• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yeni Parti’de sandık zamanı! Pavyonları hazırlayın seçim geliyor

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Yeni Parti’de sandık zamanı! Pavyonları hazırlayın seçim geliyor

Pavyon köşelerinde delegelere dağıtılan rüşvetlerle CHP’de genel başkanlığı koltuğuna oturan anacak mahkemenin mutlak butlan kararı sonrası istifa edip Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel’in partisinde 1. Olağan Kongre öncesi yapılacak İl kongrelerinin tarihi belli oldu.

Yeni Parti’de 1. Olağan Kurultay için geri sayım başladı. Parti yönetiminin belirlediği takvim doğrultusunda 81 ilde gerçekleştirilecek il kongreleri 24-27 Ekim tarihleri arasında yapılacak.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in CHP’de genel başkanlığa geldiği tartışmalı kurultay süreci ise yeni kongre takvimiyle birlikte yeniden gündeme geldi.


CHP KURULTAYINDAKİ “PARA KARŞILIĞI OY” İDDİALARI GÜNDEM OLMUŞTU

Özel’in CHP Genel Başkanı seçildiği kurultaya ilişkin süreçte delegelerin iradesinin para ve çeşitli menfaatler karşılığında değiştirildiğine yönelik çok sayıda iddia kamuoyunun gündemine taşınmıştı.

Özellikle bazı delegelere para ve menfaat sağlandığına ilişkin suçlamalar ile kamuoyunda “pavyon” tartışması olarak anılan iddialar uzun süre siyasetin en sıcak başlıklarından biri olmuştu.

Söz konusu kurultaya ilişkin yargı süreci ve “mutlak butlan” tartışmaları da Özel’in CHP’deki genel başkanlık döneminin en önemli krizlerinden biri haline gelmişti.

CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kuran Özel şimdi ise yeni partisinin ilk olağan kurultayına hazırlanıyor.

81 İLDE SANDIK KURULACAK

Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Merkez Yönetim Kurulunun kararı doğrultusunda 26 Ağustos’ta başlayan kongre takvimi işlemeye devam ediyor.

İlk aşamada 26-27 Eylül tarihlerinde ilçelerde ön seçim gerçekleştirildi. Ardından 3-6 Ekim’de yapılan ilçe kongrelerinde ilçe başkanları ve yönetimleri ile il kongrelerinde oy kullanacak delegeler belirlendi.

Takvimin sonraki aşamasında ise 18 Ekim’de 69 ilde il başkanlığı ön seçimi gerçekleştirildi. Parti tarafından açıklanan verilere göre oylamaya 410 bini aşkın üye katıldı.

Aralarında İstanbul, Ankara ve İzmir’in de bulunduğu 56 ilde mevcut kurucu il başkanları ön seçimden birinci çıktı.


BİNİN ÜZERİNDE KURULTAY DELEGESİ BELİRLENECEK

Yeni Parti açısından kritik aşama ise 24 Ekim’de başlayacak.

Siyasi Partiler Kanunu kapsamında 24-27 Ekim arasında 81 ilde il kongreleri gerçekleştirilecek. Kongrelerde il yönetimlerinin yanı sıra partinin ilk olağan kurultayında oy kullanacak delegeler de belirlenecek.

İl kongrelerinin tamamlanmasıyla 1000’in üzerinde kurultay delegesinin belirlenmesi bekleniyor.

750 BİN ÜYE GENEL BAŞKAN İÇİN OY KULLANACAK

Yeni Parti’de genel başkanlık için de üyelerin katıldığı bir ön seçim yapılması planlanıyor.

81 ilde 750 bini aşkın parti üyesinin genel başkan adayının belirlenmesi için sandığa gitmesi öngörülüyor. Oylamanın 7 veya 8 Kasım’da gerçekleştirilmesi beklenirken, mevcut Genel Başkan Özgür Özel’in ön seçime tek aday olarak girmesi öngörülüyor.

İLK OLAĞAN KURULTAY 14-15 KASIM’DA

İl kongreleri ve genel başkanlık ön seçiminin tamamlanmasının ardından Yeni Parti’nin 1. Olağan Kurultayı 14-15 Kasım’da gerçekleştirilecek.

Kurultayın Ankara Arena Spor Salonu’nda yapılması planlanıyor.

