İstanbul'un işgâli ve 6 Ekim'de kurtuluşu

05 Ekim 2019 Cumartesi

2 Şubat 1861 yılında doğan Sultân Vahdettin, VI. Mehmed unvânı ile tahta geçtiğinde 57 yaşını 5 ay 1 gün geçiyordu. Fırtınanın bitimine yakın zamanda tahta oturdu. Fırtınanındindiği 30 Ekim'de ise biz Türkler adına yıkım çok büyüktü. Başta İngiltere olmak üzere Fransa, İtalya ve Rusya, Osmanlı Devletini parçalama planlarını bütün imkânlarını kullanarak (gasp, eşkıyalık, hilekârlık, sahtecilik, sözünde durmama, ikiyüzlülük vs.) tatbik etmişler,sıra topraklarımızı paylaşmaya gelmişti.

Paylaşma anında Rusya yoktu çünkü erken pes etmişti.(Almanların Ukrayna'yı işgâli ve İtilaf devletlerinin Rusya'ya yardım için yüklendikleri Çanakkale'yi geçemeyip, Türk Donanmasıda Karadeniz'de Rus'lara göz açtırmayınca 22 Ocak 1918'de mütareke isteyerek saf dışı kaldı) Kasım başlarında Başkent İstanbul fiili işgâle uğramış, 22 İngiliz, 17 İtalyan, 12 Fransız, 4 Yunan savaş gemisinden oluşan düşman donanması İstanbul Boğazına demirlemişti.

Resmi işgâlin yapılacağı 16 Mart 1920'ye kadar İstanbul'da durum şöyleydi. İlk önce devletin ileri gelenleri sudan bahanelerle tutuklanarak Bekirağa bölüğüne kapatılıyor böylece gözdağı verilmeye çalışılıyordu. Bir taraftan rastgele tutuklamalar sürerken, diğer taraftan tutuklanacak kişilerin isimleri ortalarda dolaşıyordu.Ayrıca İngilizler, sözde Ermeni tehcirini bahane ederek, 23 Ocak 1919'da aralarında 37 üst rütbeli Türk Subayının da bulunduğu 223 kişinin tutuklanmasını istediler.

Bu durum karşısında Tevfik Paşa Hükümeti önemli bir karar alarak 1919'un Şubat'ında Avrupa'daki beş tarafsız ülkeye çağrı yaptı.

İspanya,İsviçre,Hollanda,Danimarka ve İsveç'e yapılan müracaatta, Ermeni zorunlu göç konusunu incelemek üzere bir komisyon kurulduğunu, soykırım iddialarınıgörüşülmesi için bu komisyona ikişer adet üye göndermelerini böylelikle gerçeklerin anlaşılmasını istedi.(Şimdiki Türkiye tezi.)

Beklenmedik bu çıkış İngilizleri aşırı telaşlandırdı ve baskıyla Başbakan Tevfik Paşa'yı 3 Mart'ta istifa ettirip kendilerine yakın olan Damat Ferit'i (Sultân Abdülmecit'in kızı Mediha Sultânla evliydi) işbaşına getirttiler. 

Sultân Vahdettin Anadolu'da milli mücâdele yapılmadan İstanbul'un ve ülkenin kurtulmasını imkânsız gördüğü için, henüz tutuklanmamış güvendiği bir subayı Anadolu'ya göndermeye karar verdi. Bu bir yıl önce birlikte Almanya'ya gittikleri ve Filistin CephesindeykenBaşyâverlik Beratı gönderdiği Mustafa Kemal'den başkası olamazdı. Öyle yaptı.

 Anadolu'da başlayan milli mücâdelekısa sürede toparlandı güç buldu İstanbul'da karşılığı oldu. Hatta Milli Mücâdeleyi destekleyenlerin oluşturduğu Felah-ı Vatan Grubu baskıylaDamat Ferit'i 30 Eylül'de istifa etmek zorunda bıraktılar. Boşalan Sadrâzâmlık için SultânVahdettin'in görevlendirdiği Ali Rıza Paşa 2 Ekim'de hükümetikurdu. Budeğerlendirilmesi gereken iyi bir fırsattı. Âcilen meclisin daha net ve daha milli bir yapıya kavuşturulması gerekiyordu.Öylede oldu ve bu hükümet döneminde seçimler yapıldı.

