Osmanlı Türkünün Kızıldeniz, Basra ve Hint Okyanusu hâkimiyeti siyaseti
Osmanlı Türkünün Kızıldeniz, Basra ve Hint Okyanusu hâkimiyeti siyaseti
HALİT KANAK
Arab gemici İbnü Mâcid'in Portekizli Vasco de Gama'ya Afrika’nın güney ucundaki Ümit Burnu yolunu göstermesi, Hint Okyanusu ticaretini elinde tutan Müslümanları oldukça rahatsız etmişti. Çünkü, Vasco de Gama, 22 Kasım 1497’de Portekiz’den başlayıp 20 Mayıs 1498’de Hindistan’ın bugünkü adıyla Kozhikode olan Kalikut Limanı’na ulaşarak şehri bombardımana tutması işin rengini belli etmişti.
Görülen oydu ki, Portekizlilerin bu yolu kullanmaları, bölgede kurulu bulunan iktisâdî sistemi mahvedecekti. O zamâna kadar Hint Okyanusu ticâreti Arab, Hindli, İranlı, Türk hâsılı Müslüman armatörlerinin elinde idi. Şimdi Portekiz, bu ticareti elde etme isteğiyle kalmayacak, bu denizdeki Müslüman ticâretini tamamen ortadan kaldırmak isteyecekti.
Nitekim öyle oldu..İlk başlarda Portekizliler bu bölgeden aldıkları malları Lizbon Limanı üzerinden bütün Avrupa’ya satarlarken, bir müddet sonra buradan kâr elde etme yolunu bırakıp, zalimce tüccarlara saldırmaya başlayınca, Müslüman armatörler ve Hint Okyanusuna kıyısı olup da bu ticaretten ekmek yiyen ülkeler ağır darbe yemeye başladı.
Çünkü Portekizliler, bu zengin ticarete tek başlarına hâkim olabilmek için Müslümanların ticaretini engellemek adına Hint Okyanusu'nda bayrak dolaştıran Müslüman armatörlerin önlerini büyük harp gemilerinden oluşan filolarla keserek gemilerine el koyuyorlar, hem tüccarları hem de tayfaları ağız ve burunlarını kesmek sûretiyle vahşice öldürüyorlardı.
Böylece amaçlarına ulaşmaya başladılar. Zira Müslüman armatörler, gittikçe inisiyatiflerini kaybettiklerinden, Hint Okyanusu’nda gemi dolaştırmaya çekinir hâle geldiler. Böylesine muazzam bir ticaret Portekizlilere geçtiği gibi, Türk topraklarından yürüyen ticaret yolu da Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'na geçmişti.
Zâten, Hint Okyanusu'nda kıyısı bulunan Müslüman Devletlerinin hiçbirinin, Portekiz Donanması ile açık denizde boy ölçüşecek deniz kuvveti de yoktu. Sadece Fâtih ve II. Bâyezid zamanında Hindistan'da hüküm süren devletlere gönderilen subay ve topçu askerleri vardı.
Birçok Müslüman hükümdar, Osmanlı Türkleri'nden olan subayların kumanda ettigi topçu birlikleri ve hassa alayları kullanıyordu. Hindistan'daki bütün topçu sınıfı, Osmanlı Türkleri'nden ibâretti... Hindistan’da Osmanlı Türkleri eksik değildi. Ancak bütün mücâdele denizde geçiyordu ve harp gemilerine ihtiyaç vardı.
Yoksa Hindistan'da hizmet eden Osmanlı Türk’ü Melik Ayaz gibi gözüpek komutanlar vardı, fakat yeterli değildi. Gücerât Şahlığı'nın hizmetinde olan Ayaz Bey, Portekizlilere karşı Gücerât yarımadasının en güneyindeki Diu adasını tahkim etmiş, 1509'da da Diu önlerinde Portekizlileri bozmuş, Portekizliler 7.000 ölü, bir o kadar da esir vererek çekilmişlerdi. Buna benzer lokal başarılar vardı. Ancak Portekizliler her seferinde daha da güçlenerek geliyorlardı. Nehir gibi akan bir ticaret kârını bırakmak niyetinde değillerdi.
