• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
14 Eylül 2019

Yıl dönümünde 12 Eylül

Çarlık Rusya'sının önceleri İdil (Volga) Nehri kıyılarına, sonraları Karadeniz sahillerine erişme rüyalarının  gerçekleşmesi süreci yüzyıllar aldı.

Ardından Bolşevik ihtilâliyle iktidarı ele geçiren komünistlerin hedefinde sıcak denizlere inmek yâni Akdeniz vardı.

Bunun yolu da Türkiye üzerinden ya Anadolu toprakları üzerinden İskenderun'a inmekten, ya da Boğazlar yoluyla Ege'ye ulaşmaktan geçiyordu. Boğazlar yolu uluslararası anlaşmaları içerdiğinden olmazdı. Diğer yol denendi. Önce Sovyetler çıkarma yapabileceği bir kıyı tesbit etti, bu Ordu iline bağlı Fatsa ilçesiydi. Burayı propaganda ve silahlı eylem bombardımanına tutarak Terzi Fikri'yi Belediye Başkanı, ilçeyi de kurtarılmış bölge ilân ettiler. Aşağıya doğru Çorum, Sivas ve Kahramanmaraş'ta büyük olaylar çıkarttılar kan gövdeyi götürdü. Evler, dükkânlar, mahalleler yakıldı. İşgâl için zeminler hazırlandı.

Bu yapılanları 1924 yılında Lenin'den sonra yönetime gelen zâlim Stalin bunu programına almıştı. Öldüğü 2 Mart 1953 tarihine kadar doğuda ve batıda işgalleri tamamlamış doğuda bütün Türk Dünyasını işgal ettiği gibi, batıda Doğu Almanya, Baltık ülkeleri, Romanya ve Bulgaristan'ı da işgâl ederek komünist rejimi buralarda uygulamaya başlamıştı.

Kruşçef ise başkaldıran Macaristan ve Çekoslovakya’yı kızıl tanklara çiğnetmiş sıranın Türkiye'ye geldiğini bütün dünyaya ilân etmiş, bunun içinde yeterince yerli işbirlikçi bulmuştu.

Bu işbirlikçileri önce silahlandırmış sonra da verdiği talimatlarla üniversiteleri, kamu kurumlarını, mahalleleri köyleri işgâl ettirmiş, fabrikaları, kültür merkezleri, tarlaları, tekel depolarını, şehirleri ateşe verdirtmiştir.

Kendilerine karşı çıkan başta güvenlik kuvvetlerimiz olmak üzere milli ve mânevî ruhla, tamamen doğal bir refleksle dinini ve imânını, vatanını ve milletini, ırzını ve namusunu korumaya çalışan ülkücüleri de vurmaya şehid etmeye başladılar.

1968’te başlayan saldırılar, 12 Eylül 1980'’e kadar devam etmiş, bu süre içerisinde sadece beş bin ülkücü vatanları uğruna toprağa düşmüştür.

Köy Enstitülerinde beyinleri yıkanarak öğretmen çıkan Anadolu çocukları, ilkokul, ortaokul ve liselerde başka Anadolu çocuklarını ecdadına düşman, dinine düşman olarak yetiştirirlerken, ağa babaları da ders kitaplarına koydukları Darwin teorilerini, Osmanlı düşmanlığını derslerde zorla okutuyorlardı.

Üniversitelerde ise Allah'ı inkar etmek moda olmuş, kabul etmeyen ya da karşı çıkanlar Yusuf İmamoğlu gibi, Süleyman Önkuzu gibi ülkücü gençler kurşunlanmış, bıçaklanmış, lastik pompaları ile ciğerleri patlatılmak sûretiyle şehid edilmişlerdir.

Ülkede asker ve polisin giremediği kurtarılmış bölgeler ilân edilmiş, adım adım ülke Macaristan, Çekoslovakya gibi işgâle doğru sürüklenmeye başlamıştı. Tek engel vardı "Ülkücüler."

