--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ben Müslümanlardanım

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
13

هُوَ سَمّٰیكُمُ الْمُسْلِمٖينَ . .. /..Size Müslüman ismini o taktı…(Hac;78)

Başkasının alın terini, gözyaşını ve çilesini araklayan, hatta şehadetlerden nesillere miras kalan cemreyi kumar masasında üttüren Kleptos (hırsız), “İslam” kelimesiyle taltif edilmiş ise en büyük Rahle-i kleptomanisini “Müslüman” ismi üzerinde yapmıştır.

Hayatını bedel olarak masaya koyanın değil, sesi gür çıkanın yiğit kabul gördüğü holiganlar arenasında gün; sağır duvarları delip geçerek Müslüman isminin gereğini yapmak erliğin gereğidir.

Kur’an-ı Kerim’de, “size Müslümanlar ismini o taktı” ayetini hafife alanlar, farklı sıfat ve isim tamlamalarıyla anılır oldular. Kimi “kapitalist Müslüman” oldu, kimi tepkisellikle “antikapitalist Müslüman” olarak kendini tanımladı. Kimi “Müslümanlardanım” diyememenin alt kültür mahcubiyet ile kendini “muhafazakâr” olarak tanımladı. Kimi geldi Kemalizm entgrasyonuna demir attı.

“La Havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim”

Havada ne siyah ne beyaz, gri bir koku… Çamura saplanmış ütopyalar sofrasında, nahak kusmalar yıldız tabaklarda fikir namına ve tasalanma yiğidim uçmağa az kaldı.

Müslümanlara ne oldu? Nedir bu şuursuzluk nar nur ile arası dilemma?

İşin mutfak kısmı şu ki;

Birinci dünya savaşında esir düşen, parçalanan Müslüman coğrafya değildi sadece. Zihinsel melekeler ve İstikbalde işgal altına girdi.

Geçen yüzyılın başından beri Müslüman ismine mazhar olanlar, her gün için bir bedel ödeyerek yaşadılar. Yetmedi neseplerini,çocuklarını ve istikballerini kokuşmuş dünyadan bir nefes daha soluma uğruna müstemlekeci paganist Batı medeniyetinin terbiyesine teslim ederek tek taraflı ödeşiyorlar.Bugün Batı(l)ının dogmalarıyla yetişen nesiller atalarına kılıç sallar oldular. Yüce manitu ulu demokrasi adına(!)

Müslümanlar kalifiye nüfusunun büyük bir bölümünü birinci dünya savaşı ve öncesi cephelerde şehit verdi.

İslam’ın taşıyıcı dili bağlamından koptu. Din İslam adıyla profanlaştırıldı.

Yeni din anlayışları istihdam edildi.

Yazı dili değişti.

Resmi tarihle hafızalar silindi.

Kökleri ile bağları kopan nesiller, zihinsel Man kurtluğa açık hale geldi.

Batı medeniyetinin saldırılarına direnebilecek unsurlar ya yok edildi ya da sindirildi.

Beyan, Burhan, İrfan mektebi kapandı. Hikmetle bağ koptu. Öznel düşünce yok oldu.

Batılı modelin (pozitivist/seküler) eğitim modeli Müslümanın ruhunu emdi. Posası kalan Müslümanlalar, ihtilaf ve fitne dilini üretmeye açık hale geldi.
İnsanı kamil mektebi İrfan/ tasavvuf; hokkabaz tarikatlara, Bilginin evi medreseler/burhan; fetva mukallitliğini aşamayan dergahlara Modern zamanların “İslamcı” hareketleri; batı travma ürünü felsefi ürünler üzerinden kafa karışıklığına temerküz etti.

Bağlar kopuktu.

Tekfir dili gelişti. Ötekileştirici dil ile mukabele adab- ihvandan sayıldı. İhtiyaç halinde şiddete açık ihtiyaç halinde psikozlara nevrozlara mübtela liderlere sürü kılındı. Kendini peygamber ilan eden dangalaklara teşneden tutunda, kendini “Kâinat İmamı” sayan ağlakçılara kadar milyonlarca nesil heba edildi.

Müslümanım diyenler, fotoğrafın bütününde devletler, kavmiyetler, milletler (Türk-Arap-Kürt-Fars) mezhepler (Şii-Sünni-Hanefi-Şafii-Selefi) çatışmacı halleriyle resim verdi.

Müslüman duvarının taşıyıcı kolonları ulema, asgari yaşam olanaklartından mahrum kılındı önce. Sonra itibardan düşürüldü Sonuçta toplumsal damarın gözden ırak mağaralarına hapsedildi.Meydan şaklabanların, hödüklerin, döneklerin, köçeklerin borazancıların fink alnına dönüştü.

İlimden yoksun kalınca siyasi meseleler öncelendi. “İtikat budur” diye bellendi. İncir çekirdeği hükmünde olmayan meseleler, imani/itikâdi meseleler gibi sunulup Müslüman kesimin öncüleri ile cumhuriyet sonrası toplumun arasına duvar oldu

Mezarlıklarda Kur’an okumasından, abdestsiz Kur’an okunup okunamayacağına, şeyh mürit ilişkilerinden mezar ziyaretlerine varana kadar birçok konu, Müslümanların kendilerinin düşünüp fark ettikleri, hayattan üremiş sorular/sorunlar değildi. Yiten nesillerini, kaybolan adab-ı muaşaratlarını, maruz kaldıkları zulmü, parçalanmışlığı, sömürüyü tartışamayan Müslümanlar; şefaati, kerameti, türbeleri, ve türevleriyle onlarca kavram üzerinden zamanı heba ettiler. İzzetlerini vakarlarını kaybedenler, suni ve politik meselelerle birbirlerini yankılayıp durdular.

