecekte sıtmaya razı bir insanlık ailesi var şimdi. Modernizmin getirdiği sonuç bu. Ve şimdi sadece ve sadece yaşamak için köle olmaya razı bir insanlık. Nasılda dize geldi çarçabuk.

Alın algı operasyonunun alası nasıl yapılıyor. Kimler bilmeden hipnoz davranışlar sergiliyor?

Köşe bayır bedensel uzuvları yıkamaya hasredilen tebliğler, bakterileri temizlemeye, mikropları öldürmeye yönelik tüm medyayı kapsayan konuşmalar, yazılar, uyarılar(tebliğ)… Her yerde hand sanitizer, dezenfektanlar, antiseptik mendiller, kolonyalar vs ve her fırsatta kullanılması emri (kutsal emir) …Yazılı ve görsel medyada kimyevi ürünlerin reklamları kullanım şekilleri (amel)…. Eş görünümlü/sinoptik tv kanalları sosyal medya paylaşımları (dinsel cemaat) … Temizlik endüstrisinin salgınla eşzamanlı satışa sunduğu “hijyenik jeller”, “koruyucu maskeler” ve “mikrop öldürücü sıvı sabunlar (cennet)… İnsanların tepkilerini biçimlendiren ve esasında bir tür çağdaş tecrit mekanizması öngören görsel şemalar üzerinden psikolojik illüzyon… Hayat vurgusu üzerinden esasında ölüm kaygısını işleme (cehennem)… Salgın atmosferinde, öznellikler “bulaşıcılık”, “kirlilik”, “risk” ve “saflık” kavramlarının yeniden formatlandırılması (iyi insan- kötü insan)... Sonuç; evrensel doğru olarak itiraz götürmeyecek biçimde zihinsel teslim…

Ve Coronayla, toplumun zihinsel koronerleri teslim alındı. Yeni tür psiko- antropoloji… Üstelik de çok gelişmişlik vurguları üzerinden çuvallamalar, hayal kırıklıkları… “sosyolojik kriz” dediğim bu.

Modern tıp, Gadamer’in ifadesiyle bilimselliğin hükümferma olduğu çağımızda tekniğin ve teknolojinin boyunduruğu altına girerek fronesis’ini (pratik bilgelik) kaybetmiş ve düşünmenin konusu olmaktan çıkmıştır. Tıbba yönelik modern yaklaşımın özünde var olan materyalizmin, bedeni ölçülebilir, tartılabilir ve sayılabilir bir nesne haline getirmesinden ötürü kimliği olan o oranda kişiliği yok olan, robotik bir düşüncede hayat sürdüğü için ruhsuz kaldı.

Hâlbuki “insan bir ruhtur” diyordu Pascal, “onu parçalarına ayırırsak kafa mı olur, kalp mi, damarlar mı, damarlardan her biri mi, damarların bir kısmı mı, kan mı yoksa kandaki bir salgı mı olur?” Dışarıdan salt mekanizma olarak bilinen ve sınır durumunu mekanik demontaj demek olan teşrihe getirilmiş cesedin, faniliğin resimsel anlatımı olan göz çukurları boş kafatasının teşkil ettiği, meskûn ve unutulmuş, içeriden açıklık, enerji, tansiyon ve arzu olarak, aynı zamanda da etki, suç ortaklığı ve aşinalık olarak yaşayan bedene karşıt olan bu şey-beden, seyircinin dünyayla ilişkisinin bedene uzanmasının bir sonucudur. Bugün tıp felsefesi olarak karşımıza çıkan metinlerin çok büyük bir kısmının modern Batı tıbbının insana, bedene ve hastalıklara yaklaşımına karşı bir itiraz ve isyan görünümünde olmasının en önemli sebebi tıbbın mezkur manzarasından kopmasındandır.

