• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
12 Aralık 2020

Vefât yıldönümünde Hüseyin Nihâl Atsız (11 Aralık 1975)

"Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir."

Yazar, şâir, düşünür ve aynı zamanda öğretmen olan Hüseyin Nihâl Atsız'ın vefâtının üzerinden tam 45 yıl geçti. Ancak, geride bıraktığı eserleri ve düşünceleri ile Türk Gençliği üzerinde bıraktığı etkinliği geçmedi.(Özellikle "Bozkurtların Ölümü", "Bozkurtlar Diriliyor" romanları) Çünkü hayatının önemli bir kısmında Türk Tarihini derinlemesine incelemiş kaleme aldığıedebî eserleri, tarih araştırmaları günümüze kadar gelmiş önümüzü aydınlatan kaynağa dönüşmüştür.

Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır.

Çiftçioğulları ailesinin büyüğü Ahmed Ağa'nın dört oğlundan İsmail Bey'in çocukları Midi'den, Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinin Dayılı köyüne göçmüşlerdir. Şakir Bey'in evladı yoktur.

Diğer çocuğu olan Hüseyin ise 1850'de deniz eri olarak İstanbul'a gelmiş, askerliği sonunda teskere bırakarak Donanma-yı Hümayun'da kalmış ve Çarkçı Yüzbaşılığı'na kadar gelmiştir. Eşi Emine Hayriye Hanım'dan olan iki çocuğundan biriNevber Hanım,diğeri Osmanlı Donanması'nda Binbaşılıktan emekli olan Mehmet Nâil Beydir.(1877- 1944). 

Mehmet Nâil Bey'in, 12 Ocak 1905'te Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) isimlerinde üç çocuğu olmuştur.

Hüseyin Nihâl, İlköğrenimini Kadıköy’de orta öğrenimini İstanbul Sultânisinde (İstanbul Lisesi) tamamladıktan sonra Askerî Tıbbiye ye yazıldı.

Ancak Atsız, bâzı gayr-ı millî öğrencilerle kavga ettiği ve bir takım problemler yaşadığı Mesut Süreyya adlı bir teğmene selâm vermediği gerekçesiyle 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askerî Tıbbiye'den atılmıştır.

Bir kaç ay Kabataş Erkek Lisesi'nde vekil öğretmenlik, daha sonradaMahmut Şevket Paşa vapurunda kâtiplik yapan Atsız, 1926 yılında İstanbul Dârülfünûnu'nun Edebiyat Fakültesi'nin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünûnu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolmuş, akabinde bir hafta sonra askere çağrılmış ve askerliğiniTaşkışla'da 5. Piyade Alayında 9 ay er olarak yapmıştır. (28 Ekim 1926 - 28 Temmuz 1927)

Hazırladığı "Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri" adlı makaleyi Hocası Fuad Köprülü'ye götürünce Fuad Hoca evine dâvet ediyor ve Türkiyat Mecmuası'nın ikinci cildinde yayınlattırıyor. Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmî'nin divanı üzerinde mezuniyet teziyleEdebiyat Fakültesi'nden mezun olur.

Bunun üzerine Fakülte Dekanı olan hocası Prof. Dr. Fuad Köprülü, Atsız'ın, Yüksek Muallim Mektebi'ni bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini kaldırttırır ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak alır.

Bu arada Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar "Atsız Mecmua'yı" çıkarmaya başlar. Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih profesörlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu dergi, döneminde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yapan "Millî" bir çığır açmış, âdetâ o dönemde Türk Milliyetçiliğinin öncüsü olmuştur.

1932 Temmuzunda 1. Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâilî Boratav'ın da bulunduğu 8 arkadaşı ileDr. Reşid Galib'e bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib tarafından mimlenmiştir.

19 Eylül 1932'de Reşid Galib Milli Eğitim Bakanı olunca, Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılmasını fırsat bilmiş ve Atsız Mecmua'nın 17. sayısındaki "Dârülfünûn'un Kara, Yüz Kızartacak Listesi" adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı Ali Muzaffer Bey'e baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son verdirmiştir.

Birkaç gün sonra Atsız, Edebiyat Fakültesi Dekanı'nı Tokatlıyan Oteli'nde yakalayıp onlarca kişinin önünde dövmüştür. Atsız'a bu hadise için tebrikler yağmıştır.

Asistanlıktan atılan Atsız, Malatya Ortaokulu'na Türkçe öğretmeni (8 Nisan 1933 - 31 Temmuz 1933), hemen sonra da Edirne Lisesi edebiyat öğretmenliğine tayin edilmiştir. (11 Eylül 1933-28 Aralık 1933).

Hüseyin Nihâl Atsız bu arada boş durmamış "Atsız Mecmua'nın" devamı mahiyetindeki aylık dergi "Orhun'u" 5 Kasım 1933'te çıkarmış,16 Temmuz 1934'e kadarancak 9 sayı yayımlayabilmiş. Çünkü Orhun dergisinde, liselerde okutulan Türk Tarih Kurumunun çıkardığı tarih kitaplarında ki yanlışları ağır bir şekilde eleştirdiği için Orhun dergisi 9. sayısında Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılmış, kendiside 28 Aralık 1933'te bakanlık emrine alınmıştır.

Burada 9 ay kalan Atsız, 9 Eylül 1934 tarihindeKasımpaşa'daki Deniz Gedikli Hazırlama Okulu'na atanmış fakat buradanda 1 Temmuz 1938'de atılmıştır.

Açıkta kalan Atsız bu kezde Özel Yüce-Ülkü Lisesi'ne geçerek burada1939 yılı Haziran sonuna kadar, bu tarihtende 7 Nisan 1944'e kadar yineözel bir lise olan Boğaziçi Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Atsız, bu arada Basın ve Yayın Genel Müdürü Selim Sarper'in de teşvikiyle Orhun dergisini, 10. sayıdan itibaren 1 Ekim 1943'te yeniden yayımlamaya başlamıştır.

II. Dünya Savaşı sürerken Türkiye'de komünist faaliyetlerin artmasıyla Atsız, Orhun'un Mart ve Nisan 1944'te yayınlanan 15. ve 16. sayısında, Başbakan Şükrü Saraçoğlu'na hitaben iki açık mektup yayımlayarak Ahmed Cevat Emre, Pertev Nâilî Boratav, Sabahattin Ali ve Sadrettin Celâl Antel'in açıkça Marksist-Komünist dergiler bastıklarını, bu dergilerinde Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından bütün okullarda dağıtıldığını, dolayısıyla Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in istifa etmesi gerektiğini yazdı. Zâten, dinsizlik propagandalarının hüküm sürdüğü, ancak kimsenin gıkını çıkartamadığı bir ortam yaşanıyordu. Kapatılan cami ve Kur'an Kursları yüzünden halkın içten içe hükümete bilendiği bir dönemde bu ikinci açık mektup, Millî çevreler içinde komünistlere karşı büyük bir galeyana sebep oldu. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok şehirde, komünist Sebahattin Ali nezdinde hükümet aleyhine gösteriler başladı. Hasan Âli Yücel de 7 Nisan 1944'te Atsız'ın Boğaziçi Lisesi'ndeki edebiyat öğretmenliğine son verdi. Orhun dergisi de Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden kapatıldı. Üstelik Sabahattin Ali, Atsız hakkında dâvâ açtı.

Atsız, hakaret dâvâsına katılmak için Ankara'ya gittiğinde tren garında coşkulu bir kalabalık karşıladı. Dâvânın 26 Nisan 1944 günü yapılan ilk duruşmasında olaylar çıktı. Bunun üzerine 3 Mayıs 1944 tarihinde yapılan ikinci duruşmaya üniversite öğrencileri alınmayınca gösteriler başladı ve yüzlerce kişi tutuklandı. 

Davanın 9 Mayıs 1944 günü yapılan karar oturumunda, Sabahattin Ali'ye "vatan haini" dediği için 6 aya mahkûm edilen Atsız'ın cezası hâkim tarafından "millî tahrik" gerekçesi ile 4 aya indirilmiş ve 4 aylık bu ceza da ertelenmiştir.

Komünist Rusya lideri Stalin, Atsız, Türkeş ve arkadaşlarının komünizme, din düşmanlarına karşı halkı harekete geçirmesinden çok ürkmüş, millî uyanışın kendi işgâl altında tuttuğu Türklere sirayet etmesinden korkarak önce Türkiye'ye en yakın konumdaki Kırım Türklerini 18 Mayıs 1944'te, Gürcistan sınırları içerisindeki Ahıska Türklerini ise 18 Kasım 1944'te hayvan vagonlarında Sibirya'ya sürgüne göndermiştir.

Bu arada; 19 Mayıs 1944 törenlerinde Millî Şef İsmet İnönü yaptığı konuşmada, Stalin'e şirin gözükmek için Atsız ve arkadaşlarını ağır şekilde eleştirmiş bu konuşmadan sonra Atsız ve aralarında Alparslan Türkeş'inde bulunduğu 34 kişi İstanbul 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanmaya başlanmışlardır. Türkeş ve Atsız dahil sanıklar, sorgularında tabutluk diye adlandırılan hücrelerde işkenceye tâbi tutuldular. 

Baskı ve işkenceler altında 7 Eylül 1944 günü duruşma başlamış, kasıtlı olarak halkın gözünde itibarlarını düşürmek için "Irkçılık-Turancılık davası" adı verilen ve haftada 3 gün olmak üzere 65 oturum devam eden mahkeme, 29 Mart 1945 tarihinde sonuçlanmış ve Atsız 6 yıl 5 ay hapse mahkûm olmuştur.

Atsız, bu kararı temyiz etmiş ve Orgeneral Ali Fuad Erden Başkanlığındaki Askerî Yargıtay,Mahkeme'nin kararını esastan bozmuştur. Böylece Atsız, bir buçuk yıl kadar tutuklu kaldıktan sonra, 23 Ekim 1945 tarihinde tahliye edilmiştir.

Temmuz 1949'a kadar kendisine iş verilmeyen Atsız, Ekim 1945-Temmuz 1949 tarihleri arasında geçinmek için kütüphanesindeki çoğu kitaplarını satmak zorunda kalmış fakat asla pes etmemiş, üstelik bu müddet içerisinde "Türkiye Asla Boyun Eğmeyecektir" adlı kitabını "Sururi Ermete"adı ile yayınlamıştır.

Bu günlerde Atsız'ın sınıf arkadaşlarından Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu Millî Eğitim Bakanı olunca, Atsız'ı 25 Temmuz 1949'da Süleymaniye Kütüphânesi'ne "uzman" olarak tayin etmiştir. Burada çalışmaya başlayan Atsız, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle 21 Eylül 1950'de Haydarpaşa Lisesi Edebiyat Öğretmenliği'ne tayin olmuştur.

4 Mayıs 1952 tarihinde Ankara Atatürk Lisesi'nde vermiş olduğu "Türkiye'nin Kurtuluşu" konulu konferanstan sonraCumhuriyet gazetesi, Atsız'ın aleyhine haberler yayımlamıştır. Hakkında bakanlık tarafından soruşturma açılan Atsız'ın konuşmasının bilimsel olduğu tespit edilmiş, fakat Atsız 13 Mayıs 1952 tarihinde, emekli olduğu 1 Nisan 1969 tarihine kadar çalışacağı Süleymaniye Kütüphânesi'ne yeniden tayin edilmiştir.

Yine Atsız, 1964'ten vefatına kadar Ötüken dergisinide çıkartmıştır.

Ötüken'in Nisan 1967'de yayınlanan 40. sayısından itibaren "Konuşmalar I, II, III", "Bağımsız Kürt Devleti Propagandası", "Doğu Mitinglerinde Perde Arkası" ve "Satılmışlar-Moskof Uşakları" adlarıyla yayınladığı seri makalelerinde, Marksistlerin Doğu bölgelerinde yaptığı gizli çalışmaları açık açık anlatmıştı. 

Bu yazılar üzerine, Ankara sokaklarında Atsız aleyhine, kürkçülük yapan Marksistler tarafından bildiriler dağıtılmış ve aynı günlerde Adalet Partisi Diyarbakır Senatörü Selahattin Cizrelioğlu (sonra CHP'ye geçti) Senato kürsüsünden Atsız aleyhine ağır bir konuşma yapmış ve akabinde Adalet Bakanı Hasan Dinçer tahkikat açtırmış ve Atsız mahkemeye verilmiştir. 6 yıl süren dâvâ neticesinde mahkeme, Atsız'ı on beş ay hapse mahkûm etmiştir. Mahkeme başkanının karara katılmadığı ve 2-1'lik ekseriyetle verilen bu karar,Yargıtay tarafından bozulmuş, fakat aynı mahkeme 2-1'lik kararda ısrar edince, Yargıtay kararı onaylamıştır. 

Yüksek tansiyon, ağır romatizma ve kronik kalp rahatsızlığı olduğu için Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde yatan Atsız'a, hastane tarafından "cezaevine konulamayacağı" raporu verilmiştir. Ancak, "reviri olan cezaevinde kalabilir" gerekçesiyle kabûl edilmemiştir.

Bunun üzerine infaz savcılığı 14 Kasım 1973 Çarşamba günü sabahı Atsız'ı evinden alarak önce Toptaşı Cezaevi'ne ardından reviri olan Sağmalcılar Cezaevi'ne naklettirmiştir.

Atsız, af talep etmediği halde, 113 üniversite hocası ve iki bin öğrenciden oluşan bir grup Cumhurbaşkanı'na başvurup Atsız'ın affını istemiştir. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, kendi yetkisini kullanarak Atsız'ın cezasını iki buçuk ay sonra affetmiştir.

1959 yılında Necip Fâzıl'ın "Büyük Doğu" dergisinde de yazılar yazan Atsız'ı,İbnülemin Mahmut Kemal İnalda çok sever ve onun için "Atlıyı atından indirecek derecede şiddetli yazılar yazar" derdi. 

Atsız, 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, ancak gelen doktor krizi anlayamamıştır. Ertesi akşam yeni bir kriz 11 Aralık 1975 Perşembeyi Cuma'ya bağlayan gece vefâtına vesile olmuştur. 

13 Aralık'ta Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde kılınan ikindi namazında İmam'ın, ''Merhumu nasıl bilirdiniz?'' sorusuna Fethi Gemuhluoğlu yüksek sesle: ''Bu musalla taşı, böyle er kişiyi az görmüştür, hoca efendi!'' demiştir. Karacaahmet Kabristanında medfundur. Mekânı cennet olsun inşaallah.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Akit' de yazılacak yazı değildir

Atsız sadece bir yönüyle anlatılmış burada; okuyanın onu komünizme olan muhalefeti sebebiyle takdir edeceği şekilde yani: Atsız' ın diğer yönü ise onun dinsiz oluşudur, gemuhluoğlu' nun şehadeti değil onu kendisini bile kurtarmaz.
  • Yanıtla

Şaban Çuğu

Türk gençliğini 1940 lardan sonra dünyayı saran marksizm karşı şuurlandıran Nihal Atsizlara Peyami Safa lara rahmet olsun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23