Bitirilen yalnız eğtim ve irfan merkezlerinin hizmetlisi ulemanın itibarı değildi. Onlarla birlikte bin dört yüz yıldır geliştirilen İslam Medeniyetinin çocuğu, nesli, aileyi, cemaati ve cemiyeti diri tuttan terbiye, adap ve usul verme tecrübesiydi..

Müslüman toplumlar, bırakın nesillerini nasıl yetiştireceklerini, kadim medeniyetin varisleri, nesillerini yetiştirmek için geliştirilmiş usul/yöntemin varlığını dahi unuttu. İngiliz deneyciliği, Amerikan ilerlemeciliği/pragmatizmi, Alman mantık ve akılcılığı, üzerine Fransız romantizmi aykırılık halinde İtalyan/Sicilya mafyacılığının dip kodlarıyla nesiller yetiştirildi, yetiştiriliyor.

Alternatif paradigma olarak okul/medrese yapılarda çoğu kez güncelden uzak fetevalar üzerinden halihazırdaki İngiliz sömürge eğitim modelinin içine Kur’an, Arapça, Siyer ve Fıkıh v.b dersi eklemekle dindarlığın kurtarıldığını zannetti. İslam terbiyesi verdiğini sanan yapılar; Kreş, ana okulu gibi kurumlarda Hinduizmden devşirme kişisel gelişim kitapları ve bildikleri yanıldıklarına yetmeyen psikologların öneri ve telkinleriyle büyük iş yaptıklarını sandılar.

Eleştiri karşısında bunları yapmazsak “başka ne yapacağız?” kelimesi, tembelliğin korkaklığın bedel öder gibi görünmenin ve içerisine düşülen çaresizliğin ve şuursuzluğun itirafından başka bir şey değil.

Ne zaman ki kıble batıya döndü o gün bugündür Batı(l); ağacın dibini pozitivizm, hümanizm, materyalizm, sosyalizm, sekülerizm, konformizm, hedonizm gibi sular ile suluyor. Mahalleden kaçanlarda bugünlerde hortum tutar oldular. Tüm ağaç marazlı. Dallar ve yapraklar bu fikirlerle beslenip büyüyor. Tüm dallar, tüm yapraklar etkilenmiş hastalanmış durumda.

Doğu’nun çocukları, Batı medeniyetinin devşirme çocukları olarak PKK, İŞİD,ve türevleriyle batının isteklerine hizmet ediyor. Şiddete müheyya bir ürün var Ve insanlığa barış vaad ediyor!

Bugün “Müslüman” kelimesi elinden ve dilinden emin olunan selamet ehli sayılmıyor ve artık bir ahlak ve erdem sahibi olmanın ismini, bir sıfat olarak her hizip kendi müşterilerine ism-i has kılıyor.

Kendi kelimeleri ile konuşamayan, gökyüzüne gözleri ile bakamayanlar yerli duruştan hamaset nutukları atıyor. Sorarlar adama öyle dümdük: Tüm organları ile batılılaşmaya çalışan kim o zaman?

Kraptos (iktidar)için kleptos yolundan dönülmeli. Ve “ben Müslümanlardanım” demenin onurunu yeniden ihya etmeli.

 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Muskan

5 Haziran 2020 04:55

Zevkle okudum. Bir kürsüde çay içerek sohbet etmenin tadını aldım.

Hucrat ayet 14:

4 Haziran 2020 01:33

Bedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Ahmet

3 Haziran 2020 23:49

Doğru dersi n azizim 

Yavuz

3 Haziran 2020 16:47

Saltanat sahibi Müslüman'ı Hz. Hüseyin'e sor!

İrfan Fahri

3 Haziran 2020 13:27

Müslüman bütün benliği ile ben elhamdülillah müslümanım demek zorundadır,demezse şeytanın ordusuna asker yazılırda haberi olmaz.Islam tevhid dinidir yanına hiçbir ek sıfat asla kabul etmez.

Sabri

3 Haziran 2020 13:24

Toplumun inşası Güzel bir yazı.

ali dal

3 Haziran 2020 12:12

güzel yazı mest etti .mezopotamya bereketli yermiş.siz yazı biz burdayız.

ali dal

3 Haziran 2020 12:06

uzun zamandır yorum yazmamıştım .öyleya bir oda düşünün içinde yüz kişi ve bağrışıyorlar çoğu boş söz ve her biri biryerlerin adamı.sadedeye gelelim .kendi kendime falanca rahmet ederse şafak vakti kimi okuyacağım .meyer mezopotamya bereketli yermiş .bizden biraz batıda biri yetişti imdada.bizimkisi şeyh mürit ilişkisi değildır biline .çünkü başka değerli kalamlerde vardır siz yazın biz burdayız.

HASAN A.

3 Haziran 2020 12:00

"Sonra onlara, “Vaktiyle Allah’ın dışında tanrısal nitelikler yüklediğiniz şeyler şimdi nerede?” denir. “Bizi bırakıp kayboldular. Meğer vaktiyle gerçek bir varlığa tapmıyormuşuz” derler. İşte Allah inkârcıları böyle şaşkın ve çaresiz bırakır." (Mü’min Sûresi/73-74. Ayet)

Ziyaretçi

3 Haziran 2020 11:50

uzun zamandır yorum yazmiyordum .öyleya bir oda düşünün içide yüz kişi ve bağrışıyorlar çoğu boş söz her biri biryerlerin adamı.kendi kendime falanca ramet ederse şafak vakti kimi okuyacağım .meyer mezopotamya bereketli yermiş .bizden biraz batıda biri yetişti imdada .kastımız şeyh mürit ilşkisi değildır.çünkü başka deyerli yazarlarda vardır.siz yazın biz burdayız.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle