--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

DİRİLİŞİ UNUTAN ÇAĞ VE GENÇLİĞİN KAYIP SESİ

Hüseyin Demir
Hüseyin Demir
0

Zaman, insanın elinden en çok kalbini alıyor. Takvimler ilerliyor, şehirler büyüyor, kelimeler çoğalıyor; fakat ruh daralıyor. Bugün gençliğin içine doğduğu çağ, imkânların zirvesi; fakat anlamın en dip noktasıdır. Her şey var, fakat “niçin” yoktur. İşte asıl yoksulluk budur.

Günümüz gençliği bir yokluk içinde değildir; bilakis bir dağınıklık içindedir. Bilgi çok, yön azdır. Ses çok, çağrı azdır. Ekranlar aydınlık, kalpler karanlıktır. Bu karanlık, cehaletten değil; istikametsizlikten doğar. İnsana ne yapacağını değil, ne için yaşayacağını unutturan bir çağdayız.

Bir medeniyet, insanını kaybettiği gün çökmeye başlar. Taşları ayakta kalır; ama ruhu göçer. Bugün şehirlerimizin silueti var, fakat şahsiyeti yoktur. Gençlik bu şahsiyetsizliğin ortasında, kendisine ait olmayan hayatları yaşamaya zorlanmaktadır. Başkalarının kelimeleriyle düşünüyor, başkalarının rüyalarıyla oyalanıyor.

Oysa insan, taklit ederek var olamaz. Taklit, şahsiyetin mezar taşıdır. Gençlik, kendisine sunulan hazır kalıplar içinde erirken, kendi içindeki asli sesi duyamaz hâle gelmiştir. Bu ses, gürültüyle değil; sükûtla duyulur. Ve sükût, çağımızın en yasaklı hâlidir.

Bugün “özgürlük” adına pazarlanan birçok şey, insanı köklerinden koparmaktadır. Kökü olmayan ağaç devrilmeye mahkûmdur. İnançtan, gelenekten ve anlamdan koparılan gençlik; rüzgârın yönüne göre savrulan bir yaprak gibidir. Oysa insan, savrulmak için değil; yer tutmak için yaratılmıştır.


Diriliş, dışarıdan ithal edilecek bir reçete değildir. O, insanın kendi iç âleminde başlar. Kalpte, düşüncede ve davranışta aynı anda filizlenir. Ne sadece bir duygu patlamasıdır, ne de kuru bir fikir disiplini. Diriliş, insanın kendisini yeniden hatırlamasıdır. Kim olduğunu, nereden geldiğini ve nereye yürüdüğünü bilmesidir.

Gençliğin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeni sloganlar değil; derinliktir. Yüzeyi genişletmek değil, özü sağlamlaştırmaktır. Bir medeniyet, gençliğine sadece meslek kazandırırsa ayakta kalamaz; ona mana kazandırmalıdır. Çünkü meslek hayatı doyurur, mana hayatı anlamlı kılar

Çağımızın en büyük yanılgısı, insanı sadece tüketen bir varlık olarak görmesidir. Tüketen insan, üretemez; düşünen insan ise tüketimin kölesi olmaz. Gençlik, kendisine sunulan hazır hayatı tüketmekle meşgulken, kendi hayatını inşa etmeyi ertelemektedir.

Oysa insan, inşa eden bir varlıktır. Kendini inşa etmeyen, başkasının projesi olur. Bu yüzden bugün asıl mesele, yeni bir dünya kurmaktan önce yeni bir insan yetiştirmektir. Kalbiyle düşünen, aklıyla hisseden, inancıyla yürüyen bir insan.

Diriliş, bir günün meselesi değildir. O, sabırla örülen uzun bir yürüyüştür. Gürültüyle değil, sessizce ilerler. Alkışla değil, çileyle olgunlaşır. Ve her diriliş, önce bir yalnızlıkla başlar. Çünkü hakikat,
kalabalıkların içinde değil; vicdanın derinliğinde doğar.


Bugün gençliğe düşen, çağın hızına kapılmak değil; çağın ruhunu sorgulamaktır. Her sunulana razı olmak değil, her sunulanı tartmaktır. Zira insan, razı oldukça küçülür; sorguladıkça büyür.
Belki de yeniden başlamanın tam vaktidir. Ekranların sustuğu, kalbin konuştuğu bir başlangıç…

Gürültünün değil, hakikatin rehber olduğu bir yürüyüş… Çünkü bu çağın en büyük ihtiyacı, yeni bir sistemden önce uyanmış bir insandır.
Ve uyanan insan, yalnız kendini değil; zamanı da uyandırır.

Selam ve dua ile.

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Hüseyin Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle