• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
03 Ekim 2020

Kırım Savaşı (4 Ekim 1853)

Kudüs'ü Şerifte Hz.İsa (a.s.) hâtırası taşıyan yerlerde ortodoks'ların hâkim mezhep olmasını isteyen Rusya, ortodokslara haksız muamele edildiğini ileri sürerek İstanbul'a ginderdiği Prens Mençikof'la Osmanlı Devletine beş gün içerisinde cevaplanması şartıyla ortodokslara Kudüs'ü Şerifte yönetim hakkı verilmesini içeren bir ültimatom verdi.

Sadrazâm Başkanlığında toplanan 43 kişilik bir heyet bu ültimatomu reddettiğini Dışişleri Bakanı Rıfat Paşa eliyle Mençikof'a iletti.

Bunun üzerine Prens Mençikof Başkent İstanbul'daki bütün Rus elçilik heyetini toplayarak 21 Mayıs 1853'te Türkiyeyi terketti. Diplomatik ilişkiler kesilmişti.

"Sultân'ın elini yüzümde hissettim" (beni tokatladı) diyen Çar I.Nikola bu duruma çok kızmıştı. Önce İngiltere'ye Osmanlı Devleti için ilk defa kullandığı "Hasta Adam" tabiriyle Osmanlı Devletinin aralarında paylaşılması teklifinde bulundu. İngiltere, Rusya'nın sıcak denizlere ineceği tehlikesiyle bunu kabul etmediği gibi İstanbul'a bunu bildirdi.

Her iki teklifide kabûl görmeyen Çar, Prens Gorçakof komutasında 185 bin askerle Kudüs'te isteği yerine getirilince boşaltacağını söyleyerek bir Türk Eyâleti olan Romanya'ya girdi, işgâl etti.

Rusya'ya savaş açmaya karar veren Osmanlı Devletinde, gelmiş geçmiş en iyi Dışişleri Bakanı ve Başbakanlık yapanlardan biri olan Büyük Reşid Paşa Fransa ve İngiltere'yi de yanlarına almak için yaptığı büyük diplomasi trafiğini bir taraftan devam ettirirken 4 Ekim 1853'te de Rusya'ya savaş açıldığını Avrupa'da ki bütün başkentlere bildirdi.

Serdâr-ı Ekrem olarak ordunun başında bulunan Müşir Ömer Paşa Tarihler 23 Ekim'i gösterirken 133 bin askerle hem Vidin'den, hem Yerköyü'nden, hemde Tutrakan'dan Romanya'ya girdi Kalafat'ı geri aldı.

Aynı kararlılıkla 5 Kasım'da General Dannenberg'in kolordusunu dağıttı, Ruslar panik halinde Bükreş'e kaçıp mevzilendiler ve yeni cepheler açmadan işin yürümeyeceğini anladıkları için Kafkasya'da ve Karadeniz'de saldırıya geçtiler.

Kafkasya'da Abdi Paşa Şeyh Şamil'in desteğine rağmen başarılı olamadığı gibi, Karadeniz'de 12 parçalık Türk Filosu ve 6 ticaret gemisi Amiral Nahimov'un baskınıyla Sinop'ta batırıldı.

5 Ocak 1954'te Romanya'da tekrar Türk Ordusunu Tuna'nın diğer tarafına atmak isteyen Rusların taarruzları hep boşa çıktı geri çekildiler.

Diğer taraftan diplomasi trafiği hızla devam ediyordu. Reşid Paşa'nın girişimiyle Fransa 27 Şubat'ta Çar'a savaşa son verilmesini talep etti. Çar, hem Fransa'yı, hemde İngiltere'yi dinlerine ihanet etmekle suçladığı gibi, Türklere yardakçılık yaptıkları iddiasında bulununca 6 Mart 1954'te Fransa ve İngiltere Rusya'dan büyükelçilerini çektiler.

Yetmedi, Sultân Abdülmecid'in müttefiklik teklifini kabûl eden Kraliçe Victoria ve III.Napoleon 27 Mart'ta Rusya'ya savaş açtıklarını duyurdular ve 31 Martta askerleri Gelibolu'ya gelerek konuşlandılar ardından müttefik donanma Odessa'yı (Hocapaşa'yı) bombaladı 13 gemiye el konuldu.

Ruslarda bu ara Dobruca yı işgâl etmişler 1830'da bağımsızlıklarını kazandırdıkları küçücük (sadece Mora Yarımadası) Yunanistan'ı güneyden harekete geçirmişler ve Tuna üzerinde önemli bir kale olan sadece 10 bin Türk askerinin olduğu Silistre'yi 80 bin askerle kuşatmışlardı.

Önce Fransa 3 yıl kalacağı Pire ve Atina'ya girdi Rus yanlısı hükümeti düşürdü. Ardından Türkler Silistre Muhafazı Musa Paşa'nın yaptığı müthiş çıkışlarla Ruslara 40 bin zayiat (15 bin ölü, 25 bin yaralı) verdirmiş tam 9 generali ölen iki Mareşali ağır yaralanan Ruslar Moldova'ya kadar geri çekilince 6 ağustosta Türk Ordusu yenidenti tezahüratlarla Bükreş'e girdi.

Varna'da toplanan müttefik ordu Kırım'a çıkartma kararı alınca, daha sonra Kırım'a da bağlanacak olan İstanbul Varna arası telgraf hattı çekildi ve 14 Eylül 1854'te müttefik ordu Kırım'a çıkartma yaptı.

20 Eylül'de Alma, 20 Ekim'de Balaklava, 5 Kasim'da İnkerman meydan muharebeleri Türk Askerinin önemli katkısıyla kazanıldı.

Zâten 10 Ekim'den itibaren dünyanın en güçlü kalesi Sivastopol kuşatması başlamıştı. 17 ekimde kale komutanı Amiral Kornilof vurularak öldürülmesine rağmen gittikçe takviye alan kale kolay düşeceğe benzemiyordu.

Tuna boyundan Kırım'a gelen Müşir Ömer Paşa askerleriyle 17 Şubat 1855'te Gözleve Meydan savaşında Rusları bir kez daha bozdu.

55 bin Türk Askerinin bulunduğu müttefik ordu 200 bine ulaştığında 2 Mart'ta Çar Nikola öldü, yerine oğlu II.Aleksandr geçmişti.

24 Mayıs 1855'te harekete geçen müttefik ordu önce Kerç Boğazına hâkim oldular ayrıca 28 Mayısta Anapa Kaleside düştü ve Sivastopol Muhasarası başlamış oldu.

16 Ağustos'ta Traktir Meydan Savaşı kazanılmış, 8 Eylül 1855'te düşen Malakof Tabyasına ilk giren 1873'te Fransa'ya Cumhurbaşkanı olacak olan General Duc de Mac-Mahon olmuştu.

Girilen bu ilk tabyadan sonra baskılar artınca Prens Gorçakof bir gün sonra Sivastopol'u boşalttı. Böylelikle 11 ay süren muhasara bitmiş oldu.

Doğu cephesinde ise durum aleyhimize işliyordu. Ruslar 15 Temmuz 1855'te kuşatma altına aldıkları Kars'ı 4 ay 15 gün sonra Vâsıf Paşa açlıktan ölmemek için teslim etmek zorunda kaldı.

Halbuki Ömer Paşa yardım için Kırım'dan Sohumkale'ye çıkartma yapmış, İngur'da Rusları yenmiş, Kütayis'e girmek üzereyken Kars'ta durumun acil olduğunu öğrenince yolunu değiştirerek Kars'a doğru hareket etmesine rağmen, kalesinde yenecek ot dahi kalmayan Kars düşmüş ve savaşta sona ermişti.

Paris'te barış görüşmeleri 25 Şubat 1856'da başlayan barış görüşmeleri 30 Mart'ta imza altına alındığında, Kırım verilmiş Kars alınmış Beserabya (Bucak Bölgesi) İsmâil'le birlikte Turkiyeye bağlı Moldova Prensliğine bırakılmış, Karadeniz'deki Rus donanması Baltık Denizine taşınmış ve Karadeniz'de ki tersaneleri yıkılmıştı.(Bizim için en önemli madde buydu.)

Paris müzâkerelerine katılan ve imza koyan Ali Paşa, Reşid Paşa tarafından tenkit edilsede Türkiye lehine çıkan bir karar gibi gözüküyor.

Ancak bu savaş aynı zamanda ekonomik yönden sıkıntılı dönemlerinde başlangıcı olmuştur. Türk Maliyesi istenilmemesine rağmen ilk defa %5 fâizle 5 milyon altın borç almış, sonra borcun ardı arkası kesilmemiş ve devlet ekonomisi çökmüştür.

20 Aralık 1881'te borçların yapılandırılması adı altında düyûn-ı umûmiye ilân edilerek hem borçların büyük bir bölümü sildirilmiş, hemde maliyeye nefes aldırılmıştır.

Kânûni Sultân Süleymanında şehzâdeliği döneminde Sancak Beyi olarak görev yaptığı Kefe'yide bünyesinde barındıran, yüzyıllarca Türk toprağı olarak kalmış mâsum ve mazlûm "Kırım" defalarca sürgünler ve baskınlar yemesine rağmen Türklerden tam manasıyla temizlenememiş, hâlâ gönlümüz buruk olarak kurtarılmayı beklemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımız'ın sıcak gündemindedir. İnşaallah "Yeni Türkiye'de" bunu görmek bizlere nâsib olacaktır.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Erivan bizimdi

Selçuklulardan bu yana bir Türk şehri olan; Osmanlılarla serseri iran arasında defalarca el değiştiren Revan; nasıl oldu da birdenbire bir ermeni şehri oldu? Yeryüzünde bir israil, bir de erivan böyle türeme bir vakıa!
  • Yanıtla

Kemal Arslan

... Daha sade anlatılabilirdi.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23