• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
19 Ekim 2019

Türkiye'nin zaferi ve Türk Birliği

"Erdoğan, Trump'ı yıktı."

Bu mesajı son gelişmeler üzerine David ROTHSCHİLD kendi sosyal medya hesabından duyurdu.

Ardından diğerleri geldi.

CNN Moderatörü Amanpour "Türkiye lehine tek taraflı anlaşma."

MSNBC yorumcusu Ben Rhodes "Trump Türkiye'ye istediği her şeyi verdi."

Yine CNN ulusal güvenlik uzmanı Sam Vinograd "Trump bir konuda haklı bu Türkiye için harika bir gün."

Washington Press yazarı Brian Tyler Cohen "Türkler tam anlamıyla istedikleri her şeyi aldı."

Şu anda bölgede yaşadığımız hadiselerin geçmişte yaşananlardan bir farkı yok (biz bu filmi çok gördük). Tek fark Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın "artık oldubittilere pabuç bırakacak Türkiye bulamazlar" ifadesinde genci, yaşlısı ve kadınıyla kendini topyekûn ortaya koyan bir Türkiye'nin var oluşudur.

Bu "YENİ TÜRKİYE" Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarında aldığı kararları nasıl uyguladıysa, Barış Pınarı Harekâtında da kendi kararını kendi vermiş ve çelik iradesiyle sahaya inerek bunu uygulamaya koymuş bundan sonra da gerektiği her şartta koyacağını açıklamıştır.

Komik bir şekilde ne İsveç ve Finlandiya'nın aldığı Türkiye'ye silah satmayacağız kararı, ne de ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Temsilciler Meclisinin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi, Dış İlişkiler Komitesinin Cumhuriyetçi üyesi Michael Mc Caul'un ve bildiğimiz AB ülkeleri ile Arap Birliği Devletçiklerinin çırpınmaları Türkiye'yi yolundan döndürememiştir.

Cumhur ittifakının dirayetli duruşu muhalefetin desteğiyle bütünleşince zafer kaçınılmaz olmuş ve birileri bu başarıya gölge düşürmeye kalksa da, mutlak zafer HAK'KA inananların yâni Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hânesine yazılmıştır.

Bunu bir zafer olarak görmek istemeyenlere ise Türk'e düşman olan ve bunu her fırsatta ifâde etmekten çekinmeyen batılı devletlerin, medya kuruluşlarının bu konudaki tepkilerine bakmalarını istiyorum. 

Eğer bu Türk düşmanı güruh bir yerlerine basılmış gibi bağırıyorsa bunu görmek bile Türkiye'nin ve onun lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın nasıl bir zafere imza attıklarının tescili demektir.

Masum ve mazlum milletlerin tek umudu olan Türkiye kim ne yaparsa yapsın artık bir eksene oturmuştur. Bize düşen ise, Türkiye'nin oturduğu bu ekseni muhafaza etmek için çok çalışmak, çok çalışmak ve çok çalışmaktır.

Oturduğumuz ekseni muhafaza etmek ve daha yukarılara taşımanın yolu da TÜRK BİRLİĞİNDEN ve TÜRK DÜNYASINDAN geçer. Bize yardım edecek olan iyi günde, kötü günde her dâim yanımızda olacak olanlar ancak ve ancak KAN BAĞI olan Türk Devletleri, Türk Özerk Cumhuriyetleri, Türk Boyları hatta Türk Oba'ları ve Türk aşiretler olacaktır.

Arap Birliği denilen kabile devletlerle bir yere varılamayacağı gibi, hele hele alenen düşman saflarda yer alan Saudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin yöneticileriyle bir yere gidilemeyeceğini gördük.

(Dost ve kardeş Katar ve bir kaç ülke var ki onların kalblerimizde müstesnâ yerleri vardır.)

Azerbaycan'ın Başkenti Bakü'de yapılan Türk Konseyi Zirvesi bizim için güzel bir fırsat oldu. Orada bütün Türk Dünyasının toplantıda eksiksiz bulunması, hatta Macaristan Başbakanının 19 Eylül 2019 tarihinde Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu Bey'in öncülüğünde Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Çingiz Aydarbekov, Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhtar Tleuberdi ile Türk Konseyi Genel Sekreteri Bağdat Amreyev'in katıldığı Budapeşte'de Türk Konseyi Ofisinin açılışından sonra Bakü'de hazır bulunması, Türk Birliği yolunda atılan en önemli adımlardan birinin işâreti oldu.

Bunu çok fazla geliştirmeli ve İsmail Gaspıralı'nın dediği İş'te, Dilde, Fikirde Birlik ilkesini daha ileri götürerek Parlamento'da Birlik (Avrupa Parlamentosuna muâdil Türk Birliği Parlamentosu), Ordu'da Birlik(Türk Barış Gücü), Pazarda Birlik (Türk Ortak Pazarı), Siyasette Birlik (daima Türk - İslâm Coğrafyası menfaatlerini gözeten ki bu aynı zamanda mazlum ve mağdur milletlerin menfaatleri korumak olacaktır) Türk Dünyasında derhal sağlanmalıdır. Hatta 24 saat açık özel telefonlarla bütün Türk Dünyası Liderleri her an irtibatta olmalıdır.

Cumhurbaşkanımızın Bakü Zirvesindeki 6 Devlet 1 Millet ifâdesini önemsiyoruz ve bunun işin başlangıcı olduğunu biliyoruz. 

İlişkileri büyük boyutta geliştirilmesi ve fırsata dönüştürülmesi için elimizde yeterli imkânlar var. 

Devletimizin tepe yönetiminin dışında bütün kurum ve kuruluşları Türk Coğrafyasında kendi muadillerini, muhataplarını bularak irtibat kurmanın yollarını bulmalı ve harekete geçmelidir.

Elimizde DEİK bünyesinde faaliyet gösteren, 7. Türk Zirvesi’nde de Cumhurbaşkanımızın Başkanlığında yaptığı toplantıyla göz dolduran, kurulduğu 2009 yılından beri üyesi olduğum DTİK (Dünya Türk İş Konseyi) gibi bir kuruluşumuz var. Azâmi derecede istifâde etmeliyiz.

Ayrıca Türk Dünyası Dernekleri STK'lar olarak sosyal ve kültürel faaliyetlerini artırmalıdır muhakkak ki sosyal ve kültürel etkinlikler ekonomik yakınlaşmayı da sağlayacaktır. 

Ancak geçtiğimiz günlerde Atavatan Türkmenistan'da benim de katıldığım 10 ülkenin iştirakiyle yapılan 1. Hazar Ekonomi Zirvesine TOBB Başkanımız Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu dışında Hükümetimizi temsilen kimse katılmamıştır. (En azından bir bakanımızı görmek isterdik) Hâlbuki Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sayın Gurbanguli Berdimuhammed'in Başkanlığındaki zirveye Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Bulgaristan Başbakan düzeyinde, İran ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı düzeyinde katılım sağlamışlardır.

Türkiye’mizin önü açıktır buna inanıyoruz. Ancak eksiklerimizi hızla tamamlamalıyız çünkü zaman kısa düşman çok. Yapacak daha çok işimiz var.

İnancımız odur ki biz istesek de istemesek de Allah (c.c.) Nûrunu tamamlayacaktır. Öyleyse millet olarak bundan istifâde etmenin yollarını aramalıyız.

Bütün bu oynanan oyunlar bizlere 21. asrın Türk Asrı olma mecburiyetini gösteriyor. Allah'ın (c.c.) izniyle biraz gayret edersek, elbette 21. asır hiç kimsenin karşısında duramayacağı Türk Asrı olacaktır. Bunun için Türkiye olarak bize düşen görev ise buna her dâim hazır olmaktır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ekerem

sayın hoca istediğiniz kadar konuşun Amerika gırtlagınızı sıktı döndünüz hele Türk birliğne el atmayın o samda namaz kılmaya döner zaman işidir hamaset işi değil siz o işede el atarsanız
  • Yanıtla

Abdulhamit Aydin

Yazarimiz Halut Kanak bey’in yerinde tesbitlerini destekliyorum, Barış pınarı harekatinin netice itibariyle başari ve muvaffakiyeti ile Türk devletleriyle Turk dunyasinin ittifaki birlikteligi gelecekte faydali olacagi buzleri nemnun edecektir.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23