• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Şehâdetinin 90. yıldönümünde Ömer Muhtar (16 Eylül 1931)

18 Eylül 2021


Halit Kanak İletişim:

Ömer Muhtar 1897’de, Cebel-i Ahdar’da Merc kasabası yakınındaki Ubeyd kabilesine ait Kasûr Zâviyesi’ne şeyh tayin edildiğinde, önce Osmanlı idaresine soğuk duran bu kabileyi Osmanlı Devletine yakınlaştırdı. Yetmedi buradaki diğer Arap kabileleri arasında devam eden kavgaları sona erdirdi. Yine bu zâviyede iken, verdiği İslâmî eğitimler ile çevresindeki fakir fukarayı gözetmesiyle bölgede sevilmeye başlandı.

Bütün Kuzey Afrika’yı kucaklayan Senûsî tarikatı lideri Mehdi Es-Senûsî 1899’da Çad’ın güneyinde bulunan Vedây Sultanlığını işgâle hazırlanan Fransa’ya karşı mücâdele etmek için dergâhını Çad sınırlarında bulunan Borku Bölgesindeki Garû’ya taşıyınca Ömer Muhtar’ı da beraberinde götürdü.

Böylelikle Ömer Muhtar ilk cihad faaliyetlerine burada Fransızlara karşı başlamış oldu. Mehdi es-Senûsî 1902 yılında vefât edince Kasur’a döndü ve Mehdi es-Senûsî’nin oğlu İdris (1983’te vefât eden Libya Kralı İdris) küçük yaşta olduğu İçin Ahmed es-Senûsî’nin etrafında toplananlar arasında yer aldı.

1911 Eylül’ünde İtalyanların Osmanlı toprağı Trablusgarb’a asker çıkarmasından sonra Libya’yı İtalya işgâl güçlerine karşı savunmak İçin Kurfa’da yapılan toplantıya katıldıktan sonra hızlıca ilk görev yaptığı Cebel-i Ahdar’a gitti ve Ubeyd Kabilesinden özel seçtiği 1.000 kişilik kuvvetin başına geçti. O günden itibaren şehid edildiği 1931 yılına kadar da cihadı hiç bırakmadı.

Ekim Ayında Libya topraklarını savunmak için bir avuç Türk Subayı ile geldiği Ayn el- Mansur’daki Karargâhında Enver Paşa ile görüştü ve Kuşçubaşı Eşref tarafından hızlıca gerilla eğitimine tâbi tutuldu. Enver Paşa’nın bizzat öğrettiği şekliyle kuvvetlerini 100 ve 300 kişilik gruplara ayırarak yaptığı baskınlarda çok etkili oldu.

Balkan Savaşı’nın başlamasıyla Enver Paşa ve arkadaşları Türkiye’ye dönmüşlersede, bir müddet sonra Enver Paşa Libya savunması için kardeşi Nuri Paşa’yı Libya’ya göndermesiyle birlikte onunla görüşmek için Butnan’a gitti.

Şeyh Ahmed Senûsi Enver Paşa’nın dâveti üzerine Teşkilât-ı Mahsûsa elemanlarınca 1918’de İstanbul’a götürülüncede (Sultân Vahideddin’e Eyüpsultân’da kılıç kuşatmıştır), İdris Senûsî tarafından direniş kuvvetlerinin başına getirildi. Bu arada eğitilmek üzere Enver Paşa’nın bizzat seçerek İstanbul’a gönderdiği 365 kabiliyetli genç, subay olarak döndüklerinde Ömer Muhtar’ın emrine girmişlerdi.

Nuri Paşa’dan sonrada yine Libya direnişi için Enver Paşa tarafından gönderilen Şehzâde Osman Fuad Paşa’yla çalıştı. (1919’da Şehzâde Osman Fuad Paşa, Türkiye’ye dönmek için geldiği Tunus’ta Fransızlar tarafından İtalyanlara teslim edilince Ömer Muhtar elindeki bütün İtalyan esirler karşılığı Şehzâdemizi serbest bıraktırarak İstanbul’a dönmesini temin etmiştir.)

İlerleyen zaman içerisinde Ömer Muhtar tek tek dolaştığı Fizan, Berka, Trablus bölgelerindeki mücahidleri bir çatı altında toplamayı başardı. Ancak zâlim Mussolini Emilio de Bono’yu sömürge valisi tayin ederek direnişin âcilen kırılmasını bunun için hiçbir maddi fefâkarlıktan kaçınmamasını istedi.

Öylede oldu. Önce Ömer Muhtar karşısında başarısızlığa uğrayan generaller değiştirildi. Sonra maddi imkanlar temin edilen aşiret reisleri bir bir elde edilmeye başlandı. İtalyanlarla yüzlerce kez çatışmaya giren Ömer Muhtar karşısında çaresiz kalan İtalya, bu kezde mücahidlere etki edecek kanaat önderlerini satın almaya başladı. Cağbub, Calu, Kurfa, ve Fizan’la bağlantısı kesildi.

Sonra, Ömer Muhtar’ın gençliğinde eğitim için 8 yıl kaldığı Cağbub teslim oldu. Ömer Muhtar Rahîbe Bölgesinde yüzlerce İtalya askerini esir alarak buna cevap verdi. Sonra Matbûra’da İtalyanlara büyük kayıplar verdirdi ve Derne’de bir taburu imha etti.

Mussolini buna yeni valiler, generaller ve taze kuvvetlerle karşılık verdi. Çok acımasız vali Rodolfo Graziani bu dönemde göreve getirildi. Bir taraftan uçaklarla mücahidlerin mevzileri mütemadiyen bombalanırken, diğer taraftan

Ömer Muhtar’ın en yakınlarından mücâdeleyi bırak, teslim ol telkinleri geliyordu.

Bunlar arasında can dostları Şerif el-Garyâni ile Muhammed Rıza es-Senûsî’den gelen teklifler kendisini çok üzmüş olsada mücadele azmini kamçıladı. Başta kendi kabilesi Menife olmak üzere (bu kabileye bağlı Gays ailesindendi) bütün Kabileleri üç ayrı bölgede teşkilâtlandırarak her biri için yöneticiler atadı.

Ancak vali Rodolfo Graziani, Akdeniz sahilindeki Sallum’dan Cağbub’a kadar yaklaşık 300 km’lik Mısır sınırına 2 metre yüksekliğinde, 3 metre genişliğinde dikenli tellerle örmesi ve halkı toplama kamplarına kapatması çemberin daralmasına neden olmuştu.

Kısa süre sonrada İtalyan işgalindeki bölgelerde mevcut Senûsî zâviyeleri ve camiler kapatılıp şeyhler tutuklandı. Fakat buna rağmen Bingazi işgal edildiği halde direnişin merkezi Berka bölgesi bir türlü ele geçirilememişti.

Bunun üzerine Muhammed Rızâ es-Senûsî tarafından yazıldığı iddia edilen ve halkın teslim olması istenen bir mektup uçaklarla yerleşim yerlerine atıldı. Bundan da bir sonuç alamayınca bölgenin kırsal kesimlerinde yaşayan bütün halkı kamplarda toplamaya başladılar. Yerli halk Ayn’ül Gazâle kampına kapatılmaya başlandı. Bu kamp yetmeyince Makrûn, Sulûk, Berika ve Akîle kamplarını kurdular. Onbinlerce halk bu kamplarda açlıktan öldü. (Sadece Berika kampında ölenlerin sayısı 30 bini geçmişti.) Yüzlerceside mücahidlerle ilişkisi olduğu gerekçesiyle idam edildi.

Bu şartlar altında 23 Eylül 1930 tarihinde İtalyanlarla yapılan bir çarpışmada Ömer Muhtâr’ın sağ kolu Fudayl b. Ömer şehid oldu. Üstelik Trablusgarp direnişinin önemli bölgelerinden olan Kufra’nın merkezi Tâc köyüde 1931’in ilk ayında İtalyanların eline geçti.

Ömer Muhtâr, yaşının ilerlediği gerekçesiyle Mısır’a gidip yerleşmesi yolundaki son tavsiyeleride “Cihad’a devam” kararıyla geri çevirdi. Ancak 11 Eylül 1931 tarihinde kurmay ekibiyle ziyâretine gittiği Sahâbe-i Kirâm’dan Râfi Hazretlerinin kabrinde İtalya güçleri tarafından çembere alındılar.

Çatışma kısa sürdü. Çöl arslanı büyük mücâhid Ömer Muhtâr esir düştü. Boynundan bağladıkları zincirle birlikte gazetelerde fotoğraflarını yayımladılar, sokaklarda dolaştırıp halka teşhir ettiler.

Nihayet üç gün süren göstermelik mahkemede yargılanarak idama mahkûm edildi. Takvimler 16 Eylül 1931 tarihini gösterdiğinde Sulûk kampında tutulan 20.000 civarındaki insanın önünde idam edildi.

Hâlen “Şeyhü’ş-şühedâ olarak anılan Ömer Muhtar’ın çocukları ile, Libya’da başına yemin edilen Enver Paşa’nın çocukları şimdi Libya’da yine birlikte destan yazıyorlar. (Ömer Muhtar’ın oğlu Muhammed Muhtar ile Enver Paşa’nın torunu Arzu Enver Eroğan 2012’de İstanbul’da buluşmuşlardı.)

Devletimiz büyüktür. 100 yıl geçmesine rağmen, Turgut Paşa tarafından Saint-Jean şövalyeleri ve İspanyollardan fethettiğimiz Libya’mızı bırakmadık bırakmayacağız..Dosta düşmana özellikle Avrupalı sömürgecilere duyurulur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

tüfek icad oldu, yazarlık oldu

internet derlemelerine devam mı? biz bakardık yaa guguldan, zahmet etmeseydin..
  • Yanıtla

mutmaine

Ne işimiz var Suriyede diyen çirkef partililerin anlamak için 1 defa okuması gerek, ama rakı heykel sohbetlerinden kurtulamıyorlar, nefret ettikleri Osmanlı tarihi nice kahraman İSLAM neferiyle dolu...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23