Evet, Ülkücüler doğal refleksle müdafaa ettikleri vatanlarını, Türkiye'nin işgâlinin çok yaklaştığını ifâde eden zamanın Başbakanının "sadece tokmağı çevirmek kaldı" demesine rağmen Kızıl Rusya'ya çiğnetmediler. Siper oldular, toprağa düştüler.

Bu direniş karşısında Türkiye işgâlinin artık imkansız olduğunu gören Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği hedefini değiştirmek zorunda kaldı dost ve kardeş ülke Afganistan'a girdi.

Bu şartlarda 12 Eylül darbesi yapıldı. O zamana kadar şehirlerde uygulanan sıkıyönetimler işe yaramamışken ihtilalle birlikte birden kargaşa bitmiş, tutuklamalar başlamıştı. İhtilâl adaleti gereği hiç kimse ayırt edilmiyordu. Vatan haini ile vatanseverler de tutuklanıyor, binbir çeşit işkencelerden geçirildikten sonra aynı hücrelere atılıyor güya karıştır-barıştır uygulaması yapılıyordu.

O tutuklamalardan nâsibimizi biz de almıştık.

Vatanımıza, milletimize, dinimize ve diyânetimize saldırılar karşısında tarafımızı belli etmek için önceleri Ülkücü Gençlik Derneği, sonraları Ülkü Yolu Derneğine üye olmaktan tutuklanmış, üç gün boyunca işkencelerden geçtikten sonra (o işkencelere şahit olan şu anda hâlen Şirinevler’de yaşayan emekli bir polis abimiz "senden ümidi kesmiştik bu artık yaşamaz ölür demiştik" diye ifâde etmişti.) 5 ay 15 gün cezaevinde kalmıştım.

Konsey'in bir sağdan, bir soldan asacağız kararından sonra, ülkeyi kızıl çizmelerin altında ezdirmeyeceğiz diye mücâdele veren, Halil Esendağ, Selçuk Duracık, Cengiz Paktemur, Fikri Arıkan, Cevdet Karakaş, Ali Bülent Orkan, İsmet Şahin, Ahmet Kerse ve Mustafa Pehlivanoğlu gibi 9 yiğit vatanperver ülkücü idâm yoluyla şehid edilmişti. (Mustafa Pehlivanoğlu'nun idâm edilmeden önce nişanlısına yazdığı mektubu Başbakan iken Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Meclis'te grup toplantısında okumuş ve herkesi ağlatmıştı.)

Bu topraklar üzerinde 12 Eylüle kadar olan mücâdele, birilerinin dediği gibi kuru bir sağ-sol kavgası elbette değildi. Bunu gelecek nesillere iyi anlatmamız gerekmektedir. Bunu komünistlerin Türkiye'yi işgâl savaşına karşı verilmiş mücâdele olduğunu iyi anlatmamız gerekiyor. Aksi halde 15 Temmuz şanlı direnişini de 15 -20 yıl sonra farklı anlatmaya başlarlar.

12 Eylül müdahalesiyle anarşiyi durduklarını söyleyerek kendilerini haklı çıkarmaya çalışanlar birkaç yıl geçmeden Siirt/Eruh saldırılarıyla tekrar şiddetlenen saldırılar karşısında şaşkına dönmüşlerdir.

Ne 12 Eylül darbesi, ne 28 Şubat ne de bir başkası ülkeye bir yarar sağlamamıştır. Bu ülkeyi anarşiden, cahillikten, vurdumduymazlıktan kurtaracak yegâne yol milli ve mânevî değerleri yüksek bir toplum yetiştirmekten geçer. Merhum Alparslan Türkeş'in ifâdesiyle "Yeniden Mâneviyata Dönüş" bu ülkenin kurtuluş reçetesi olacaktır inşaallah.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Özet:

PKK kemalist Kenan Avram ve şürekâsının hediyesidir bize!
  • Yanıtla

Misafir

Ya hocam memlekette asker polis varken sen ülkücü yü solcuyu sokağa döküp çatıştır ondan sonra Ruslar işgalden vazgeçti de ben Rus olsam arayıpta bulamadığım şey iç karışıklık var ülkede der işgal ederdim yani ülkücüleri savunmak İçin yazdığın yazıya bak Allah aşkına
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23