Böylece CHP’deki tartışmalı kurultay sürecinin ardından partisinden ayrılarak Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel, bu kez kendi partisinde delegelerin karşısına çıkacak.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Saffet

Fon ve diğer üstü örtülenler hazır üye olanlar ve mahalle sorumluları faydalana bilir hukuk bizden yana diye düşünüyorum

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

SANDIK KURULMADAN VİCDANLAR SORGULANMALI! Demokrasi, yalnızca sandığa oy atmak değil, o sandığa temiz bir vicdanla gidebilmektir. Siyaset, millete hizmet etmenin en önemli yollarından biridir. Ancak siyaset ahlaktan, makamlar liyakatten, seçimler dürüstlükten uzaklaşırsa geriye yalnızca koltuk mücadeleleri kalır. Oysa siyaset, kişisel ihtirasların tatmin edildiği bir alan değil, milletin geleceğine dair sorumluluk üstlenilen kutsal bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmanın ilk şartı ise dürüstlükten, adaletten ve ahlaki değerlerden taviz vermemektir. Bugün Türk siyasetinde yaşanan gelişmelere baktığımızda, üzerinde düşünmemiz gereken ciddi meselelerle karşılaşıyoruz. CHP'de yaşanan kurultay tartışmalarının ardından gündeme gelen iddialar ve Özgür Özel'in öncülüğünde kurulduğu belirtilen Yeni Parti'nin kongre hazırlıkları, siyasette demokrasi ve ahlak meselesini yeniden tartışmaya açıyor. Özellikle delegelerin iradesine müdahale edildiği, birtakım menfaat ilişkileriyle seçim sonuçlarının etkilenmeye çalışıldığı yönündeki iddialar, siyaset kurumunun itibarını zedeleyen tartışmaları beraberinde getiriyor. Elbette iddia ile ispat edilmiş suç birbirinden ayrılmalıdır. Kimse hakkında delilsiz hüküm vermek, adalet duygusuyla bağdaşmaz. Ancak siyasetçinin görevi yalnızca hukuken aklanmak değil, toplumun vicdanında da güven tesis etmektir. Çünkü siyasette kaybedilen güven, kazanılan seçimlerden çok daha önemlidir. İnsanların zihinlerinde oluşan şüpheleri gidermenin yolu ise tartışmalardan kaçmak değil, şeffaflıkla ve hesap verebilirlikle milletin karşısına çıkmaktır. Bir düşünelim; bir siyasi partinin delegesi, kendisine emanet edilen iradeyi kişisel çıkarları uğruna kullanıyorsa orada demokrasiden söz edilebilir mi? Bir makam, fikirlerin ve hizmet yarışının değil de pazarlıkların sonucunda elde ediliyorsa o makamın manevi değeri kalır mı? Millete dürüstlük vadedenlerin önce kendi içlerinde dürüstlüğü hâkim kılmaları gerekmez mi? İşte asıl mesele budur. Demokrasi yalnızca sandıkların kurulmasıyla değil, o sandıklara yansıyan iradenin hiçbir baskı, menfaat ve pazarlığın gölgesinde kalmamasıyla anlam kazanır. Bir siyasi partinin adının başına veya sonuna "yeni" kelimesini koymak, o partiyi kendiliğinden yeni yapmaz. Yeni olmak, tabelayı değiştirmek değil, anlayışı değiştirmektir. Eski alışkanlıklarla yeni bir siyaset inşa edilemez. Dünün tartışmalarını, çıkar hesaplarını ve koltuk mücadelelerini bugüne taşıyarak temiz bir sayfa açılamaz. Gerçek yenilik, söylemlerde değil uygulamalarda; şeffaflıkta, hesap verebilirlikte, liyakatte, adalette ve ahlakta kendisini göstermelidir. Aksi hâlde değişen yalnızca isimler ve tabelalar olur, zihniyet ise olduğu yerde kalır. Burada yalnızca Yeni Parti'ye değil, bütün siyasi partilere seslenmek gerekiyor. Siyasi partiler kimsenin şahsi mülkü olmadığı gibi genel başkanlık koltukları da kimseye ebediyen tahsis edilmiş makamlar değildir. O koltuklar millete hizmet etmek için vardır. Delege, birilerinin emir eri değil, temsil ettiği insanların iradesinin emanetçisidir. Sandık ise önceden hazırlanmış senaryoların onaylandığı bir araç değil, özgür iradenin tecelli ettiği yerdir. Bu anlayışın yerleşmediği bir siyasi yapıda demokrasi ne kadar konuşulursa konuşulsun, sözden öteye geçemez. Ne yazık ki ülkemizde zaman zaman siyasetin ahlaki boyutunu unutuyor, kimin kazandığına bakarken nasıl kazandığını sorgulamayı ihmal ediyoruz. Oysa bir seçimi kazanmakla o seçimi hak ederek kazanmak aynı şey değildir. Her galibiyet başarı olmadığı gibi her makam da sahibine itibar kazandırmaz. İnsanı değerli kılan oturduğu koltuğun yüksekliği değil, o koltukta sergilediği karakterin yüceliğidir. Makamlar gelip geçicidir, fakat insanın arkasında bıraktığı iyi veya kötü izler hafızalarda yaşamaya devam eder. Bugün kongre hazırlıkları yapan siyasi kadroların kendilerine sormaları gereken en önemli soru, gerçekten millete hizmet etmek için mi yarıştıkları, yoksa yalnızca makamlarını korumak için mi mücadele ettikleridir. Bu sorunun cevabı, kongre salonlarında yapılan süslü konuşmalardan çok daha önemlidir. Çünkü millet artık yalnızca güzel sözler duymak değil, sözüyle özü bir olan, dün söylediğini bugün inkâr etmeyen, kendi çıkarı söz konusu olduğunda ilkelerinden vazgeçmeyen siyasetçiler görmek istiyor. Siyasete duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi de ancak böyle bir anlayışla mümkün olabilir. Unutulmamalıdır ki ahlakın olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde de gerçek demokrasi yeşermez. Siyasetçiler birbirleriyle yarışabilir, farklı görüşleri savunabilir, birbirlerini eleştirebilirler. Bunlar demokrasinin tabii gerekleridir. Ancak hiçbir siyasi rekabet, ahlaki değerlerin çiğnenmesine gerekçe olamaz. Siyaset, kazanmak için her yolun mubah görüldüğü bir alan hâline gelirse kaybeden yalnızca rakipler değil, milletin tamamı olur. Çünkü siyaset kurumuna duyulan güvensizlik, zamanla toplumun demokrasiye olan inancını da aşındırır. Şimdi kongre hazırlıklarıyla gündeme gelen Yeni Parti'nin önünde önemli bir sınav bulunuyor. Bu sınav yalnızca kimin genel başkan, kimin il başkanı, kimin delege seçileceği meselesi değildir. Asıl sınav, geçmişin tartışmalarından gerekli derslerin çıkarılıp çıkarılmadığıdır. İddialara karşı şeffaflık mı hâkim olacak, yoksa yeni tartışmalar mı doğacak? Delegeler özgür iradeleriyle mi karar verecek, yoksa kulis hesapları mı belirleyici olacak? Bunları zaman gösterecek. Ancak hangi parti söz konusu olursa olsun, sandığın güvenilirliğine gölge düşürecek her türlü davranışın karşısında durmak, demokratik sorumluluğun bir gereğidir. Şunu da unutmamak gerekir ki sandığın namusu, siyasetin namusudur. O namusa gölge düşüren her davranış, hangi siyasi görüşten gelirse gelsin aynı kararlılıkla eleştirilmelidir. Çünkü ahlakın partisi, dürüstlüğün ideolojisi, vicdanın siyasi rengi olmaz. Bugün kendi siyasi görüşüne yakın olanların yanlışlarını görmezden gelip rakiplerinin en küçük hatasını büyüten anlayış, toplumda adalet duygusunu zayıflatmaktan başka bir işe yaramaz. Gerçek ilke sahibi olmak, yanlış kimden gelirse gelsin ona yanlış diyebilmeyi gerektirir. Bir siyasi hareket gerçekten yeni bir başlangıç yapmak istiyorsa önce geçmişin yanlışlarıyla yüzleşmeli, sonra milletin karşısına çıkmalıdır. Zira temiz bir gelecek, kirli yöntemlerle inşa edilemez. Sandıklar kurulmadan önce vicdanlar sorgulanmalı, oylar sayılmadan önce ilkeler hatırlanmalıdır. Çünkü milletin ihtiyacı yalnızca yeni partiler, yeni isimler ve yeni sloganlar değil, her şeyden önce yeni bir siyaset ahlakıdır. Bu ahlakın temelinde ise dürüstlük, adalet, liyakat, tevazu ve millete karşı sorumluluk bilinci bulunmalıdır. Son söz olarak şunu ifade edelim: Sandıktan çıkmak insana makam kazandırabilir, fakat milletin gönlüne girmek ancak dürüstlükle mümkündür. Makamın ömrü seçimden seçime, insanın itibarı ise bıraktığı iz kadardır. Siyasetçinin gerçek zaferi, rakibini yenmesi değil, milletin güvenini kazanmasıdır. Çünkü sandıkta kazanılan bir seçim unutulabilir, fakat vicdanlarda kaybedilen güvenin telafisi kolay değildir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23