MALAZGİRT ZAFERİNİN GETİRDİKLERİ VE SÜLEYMAN ŞÂH'LA ANADOLU'NUN FETHİ

04 Eylül 2019 Çarşamba

Sultân Alparslan, Bizans İmparatoru Romen Diyojen'le Malazgirt Zaferinden sonra yapılan anlaşmanın Bizanslılarca yerine getirilmek istenmemesi ve tanınmamasının ardından harekete geçti.


Bütün tarihçilerin dünya tarihinin dönüm noktası diye ifâde ettikleri böyle bir zâferi taçlandırması gerekiyordu. 


Amcasının oğlu Süleyman Şâh'ı tam yetkiyle donatarak Anadolu'nun Fethi emrini verdi.


Bu emir üzerine Kutalmışoğlu Süleyman Şâh Başkumandan olarak Türk Ordusunun başında Anadolu'ya girdi.


Bunu gören yeni Bizans İmparatoru Mikhail Dukas, prensleri olan iki kardeşi İsaakios Komnenos ve Alexius Komnenos'u ( 1185 -- 1204 arası İmparator olarak sırasıyla Bizans'ı yönettiler) büyük bir orduyla Süleyman Şâh'ı karşılamak üzere Anadolu'ya gönderdi. Küçük Malazgirt denen savaş Kayseri önlerinde oldu. Bizans ordusu perişan olduğu gibi Prenslerden İsaakios Süleyman Şâh'a esir düştü. Büyük bir fidye karşılığı serbest bırakılan Prens İsaakios Antakya Genel Valisi oldu.


Bu arada Süleyman Şâh'ın komutanları boş durmuyordu. Bunlardan Artuk Bey, İzmit Sakarya arasında bir Bizans ordusunu bozmuş akabinde Amasya'ya dönerek Yeşilırmak Vadisini tamamen fethetmişti.


Bu sırada Sultân Alparslan şehid edilmiş yerine 20 yıl tahtta kalacak olan 17 yaşındaki oğlu Melikşâh Sultân olmuştu. Yanında ise tarihte gelmiş geçmiş en başarılı vezirlerden Nizâmülmülk vardı.


Genel Karargâhı Birecik'te olan Süleyman Şâh 1074'te Antakya üzerine yürüdü. Antakya Genel Valisi Prens İsaakios ile Romen Diyojen'in kardeşi Konstantin büyük bir orduyla Süleyman Şâh'ı karşıladı. Yine küçük Malazgirt'lerden biri daha yaşandı. Süleyman Şâh Bizans ordusunu bozduğu gibi Romen Diyojen'in kardeşini öldürüp, Prens İsaakios'u ikinci kez esir aldı ve yine büyük bir fidye karşılığı serbest bıraktı. Ancak Antakya kalesini alamadı.


Bu arada Erzurum ve Çoruh tarafları Saltukoğlu Ebulkâsım Bey tarafından fethedilmiş, Mengücek Bey ise Erzincan ve çevresini açmaya çalışıyordu kısa sürede muvaffak oldu.


Yine Süleyman Şâh'ın kardeşi Mansur Karargâhını Kütahya'da kurmuş adım adım Ege Denizine yaklaşıyordu.


Diğer taraftan Atsız Bey yine 1074'te Suriye sahilleri dahil Akka Limanını fethetmişti. 


1075'te Süleyman Şâh İznik'i fethederek başkent yaptı.

Sultân Alparslan'ın oğlu büyük Selçuklu Hâkânı Sultân Melikşah küçük bir atama yaparak Artuk Bey'i Arabistan'ın fethiyle görevlendirmiş Anadolu'da fethettiği yerleri Danişmend Bey'e vermişti.


Bunun üzerine Arabistan'a inen Artuk Bey 1076'da Kuveyt, Bahreyn ve Necd'i fethederek Umman kıyılarına indi Umman zâten Kirman Selçuklularına bağlıydı.


1077 yılında Gümüştekin Bey Urfa ve çevresini, Süleyman Şâh'ta Konya ve çevresini fethedince, Büyük Türk Hâkânı Sultân Melikşâh, Anadolu Hükümdarı sıfatını Süleyman Şâh'a veren fermânı (kararnâmeyi) imzaladı. Böylece ölümsüz "Türkiye Devleti" kurulmuş oldu. Artık hutbelerde önce Halifenin, sonra Sultân Melikşâh'ın ve ardından Süleyman Şâh'ın isimleri okunuyordu. İlk Vezir (Başbakan) ise Tahir Oğlu Hasan Şehristânî olmuştur.


1079'da tablo şuydu. Türk hâkimiyeti Karadeniz, Akdeniz ve Ege'ye erişmişti. Takip eden 1080'de ise Güney Marmara kıyılarını Kocaeli, Kadıköy ve Üsküdar dâhil bizzat fetheden Süleyman Şâh, Boğazda gümrük idâresi kurdu. Ardından Çanakkale Boğazı ve Kapıdağ yarımadasını temizledi.


Süleyman Şâh Marmara Bölgesi ile uğraşırken, Bizanslılar fırsattan yararlanarak Kars ve Erzurum'u alınca Sultân Melikşâh bir kez daha devreye girdi. Ahmed Bey emrinde muazzam bir ordu gönderdi. Bizanslılar kesin bir şekilde kovuldu, büyük göçler hâlinde getirilen Türk nüfus buralara yerleştirildi ve burada Saltukoğulları Beyliği kuruldu. Karadeniz sahili tamamen Türk idâresine girmiştiki Theodor Gabras Trabzon'u yeniden aldı.(1461'de Fatih Sultân Mehmed tarafından yeniden fethedildi.)


Melikşâh'ın kardeşi Tutuş Bey'de yanında Atsız Bey, Artuk Bey gibi yiğit komutanlarla birlikte Suriye, Lübnan, Filistin ve Sina'yı almış Şii Fâtımiler Ortadoğu'dan atılarak, Afrika'ya hapsedilmişlerdi.( Büyük komutan Artuk Bey'in kabri ile Altınordu Devletinin büyük Hâkânı Berke Hân ve Sultân Baybars'ın karısı olan kız kardeşi Türkân Hanımın kabirleri onlarca eserle birlikte tapumuz olarak Kudüs-ü Şeriftedir.)


İç tarafta 1082'de Adıyaman ve Tarsus Limanı (mersin) alındığı gibi, 1083'te Kilikya bütün Çukurova fethedilerek bütün Anadolu ele geçirilmiş yalnızca Antakya ile Maraş ve Malatya hâlâ direnmekteydi.Ve alınmaları gerekiyordu.


Tarihler 13 Aralık 1084'ü gösterdiğinde Süleyman Şâh gizlice geldiği Antakya'da General Flaretos'u yenerek şehre girdi.Bir ay sonra iç kale düştü (12 Ocak 1085) Hz.İsâ'nın havarilerinin toplandığı kiliseyi camiye çevirdi (onun yerine iki ayrı kilise yaptırarak hediye etti.) Cuma günü 120 müezzine ezan okutturdu. Yağmayı, halkı incitmeyi, üzmeyi yasakladığı gibi evlilik yoluyla dâhi olsa gayrimüslim hanımlarla yuva kurmayı men etti. Bu hoş görü asırlarca Antakya'da devâm etmektedir.


1085'in ilk aylarında Buldacı Bey tarafından Maraş, Elbistan, Göksun fethedilirken, Süleyman Şâh'ın dayısıda Malatya'nın fethini tamamladı.


Süleyman Şâh Anadolu Fâtihi ünvanını almıştı. Büyük Türk Hâkânı Sultân Melikşâh, her yıl Anadolu'ya büyük miktarda para ve asker gönderdiği gibi yüzbinlerce Türkü yerleşimci olarak sevkediyordu.


Oğuzların dağılımı şu şekilde oluştu. Bozok'lara bağlı 12 boy Anadolunun orta ve kuzey bölgelerine, Üçoklara bağlı 12 boy ise güney bölgelerine yerleşmiştir. En fazla nüfus barındıran boylar başta Kınık olmak üzere Kayı, Avşar ve Bayındır boyları olmuştur.


SÜLEYMAN ŞÂH'IN ÖLÜMÜ


Anadolu fethi tamamlanınca karşısında rakip kalmamıştı. Bir ara öz kardeşi Mansur Anadolu toprakları üzerinde hak iddia etmiş, bunun için düşman Bizans Imparator'u ile bizzat görüşmüş yardım sözü alarak fırsat kollamaya başlamıştı. Mansur'un hareketlerini iyi takip eden Sultân Melikşâh, Süleyman Şâh'a destek için gözü pek komutanı Porsuk Bey'i Anadolu'ya gönderdi. 


Porsuk Bey, emrindeki birliklerle İstanbul'dan İmparatorla görüşmeden dönen Mansur'u İzmit yakınlarında karşıladı. İhanet cezasız kalamazdı. Kardeş kanı akmasın diye askerlerin döğüşmesini istememişler teke tek mücadelede ise Porsuk Bey Mansur'u öldürmüş, tehlike ortadan kalkmıştı.


Bu sefer de Süleyman Şâh, yeni rakipler bulmak için güneye Suriye'ye yöneldi. Orada bütün Ortadoğu'yu fethetmiş olan Sultân Melikşâh'ın kardeşi Tutuş vardı. 5 Haziran 1086'da Halep'i kuşatmaya gelen Süleyman Şâh'ı Tutuş karşıladı. Halep önlerinde iki kardeş ordu karşı karşıya geldi. Bu sefer gâlip gelen yanında Artuk Bey gibi dirayetli komutanlar olan Tutuş oldu. Bu savaşta Süleyman Şâh öldürüldü.


Yine işi çözmek bu olaya çok üzülen Melikşâh'a düştü. Önce bölgedeki üç önemli merkezi Antakya'ya Yağısıyan Bey'i, Urfa'ya Bozan Bey'i, ( Bozan Bey sülâlesi Bozanoğulları olarak Urfa'da devam etmektedir. Hâlen genel başkanı olarak görev yaptığım "Türk Dünyası Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği'mizin" genel başkan yardımcılarından Selâmi Bozanoğlu kardeşimiz bu sülâledendir.) Haleb'e Aksungur Bey'i atayarak direkt kendine bağladı. Sonra öz kardeşi Tutuş'u cezalandırmak üzere Halep önlerine geldi. Sultân Alparslan'ın iki oğlu vuruşmak üzere iken Tutuş, "gâlip gelsemde ben küçük düşerim, her dâim gölgesine sığındığım Abime kılıç çekmem" dedi Şam'a çekildi.


Sultân Melikşâh bu itaatinden dolayı Tutuş'u takip etmedi. Süleyman Şâh'ın çocuklarını özel olarak yetiştirmek için başkent İsfahân'a götürdü. Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti İznik'te Süleyman Şâh'ın yerine büyük oğlu Kılıçarslan İsfahân Sarayında yetiştirilene kadar, Süleyman Şâh'ın kardeşi Melik Davut'u oturttu. 


6,5 yıl sonra Sultân Melikşâh 37 yaşında aniden ölünce, 1.Kılıçarslan İznik'e gelerek Anadolu Selçuklu Devleti tahtına oturdu.


Ancak ilelebet payidar kalacak " Türkiye Devleti " üzerine ardı arkası kesilmeyen Haçlı Seferleri başladı. Hâlen aralıksız devam etmektedir. 


Bu şartlar altında kırgınlıklara, kızgınlıklara, kardeş kavgalarına yer olmamalı. Bir kaç kişinin hevâ ve hevesi uğruna binlerin kırılmasına fırsat verilmemelidir. Yeni Türkiye'yi koruyup kollamak, oturmuş olduğu bu yeni eksen üzerinde muhafaza ederek daha yükseklere taşımak için mücâdele etmek hepimizin görevidir. Bu mücadeleyi verirken köklü tarihimiz projektör gibi önümüzü aydınlatmaktadır. 


Unutulmamalıdırki tarihini bilmeyen milletlerin sınırlarını başkaları çizerler.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • NALBANTNALBANT11 gün önce
    "Tarihini bilmeyen milletlerin sinirini baskalari cizerler" demissiniz.Bizim sinirlarimizi cizdikleri gibi mi?

Günün Özeti