İnsanlığın gelecek için İdeolojisiyle değil, ürünleriyle var olan malumatfuruş/bilgiçlikten ırak, küresel çapta düşünebilen ehli hükemâya ve yeni felsefi anlayışlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ertuğrul

1 Nisan 2020 22:05

Güzel olmuş Teşekkürler

ATATURKCU HIDIR

1 Nisan 2020 10:40

5G nin insan vucudunda ve hucrelerinde bagisikligina yonelik olusturabilecegi mutasyona bagli olan ya da sadece fiziksel olan yikimlardan once onu sosyal alanda cokerterek ele gecirip kolelestirecegi kesindir.Zaten 5G nin en onemli sonucuda bu olacaktir:Butun insanligin insan ciftliklerine kapatilmasi ve asamali bir sekil de fiziksel olarak yok edilmesi.Cunku insanlik zaten 20. y.yilin basinda yuzde yuz uydurulmus yalanlar uzerine kurulu aydinlanmaci materializm felsefesiyle yok edilmisti ve ilimunati geride kalan posanin nasil likvide edileceginin projelerini gelistiriyordu.Bu calismalarinda da baya ilerleme saglayip sona yaklasmis gibi gozukuyor.

şenay doğan

30 Mart 2020 16:31

öğleden önce yattım...uyuyakalmışım...rüyamda mahmut ustaosmanoğlunu gördüm...

Cihat

30 Mart 2020 16:05

Çok güzel izah etmişsiniz.

Sabri

30 Mart 2020 11:43

Görünen o ki, çok şey değişeceği gibi tanımlarda değişecek. Ancak bu hegomanyayı oluşturmaya çalışanlar insanların basiretsizliğinden istifade ediyorlar. Sayın yazar size teşekkür ederim.

şenay doğan

30 Mart 2020 09:25

ya rabbii ibrahim as yanıma geldi...dedim ki keler ibrahim asa küfretti ama Muhammed mustafaya teslim oldu...ibrahimin as yapamadığını Muhammed Mustafa yapacak...muhammed Mustafa geldi...inanmadılar...dedim ki ya rabbi...mucize yeter'iince açık değil...daha açık mucizeler kör göze parmak uyarılar gönderdin...inanmadılar dedim ki ya rabbi kalplerine kilit vurmuşsun...hele çöz o kilidi bak nasıl inanıyorlar...bopla yıktıkları dünyalara ulaştırdıkları bir lokma ekmekle övündüler...görün bakın nasıl da mazlumlara sahip çıkıyoruz allah bizi her beladan koruyacak dediler...virüsle konuştuk ve ona izin vermedik dediler...virüs onları dinlemedi...bopla yıktıkları dünyalara taşıdıkları ekmek onları beladan korumadı...teyzem rüyasında habibini nuhun gemisinin oturduğu yerde gördü...uyanmadım ya rabbi zalimlerden intikamımızı hidayetleri ile al dedim...ama nuh kıyamete kadar yaşasalar iman etmeyeceklerini görmüştü...rüyalarına girdin...saraylarını başlarına geçirdini gösterdin onlara yalvardım saman onları ibrahim bin ethem yap diye...en sonunda karınları tokken yapacakları acıkınca da yiyecekleri helvadan put yaptılar...bu hepimizin ilahı ve salameti yapacaksınız onlara dediler...affet beni...merhamette kimsenin önüne geçmesi mümkün değilken senin şanının saraylarının başlarına geçmesi olduğunu akledemediğim için....nasuh tövbemi kabul eyle...artık duam saraylarını başlarına geçir ve enkazı üzerine habibinin binasını inşa et olacak ya rabbi...allahım bizi mahçup etme....allaha emanet olun ya habiballah

şenay doğan

30 Mart 2020 07:11

Allah'ım tez yetiş allahım tez yetiş allahım tez yetiş ...ordunu ya rabbi bizi halkı zalim olan bu memleketten çıkar ve bize hayırlı bir sahip gönder diye yalvaran zavallılar uğrunda en az senden istediğim zaferle savaştır..kurban olduğum rüyasını gördüler...habibinin binasını bütün bina yapanların binasının üstüne çıkar...allaha emanet olun ya habiballah

NE ÖNEMİ VARKİİİ

30 Mart 2020 06:46

Pastafaryanist ler marketleri bilim felsefesine uygun bir şekilde boşaltıp, minarelerden okunan dualara isyan ederek, islama ve inananlara hakaretlerini çok bilimsel bir şekilde ediyorlar. Takozlar odası mı ? Onlar negrofil. Ne kadar ölüm o kadar mutluluk onlar için

Ufki uff

30 Mart 2020 05:11

Beyin devreleri yandi. Israrla farkli bakmayi basarabilen o oranda beyin yakan tezler antitezler. Beyin yaksanuzda bizim bu tür okumlara ihtiyacimiz var. İtirazlarimi kendime sakliyayim simdilik.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle