• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
15 Şubat 2020

Rusya'nın Afganistan’dan çekilişinin 31. yıldönümü (15 Şubat 1989)

Tarihler 1979'un 27 Aralık’ını gösterdiğinde işgâlci Rusya bu sefer doğuda bir İslâm ülkesi olan Afganistan'ı işgâl ediyordu. Asıl hedefi Türkiye olan bu işgâl hamlesi Ülkücüler ve milli unsurlar tarafından canları pahasına bertaraf edilince Afganistan'a yönelmişlerdi.

Önceden satınalarak köleleştirdiği BabrakKarmal gibi Komünizme adapte olmuş kişilerin öncülük etmesi işi kolaylaştırmıştı.

Türkiye'de de masum gibi gösterilen sol hareketler, kuzeyden esen sert rüzgârla yerini Marksist/Leninist örgütlere bırakınca, dönemin başbakanı hasretle bekledikleri Kızılordu’nun Türkiye'ye girişlerini"tokmağı çevirmek" kadar kolay olduğunu ifade etmişti.

Türkiye’ninişgâline zemin hazırlayanlarla, işgâle canları pahasına izin vermeyenlerin mücâdelesi o dönemler basit sağ-sol çatışması gibi gösterilmeye çalışıldı. Vatanları için5 bin şehid veren Ülkücü Hareketin yiğitçe mücâdelesi karşısında Türkiye'yi yutamayacağını anlayan Kızılordu, Afganistan'a girdi.

Afganistan'da yaklaşık 9 yıl sürdü Rusya'nın işgâli. Sonunda mücâhidlerin şanlı direnişi karşısında tutunamayan Rusya son askeri birliklerinide 15 Şubat 1989 tarihinde çekerek Afganistan'ı terk etti.

Geride ne kaldı. Tâbi ki kan, gözyaşı, yıkılmış, talan edilmiş koca bir ülke. Bir milyondan fazla Müslüman katledildi. 3 milyon kişi sakat kaldı. 5 milyon kişi ülkeyi terketti mülteci durumuna düştü.

Afganistan'ın Ruslarcaişgâli hafızalarda, binlerce dönüm mezarlıklar, gözü yaşlı yetimler,işkencelerle sakat kalmış insanlar, içine yerleştirilen bombaların patlamasıyla çocukları parçalayan oyuncaklar ve hâlâ bitmeyen bir savaş bıraktı.

Rusya bugüne kadar girdiği hangi ülkeyi âbâd etmiştirki. Gerisinde bıraktığı onlarca ülke örneği ortada.

Şimdilik sonuncuları ise Ukrayna ve Suriye. Ukrayna'nın doğusundaki önemli şehirleri ve Kırım hâlâ işgâli altında. Çıkmayada niyeti yok.

Suriye'de ise, önce ideoloji satarak kurdurduğu sosyalist Baas Partisine destek vermiş, sonrada eskiden beri inmeyi çok istediği Akdeniz'de Tartus ve Lazkiye'de üs kurarak bölgeye yerleşmiştir.

Suriye'de çıkan olayların akabinde ise,Esed'in dâvetine uyarak, CaeserKunikov, NikolayFilchenkov, Azov, Karolev, Novocherkassk gibi çıkarma gemileriyle silah, cephâne, çeşitli ekipman, erzaklar ve binlerce asker sevk etmiştir. Sevkedilen askeri birliklerin içerisinde Kırım İşgâlini gerçekleştiren 810'uncu Deniz Piyade Tugayı da vardır.

Yetmemiş, yine Lazkiye yakınlarındaki Ceble'dekiüsse, Bastion Füzeleri ve Pantsir S1 Füzeleri ile Buk-M ve S-300PMU2 hava savunma sistemlerini yerleştirmiştir.

Suriye rejimine de pek çok silah temin eden Rusya bununla kalmamış, süpersonik avcı uçağı diye tâbir edilen MİG-31 savaş jetlerinide Suriye'nin envanterine koydurmuştur. Hâlâ iki kargo uçağı buradaki üslere inip kalkmaktadır.

Osmanlı eserlerinin neredeyse tamamını yıkarak medeniyetimizi yok edenler, yüzde seksenini yıktıkları Halep'te,harabeye dönmüş binaların üzerinde Putin'in posterlerinin astırmaları mânidardır.

Daha önce ilân edilen dört güvenli bölgeden üçünü yutan rejimin hedefinde şimdi, milyonlarca Müslümanınsığındığı son güvenli bölgeİdlibvardır.

Irak'ın kuzeyinde daha önce yapılan ve çekiç gücün koruduğu uçuşa yasak bölge uygulamasının bir benzeri, Türkiye'nin çok istemesine rağmen Kuzey Suriye'de yapılmamış, rejimin ömrü uzatılmış, ayrıca milyonlarca insan mağdur edilmiştir.

Esed gitmeden bırakın Suriye'yi, bölge huzura kavuşamayacaktır. Milyonlarca ehl-i sünnet; rejim, İran ve Rusya'nın inisiyatifinde telef edilecektir. Buna ne ABD, ne Avrupa, ölenler Müslüman olduğu sürece ses çıkarmayacaklardır.

Daha önce Balkanlar’da yapılan Müslümanlara yönelik etnik temizlik, şimdi Ortadoğu'da Irak, Yemen ve Suriye'de yapılıyor, buna güçlü bir şekilde karşı durmazsak, yarın bir başka yerde yineyapılacaktır.

İdlib, oldukça kalın hatlarla çizilmiş kırmızıçizgimizdir. Sakın ola bu çizgi rejim askerlerince asla geçilmemelidir.

İdlib düşerse, Ortadoğu düşer, ehl-i sünnet düşer, insanlık düşer.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali Hoca

Yazdiklarina ehli vicdan hic kimsenin itiraz etmesi mümkün değildir.Madem hedef İslam coğrafyası ve muslumanlarsa, o zaman ümmetin birlikte hareket etmesinden başka çözüm görünmüyor.Ummetin hilafina hareket eden devlet yöneticileri en büyük engeldir.Bunun vebali onlarin üzerinedir.Rabbim tezelden basireti nasip etsin hepimize.
  • Yanıtla

ya fettah

esed bir piyondur. gitse yerine başka bir alçağı getirirler. 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı