• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
06 Haziran 2020

Musul'un elimizden çıkışı (6 Haziran 1926)

İsmet Paşa Lozan görüşmeleri için İsviçre'ye geldiğinde, İngilizler 15 Kasım 1922'de henüz yeni seçim yapmış, kabine belirlenmediği için barış görüşmelerine gönderilecek dışişleri bakanları henüz atanmamıştı. 

İngiltere Başbakanı Bonar Law gecikmedi dışişleri bakanı olarak 17 Kasım'da Lord Curzon'u atayınca İngiliz heyeti yola çıktı. Lord Curzon'un kafasında mutlaka halledilmesi gereken iki önemli konu vardı. Birincisi, Boğazlardan geçişin serbest bırakılması, ikincisi Musul'u kesinlikle almaktı. ( Musul, Tuğrul Bey'in Abbasi Halifesi tarafından 1055 yılında şiânın baskısından kendisini kurtarması için dâvet ettiği günden beri Selçukoğulları, Zengiler, Timuroğulları, Akkoyunlular, Safevîler ve Osmanlı idaresinde kalmış kadim Türk şehridir.)

Lozan Konferansı başlamış, bölgeler ve şehirler sırayla görüşmeye alınmıştı. Musul 27 Kasımda görüşülecekti.Türk heyetini temsilen İsmet Paşa, görüşmenin ertelenmesini ve bu konunun iki ülke arasında halledilmesi gerektiğini söyleyince, ilk görüşme İsmet Paşa'nın odasında İngilizlerle 7 Aralık'ta başladı.

Girişimiz iyi oldu. Musul'un tamamını kesin bir dille istedik. Hukukî, tarihî, siyâsi, iktisadî, coğrafî, askerî ve stratejik sebeplerle Musul'un Turkiye'ye ait olduğunu anlatan tezlerimizi ortaya koyduk.Bütün şartlar lehimizdeydi. İngilizler Musul'un Irak Krallığına ait olduğunu söyleyerek karşı çıkınca, karşılıklı yazılı teklifler odadan odaya gidip gelmeye, toplantılar uzamaya başladı.

Sonuç alınamayınca 23 Temmuz 1923'te imzalanan nihâî Lozan Anlaşmasının 3.maddesinin 2.fıkrasına konan "Musul meselesi dokuz ay içerisinde iki ülke arasında dostça belirlenecektir" ibâresiyle konu sürece bırakıldı.

9 ay içerisinde taraflar Musul konusunda uzlaşma sağlayamazsa Milletler Cemiyeti (Birleşmiş Milletler) bir komisyon kurarak kararını verecekti.

19 Mayıs 1924'te Haliç Konferansı Musul'u görüşmek üzere Kasımpaşa'daki eski Bahriye Nâzırlığı binasında toplandı. Fethi Okyar, Bahriye Nâzırlığı yaparken kullandığı bu binadaki toplantıda Lozan'daki tezleri aynen savundu. Ancak İngiliz temsilci Percy Cox Musul'un yanında birde Hakkari'nin Nastûrilere ait olduğunu söyleyince konferans dağıldı. İngilizler, konuyu bir an önce Milletler Cemiyeti'ne taşımak için anlaşma masasını devirmek için geldikleri belli olmuştu

Milletler Cemiyeti 24 Eylül 1924'ten itibaren konuyu ele aldı. Taraflar çağırılarak (İngiltere'den Lord Parmoor, Türkiye'den Fethi Bey) Milletler Cemiyetinin kararını tanıyacaklarına dâir taahhütnâme alındı.  

Milletler Cemiyeti, İngilizlerin kontrolünde bir komisyon oluşturdular. (Komisyon üyelerinden birisi,İsveç'in eski Türkiye askerî ataşesi ve Ermeni tehcirine son derece karşı olan Ermeni dostu Carl Einar Thure af Wirsen'di. Diğeri Macaristan eski başbakanı coğrafyacıKont Pal Teleki'ydi ve siyasî kaygılarından dolayı Londra'daki Macar Elçisi İvan Rubido-Zichy aracılığıyla sorunun İngiltere lehine çözümü için elinden geleni yapacağını İngiliz Hükümetine iletmişti. Bir diğeri iseBelçikalı Albay Albert Poulis'di ve yazdığı günlüklerinde Nastûri'lere duyduğu hayranlığı gizlemeyen birisiydi) 1925 yılının başlarında Komisyon çalışmaya başladı. 

Önce bölge halkına soralım tezini ileri sürdüler. Bölge halkının çoğunluğunun Türkiye’yle birlikte yaşamak belirtilerini görünce bundan vazgeçildi. Sadece Kerkük, Telafer, Süleymaniye, Erbil'den seçtikleri 800 kişiyle mülakât yapmakla yetindiler. Bunun üzerine Türkiye; "Doğu Prusya, Schleswig, Klagenfurt, Saar ve Oberschlesien'de yapılmasında sakınca görülmeyen halka sorma sistemi Musul'da neden yapılamıyor, Polonya ile Litvanya arasındaki anlaşmazlıktan Musul'un ne farkı var" diye itirazına rağmen halkoylaması yapılmadı.

Komisyon, hazırladıkları düzmece raporlarını 16 Temmuz 1925'te Milletler Cemiyetine sundular. Milletler Cemiyeti 16 Aralık 1925 tarihinde Türk temsilcinin protesto ederek katılmadığı toplantıda gecikmeden Musul ve yöresini İngiltere mandasındaki Irak'a bıraktı.