Türk Hâkânı'nın onayladığı listeyle seçimlere gidildi. (Günümüzde de seçilecek milletvekillerini parti liderleri onaylıyor.) Meclis-i Mebûsan büyük ölçüde yenilenerek, hem meclisin önüne gelecek barış anlaşması hükümlerine gereği gibi müdahale edilebilmesi, hem de Anadolu'daki Milli Mücadeleye destek olunabilmesi için milli bir yapıya büründürülmüştü. (Bu seçimde Sultân Vahdettin'in onayladığı listeden Mustafa Kemal Erzurum Milletvekili seçilmişti.)

Gâlip devletler Paris Konferansı için bir araya geldiklerinde Osmanlı Devletinin parlamentosu olan Meclis-i Mebûsan milletin kabul edebileceği barış şartlarını görüşmek, gerekirse yeni bir devletin temellerini atmak için 12 Ocak 1920'de toplandı. Mustafa Kemal Paşa İngilizlerce hakkında tutuklama kararı olduğu için tedbiren bu toplantıya katılmamış, ancak katılacak milletvekilleri ile toplantı yaparak onlara kendisini meclis başkanı seçmelerini istemiş ve Misâk-ı Milli uyarısında bulunmuştur.

İstanbul'da toplanan meclis Mustafa Kemal'i meclis başkanı seçmemiştir ancak 28 Ocak'ta 6 maddelik Misâk-ı Milli'nin kabûl edilmesi kararını almış ve17 Şubat'ta da ilân etmiştir.

Buna göre Misâk-ı Milli kararlarının 6.Maddesinde belirlenen "Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandığında (30 Ekim 1918) Türk Askerinin koruduğu sınırlar TÜRK VATANIDIR ve bu sınırlar içerisindeki vatan hiçbir biçimde parçalanamaz" şeklindeki karar Milli Mücâdele'nin temelini oluşturmuştur.

Meclis'in böyle bir karar alması işgâl kuvvetlerini çılgına çevirmiş bütün güçlerini kullanarak Ali Rıza Paşa Hükümetini 3 Mart 1920'de istifa ettirmişlerdir. 

Bu durum, tekrar Damat Ferit'in Başbakanlığa atanacak endişesini doğurdu ve tedbirler alınmaya başlandı.

Önce, Felah-ı Vatan grup başkanı ve bazı meclis başkanı vekilleri saraya giderek kabineyi kuracak kişinin mutlaka Kuvay-ı Milliye'nin uygun göreceği kişi olmalıdır şeklinde taleplerini ilettiler. Ardından Mustafa Kemal Paşa Türk Hâkânı'na telgraf çekerek milli mücadeleye destek verecek birinin hükümeti kurması gerektiğini bildirdi.

Bu talepler doğrultusunda (zaten Sarayla Kuvay-ı Milliye arasında yakınlaşma dahada artmıştı)İngiliz yüksek komiserinin isteğine rağmen Türk Hâkânı, son hükümette Bahriye Nâzırı olarak görev yapan ve Anadolu’da Kurtuluş Mücadelesi için toplanan Heyet'i Temsiliye ile Hükümet arasında nasıl hareket edileceği konusunda mutabakat çalışmaları yapmak için Amasya'ya giderek görüşmelere katılan Salih Paşa'yı 8 Mart 1920'de Hükümeti kurması için atadı.

Salih Paşa Kabineyi şu şekilde oluşturdu.

Milli Savunma Nezâretine Fevzi Paşa'yı, Adliye NezâretineCelal Bey, Bayındırlık Nezâretine Senatör Tevfik Bey, Ticaret Nezâretine Ziya Bey, Dışişleri Nezâretine Sefa Bey, İçişleri Nezâretine Hazım Bey, Milli Eğitime Abdurrahman Şeref Bey, Maliye'ye Müsteşar Faik Nüzhet Bey, Bahriye Nezâretine Esat Bulkat Paşa getirildi.

Güven oylaması yapılmadan önce Anadolu'da fikirler netleşmeye başladı. Önce Kâzım Karabekir Paşa 10 Mart'ta Heyet-i Temsiliye'ye gönderdiği bir yazıyla kabineye güvenoyu verilmesi gerektiğini belirterektaleplerini sıralıyordu; "Anadolu'nun ve mümkün mertebe İstanbul'un köhnememurlarının değiştirilmesi, Anadolu'ya daha fazla kurmay subay, subay ile doktor, memur, para ve eşya gönderilmesi".

Kâzım Karabekir Paşa'ya,Heyet-i Temsiliye adına verdiği cevapta Mustafa Kemal Paşa ise kendilerinin de kabineye güvenoyu verilmesi konusunda aynı fikirde olduğunu belirterek bu konudaki görüşünü ortaya koyuyordu.

Ancak Salih Paşa Hükümeti güven oyuna hazırlanırken, önce İtilaf Devletleri temsilcisinden İstanbul'un resmî işgâl yapılacağı konusunu içeren bir nota ardından 16 Mart 1920'de işgâl geldi.

Bu arada; 300 bin Osmanlı Altınını Yemen'deki birliklerimize ulaştırmaya çalışırken 20 bin kişilik İngiliz ve Şerif Hüseyin Kuvvetlerince Hayber'de kuşatılıp ağır yaralı olarak esir edilen Kuşçubaşı Eşref (altınları en güvenilir adamı Zenci Musa yerine ulaştırdı) hapsedildiği Malta'dan Kurtulmuş Anadolu'ya gelmişti. 22. Ocak 1920 gecesi yine kendisi gibi Çerkes olan Rauf Orbay'la buluştuğunda, İzmit'te öldürülen Yahya Kaptan'ın yerine Kartal, İzmit, Adapazarı bölge KarakolCemiyeti Komutanlığına atanmış silah, personel, mühimmat sevkiyatını yapıyordu. 

İstanbul'da Meclisin basılmasından dört gün önce Mustafa Kemal'den Ankara'ya gelmesi istenilen bir telgraf aldı. Ankara haber alma teşkilatı elemanı Trabzonlu Rauf, Adapazarı üzerinden Eşref'in Ankara'ya doğru yolda olduğunu teyit eden telgrafı gönderdi.

Fakat eski Teşkilât-ı Mahsusa Reisi Eşref, İstanbul işgâl ediliyor haberini alınca hızla geri dönmüş müfrezesiyle Maltepe'deki silah depolarınabaskın yapmış bir gecede yüklediği 93 öküz arabası ve 150 yük hayvanı dolusu silah ve mühimmatı Ankara'ya doğru yola çıkarmıştı.

Gözünü hırs bürüyen İngilizler ise Meclisi ve bütün resmi dâireleri işgâl ederek tutuklamalara başladılar. Meclisi kapattılar.Hatta dahada ileri giderek Binbirdirek karakolunda uykudaaskerlerimizi şehit ettiler.(Fatih'teki 16 Mart Şehitleri Caddesi ismi buradan gelmektedir.) 

Mustafa Kemal'in dâvetiyle milletvekillerinin çoğu Ankara'da toplandı. İstanbul'da kapatılan meclis Ankara'da açılacak ve görevine devam edecekti. 

Öylede oldu geniş katılımlı meclis 37 gün sonra 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı. Meclis Başkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlık görevinide üstlenerek yeniden oluşturulan Türk Ordusuyla kurtuluş savaşı hazırlıklarını başlattı.(Başka bir yazı konusu olacak.)

Kurtuluş Savaşında, Nurettin Paşa 9 Eylül 1922'de Türk Ordusunun başında İzmir'e girince İtilaf Devletleri araya girerek mütâreke istediler.

11 Ekim 1922'deMudanya'da sabaha karşı imzalanan mütareke anlaşmasına General Harringtonİngiltere adına, General Charby Fransa adına ve General Monbelli İtalya adına imza koydular. Yunan temsilcileri General Mazarakis ile Albay Sariyanis açıktaki bir gemide beklediler. Türkiye'yi İsmet İnönü, Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım Gündüz Paşa ve Kurmay Yarbay Tevfik Bıyıklıoğlu temsil etti.

Bu anlaşma ile Yunanlılar Trakya'yı boşaltarakMeriç'in batısına çekildiler. Fahrettin Paşa'nın ileri hârekâtıyla da Çanakkale Boğazı ve çevresiniboşalttılar. Ayrıca Mudanya Mütarekesinden bir hafta sonra ise Refet Paşa emrinde 100 kişilik TBMM muhafız birliği ile Gülnihal Vapuru ile Mudanya'dan İstanbul'a geçti. Kısa bir süre sonrada İstanbul Komutanlığına atananSelahaddin Âdil Paşa 81. Alay ile İstanbul'a girdi. Ancak İstanbul Barış Antlaşmasından sonra boşaltılacağı için Lozan'dan 74 gün sonra 6 Ekim 1923'te Şükrü Nâili Paşa 3.Orduyla İstanbul'a bir daha çıkmamak üzere girdi. İşgâl 4 yıl 10 ay 23 gün sürdü.

Sırada kültürel işgâlin sona erdirilmesi var. Bize emânet yavrularımızı ve gençlerimizi bu işgâlden kurtarmak için yeniden mâneviyata dönüş savaşını el birliğiyle vermemiz gerekiyor.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • HamdiHamdi10 gün önce
    Misaki millinin dışında kalan batı trakya musul kerkük batum ve 12 adayıda kapatamayan lozan barış anlaşmasıni 1. Meclis onaylamadı. Atatürk bu meclisi fesedip seçimlere gimiş. ve YENI seçilen meclis lozan anlaşmasıni kabul etmiştir.
  • TARİHLİ YORUMTARİHLİ YORUM10 gün önce
    Mustafa rumuzuyla yazana... İngilizler savaştan yorulmuşmuş vs. vs... Çok bilmiş adam bak yazdıklarımı oku daha bilmiş ol. M. Kemal Paşa, Hakkari'deki birliklere Musul'u alın emri veriyor. Birlikler sınırı geçiyor. O yorulmuşmuş da onun için İstanbul'u terketmiş İngilizlerin Hava Kuvvetleri bizim birlikleri darmadağın ediyor. Demek ki neymiş, İngiliz yorgun falan değilmiş. Samsun'a çıkmadan önce, işgalci subaylarla Pera Palas'ta kalan birileriyle anlaşma mı yapıldı acaba?.. Şu Çılgın Türkler'de İngiliz Başbakan'dan bir cümle "Gidin M. Kemal'e söyleyin, söylediğimizden bir karış fazla toprak vermeyiz." Söylenen neydi ve nerede söylenmiyti acaba?.. Yine İstanbul işgal kuvvetleri komutanı bildiri yayınlar. "Gerekli şartlar yerine gelmeden İstanbul'dan ayrılmayacağız." Gerekli şartlar neydi ki yerine geldi de gittiler?Bak Mustafa efendi, sağa sola akıllı gibi görüneceğim derken rezil oluyorsun farkında mısın?
  • MustavaMustava10 gün önce
    Mıstıva sen nasıl birden böyle 2. Dünya Savaşına geçtin? Dur, daha "atatürk Türkiye' yi kurtarıyo" dayız; tarih okumayı çevik çolak oynamak mı sanıyon?
  • Derin TarihDerin Tarih11 gün önce
    Günümüzde yaşanan Ķültürel işgale vurgu yapmışsıniz..Kaleminize sağlık bu işgal daha büyük yıkım getirdi..Güzel binalar ve bilgisayarlar cözüm degil.Ahlaklı ve maneviyatlı eğitime ihtiyaç var..
  • MustafaMustafa11 gün önce
    İngilizler neden bir kurşun bile atmadan İstanbul'u teslim ettiler (miş)? Galiba birileri savaşmayı çelik çomak oynamak zannediyor. Ahmetle oyna, Mehmet gelince onunla da oyna. İngilizlerin savaştan yeni çıkmaları, 2.Dünya Savaşının çıkacağını görmeleri, onlar adına savaşan Yunanlıların yenilmesi... 2.Dünya savaşında İngilizlerin düştüğü perişan durumu bilmezsen böyle boş boş konuşursun.
  • A. YücelA. Yücel11 gün önce
    Vahdettin han öldüğünde, Mustafa Kemal'e haber veren kişi, hain sultan öldü, dediği zaman. Mustafa Kemal, ''Dünyanın en iyi insanı öldü. İsteseydi giderken tüm hazineyi de götürürdü.'' demiştir. Vahdettin hanın , Mustafa Kemal'i görevlendirmesine ''Mustafa Kemal cumhuriyetçidir.'' diyerek karşı çıkanlara karşı, ''VATANI KURTARSIN DA, İSTERSE CUMHURİYET OLSUN.'' şeklinde cevap vermiştir. Burada padişahlığından da vatanın kurtulması için vazgeçebildiğini görüyoruz, Vahdettin hanın.
  • A. YücelA. Yücel11 gün önce
    Yukarıda yazılanlar doğrudur. Özet halinde bilgiler verilmiş. Sultan Vahdettin, Mustafa Kemal'i bizzat çağırıp vatanı kurtarması için görevlendirmiştir. 
  • KURŞUNLU YORUMKURŞUNLU YORUM11 gün önce
    İlkokuldan beri ezberlediklerimizi yazarak boşa oksijen tükettin... Biraz ezberim dışına çık be adam... Bunları zaten biliyoruz. Yazmasan da olur...
  • Mustafa Mustafa 11 gün önce
    Tarih yalanlarıyla kimin ne menfaati var.
  • Mustafa Mustafa 11 gün önce
    İstanbul kac kez fet edildi. Tarih hakkında daha ne kadar yalan yazılacak??
  • Mustafa Mustafa 11 gün önce
    Canakkale şehitlerine yarın mahşerde ne diyeceksiniz zaferi kazandılar peki 22 Ocak 1918'de tarihinde İngiliz donanması canakkale yi gecmedenmi İstanbulu işgal etti. 1920 de ikinçi kez İngiliz donanması canakkale yi gecerek İstanbulu işgal etti. Canakkale gecilmedi 1916da zafer ya sonra. 1918 ve 1920 de suyoluna döndü
  • Bir yorumBir yorum11 gün önce
    Ve ingilizler, vahdettin ile birlikte kaçtılar.
  • Rıfat Rıfat 11 gün önce
    Sayın yazar anlattığınız masallara kamalistlerdenbaşka kimse inanmıyor artık, inandırıcı olun biraz!...
  • soruyu cevaplayınız yazar bey lütfen!soruyu cevaplayınız yazar bey lütfen!11 gün önce
    Hasan kardeşimiz gibi harbi sorular soran yorumcular olduğu sürece, yazar çaresiz kalacak ve masal anlatacaktır! Eveleme, geveleme..
  • bizi aydınlatanlarbizi aydınlatanlar11 gün önce
    yazarın ağır atatürkçü olduğu anlaşılıyor, zaten bu konuya da daha sonra değinecekmiş! sanırım ülkücü meşrep! şu günlerin fırlama meşhuru ismail saymaz da vaktiyle ülkücüymüş, sonra daha iyi bir ülkücü olmak için leninist olmuş ki, uyar!
  • Hâlâ kurtuluşu beklerken!Hâlâ kurtuluşu beklerken!11 gün önce
    6 Ekim 1923' de sona eren ilk işgal, böylece 4 yıl 10 ay 23 gün sürmüş oldu. Onu takib eden 23 gün sonra ise, tüm müslümanları esir alacak olan ve bugün halen devam etmekte olan ikinci ve çok dehşetli işgal başladı. Bu öyle bir işgal idi ki; müslüman merkezinin sembolü olan cami, işte bu işgalde kapatıldı! Müslümanın yazısı elinden alındı! Kadının örtüsü başından alındı! Müslümanın kitabına ağır yasak kondu! K 
  • Rıfat Rıfat 11 gün önce
    Sayın yazar bir yazı suya sabuna dokunulmadan ancak böyle yazılır, bravo doğrusu!...
  • Hasan Hasan 11 gün önce
    Peki İngilizler bir kurşun dahi sıkmadan İstanbul'u bize niye teslim ettiler biz çok güçlúydükde bizden korktularmı yada gizli kapílar ardında Mustafa ve ismetle gizli anlaşmalar mı yaptılar merak işte
  • Tırışkadan nağmelerTırışkadan nağmeler11 gün önce
    Bi yaşanmış olmuş bitmiş olaylardan ibaret tarih var . Bir de bunların böyle anlattığı derin tarih:)))))))))) Vahdettin filan....Kuvayı Milliye nireeeeeee????Vahdettin ve avanesi nire be kardeşim? Arapçı, Türk ve Atatürk ün amansız düşmanları!!!!Peygamberiniz Fetullah hoca efendilerinin nurcu Cumhuriyet ve TÜRK düşmanları !!!!!
  • MuharrirMuharrir11 gün önce
    Çok detaylı bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. Ancak padişah Vahdettin, Kuvva-i Milliye hareketini desteklememiş; tam tersi, Ahmet Anzavur’a bu hareketi bastırmak için kuvva-i inzibatiye ordusunu kurdurmuştur.
  • Abdulhamit AydinAbdulhamit Aydin11 gün önce
    Halit Kanak bey kardeşimizinyazisina ve kalemine saglik. Teşekkur ediyoruz.

Günün Özeti