İngilizler bu arada boş durmuyorlar, Türkiye’de isyanlar çıkartarak Türkiye’yi meşgul etmek, Musul'dan vazgeçmeye zorlamak için her yolu deniyorlardı. Bir avuç Nastûri'leri bile ayaklandırmaktan çekinmediler.

Milletler Cemiyetinin kararı doğrultusundanihâî görüşmelerin Ankara'da yapılması planlandı.

5 Haziran 1926 tarihinde imzalanacak Ankara Anlaşması için görüşmeler 17 Nisan 1926'da İngiltere, Irak ve Türkiye arasında başladı.

43 gün devam eden toplantılardan sonra 30 Mayıs'ta gelinen son nokta şuydu. İngilizlerMilletler Cemiyetinin karar avantajıyla petrolden hisse vermek istemediklerini (MC kararlarına uyulacak taahhüdünden sonra artık Türk tezi öyleydi) sadece petrol gelirinden pay verebileceklerini söylemiş, bu payın oranı konuşuluyordu.

Herkes Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü Aras'ın ağzından çıkacak cümleye kitlenmişti. Aras, İngiltere temsilcisi Lindsay'e döndü "gelirden % 10 istiyoruz" dedi.

İngilizler rahat bir nefes almıştı. Çünkü kendilerine % 25 vermek suretiyle meseleyi halletmeleri tembih edilmişti. Üstelik kârdan pay ödemesi 25 yılla sınırlandırılmıştı.(25 yılda ödenecek tutar komik bir şekilde 5 milyon 500 bin sterlin olarak belirlendi. Bunun 3 milyon 500 bin sterlini 1954 yılına kadar aralıklarla ödendi. Geri kalan miktar 1986 yılına kadar bütçede gösterilmesine rağmen ödenmedi.)

5 Haziran 1926'da imzalar atıldı. İngilizler, anlaşmayı meclistede oylatarak konuyu kapatmak istiyorlardı.

6 Haziranda konu meclis gündemine gelmişti bile. Fakat yolunda gitmeyen işler vardı. TBMM'de temsil edilen ve sayıları 286 olan milletvekillerinin yarısı meclise gelmemişti. 

Tepki büyüktü. Neredeyse tamamı atanmış milletvekilleri ortalıkta yoktu. Nice sonra toparlanabilen 146 milletvekiliyle oturum açıldı. Ancak bırakın nitelikli çoğunluğu, 2/3 gibi karar şartlarını, istenilen salt çoğunluk bile çıkmadı.

143 evet, 2 çekimser, 1 red vardı. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. İngiliz aleyhtarı basın bile susmuştu. İşin çok ucuza gittiğini düşünen Anadolu sessizliğe gömülmüştü.

Bu sessizlik, Irak'ta Başbakan olan Hikmet Süleyman tarafından 1936 yılında bozulmak istendiysede başarılı olunamadı. Ankara'ya sunulan önce Irak-Türkiye Federasyonu kurulsun ardından birleşme olsun teklifi Atatürk'ten geri döndü. (Hikmet Süleyman 1918 Mondros mütârekesinde Bağdat'ta kalan Osmanlı Kaymakamıydı. Mahmut Şevket Paşa'nın kardeşi olan Hikmet Süleyman, Kut'ül Âmâre Savaşında Sabis Meydan Muharebesinde şehit olan ve İmâm-ı Âzâm Hazretlerinin türbesi haziresine defnedilen Dağıstanlı Mehmed Fâzıl Paşa'nın kızı Sâre Hanımla evlenmiş, bu evlilikten olan ve 2018 Kasım'ında Ankara'da 93 yaşında vefât eden kızı Ayser Hanımlada rahmetli Prof.Dr. İhsan Doğramacı evlenmiştir. Hikmet Süleyman, Irak'ta milli eğitim, İçişleri ve Maliye Bakanlığı yaptıktan sonra Irak Başbakanı olmuş ve diğer bir Osmanlı Paşası Bekir Sıtkı Paşa'yı Genel Kurmay Başkanı yaptırmak sûretiyle ülkeyi birlikte yönetiyorlardı.)

94 yıldır süren bu sessizliği bozmanın sırası geldi diye düşünüyorum.

Çünkü30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandığında Ali İhsan Sabis Paşa'nın komutasındaki Ordumuz hâlâ Musul'daydı. 

İngilizler mütâreke sonrası işgâl edene kadar, Musul Vilâyeti; Kerkük dâhil 3 sancak, 18 kazâ, 3031 köyden meydana gelmekte ve Misâk-i Millî sınırlarımız içerisindeydi, hâlende öyledir.

Ve biz bağımsız ve tek parça bir Irak şartıyla Musul'u bırakmıştık. 

Şu anda ne Irak tam bağımsız, nede tek parça. 

Ayrıca, anlaşmanın kabulünde mecliste salt çoğunluk yoktu.(286 milletvekilinden 143'ünün oyuyla kabûl edildi.)

Zâten petrol kârından yaklaşık 100 yıllık alacağımızda duruyor. (25 yıl olamaz.) 

Öyleyse, bütün yeryüzünde Türkiye'nin menfaatlerini koruma ve kollama adına yaptığımız hamlelere bir yenisini eklemeli Musul'umuza ve Misâk-ı Millî'mize sahip çıkmalı ve yeni dâvâlar açmaya hazırlanmalıyız..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

mutmaine

İngilizide Musulda petrole dökmüşüz !!
  • Yanıtla

H.Y.E

Ah güzel kardeşim mükemmel bir biçimde konuyu anlatmışsın da su anda Türkiye nelerle uğraşıyor.Bunlara ayıracak vakti var mı bilmiyorum?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23