Bu haydutluğa karşı ilk hamle Sûltân II. Bâyezid’den geldi. Portekizlilere karşı Hint Okyanusu'ndaki Müslüman ticâretini himâye etsin diye, Memlûk Devletine ait Kızıldeniz’in Akdeniz’e en yakın noktasındaki (Akdeniz’e 100 km.) Süveyş şehrinde Osmanlı teknisyenlerinin nezâretinde 30 harb gemisi yapılması ve Kızıldeniz'de ciddi bir Memlûk donanması kurulması için, meşhur Kemal Reis'le, Mısır'a 300 top, 150 direk, 3.000 kürek, yelken, kereste göndermiş, ayrıca 8 de harb gemisi hediye etmişti.
Yetmemiş, II. Bâyezid Barbaros Kardeşler'in meşhur kaptanlarından Ahmedoğlu Aydın Reîs'i de Mısır’da hüküm süren Memlûk Türk Devletinin hizmetine yollamıştı. Ayrıca Hâmid Reîs'le berâber bir yardım daha yapmıştı. (Memlükler, gönderilen malzemenin parasını ödemek istemişlerse de, II. Bâyezid kabûl etmemişti.)
Yavuz Sûltân Selim dönemine kadar Hint Okyanusu kıyılarından çok uzak olan Türkiye, Yavuz’un cihângir siyâseti sayesinde Türklere bu denizi de açacaktı.
Gerçekten de Yavuz Selim; hem Portekizlilerin Hint Okyanusunda yaptıkları zulmü önlemek, hem de bu muazzam ticaret gelirinden Türkiye’yi ve bölge Müslümanlarını mahrum etmemek için Basra Körfezi ile Kızıldeniz'e hâkim olmayı aklına koymuştu, bunun için de Mısır'ın ve İran'ın fethi gerekiyordu. Harekete geçti.
Yavuz, Mısır'ı 1517'de fethettikten sonra, Kızıldeniz'i eline geçirdi. Çünkü, Hint Okyanusu'nu tutmak için, Kızıldeniz'e ve Yemen'e hâkim olmak îcâb ediyordu. Bunun için teknik donanıma ihtiyaç vardı.
(Gerçi, Memlûk Sûltân’ı Kansu Gavri, hizmetinde çalışan Osmanlı Amirallerinden Hüseyin Reîs'i Kapdân-ı Deryâ tâyin etmiş, o da 1507'de Yemen'in başkenti San'â'yı zabtetmiş, böylece Yemen’i geçici olarak Memlük hâkimiyetine almıştı, ama metbûluktan öte geçememişti.)
Yavuz, bölgeyi fethetmesiyle Kızıldeniz’de Selmân ve Hüseyin Reisler'in kumandasına geçen filoyu, Portekiz mücâdelesi için yeterli görmedi. Süveyş tersânesinde yeni gemiler tezgâha koydurdu. Donanmayı güçlendirdi fakat ömrü vefâ etmedi.
1520’de vefât edince bayrağı devralan oğlu Kânûni, Sadrâzam’ı Dâmâd İbrahim Paşa’yı Kemal Reis’in yiğeni meşhûr Muhyiddin Pîrî Reis’le Mısır'a gönderdi. İbrahim Paşa, Süveyş tersânelerinde yeni gemiler yapılması talimatını verirken o sırada Yemen'de bulunan Selmân Reîs'in de Kahire'ye gelmesini emretti.
Türk Âmirali Selman Reis ile önce Kızıldeniz'in bir iç deniz hâline getirilmesi işlerini görüştü. Sonra da Süveyş tersanelerinde yeniden 20 kadırga daha inşa edilebilmesi için gerekli tahsisat ve malzemeyi hazırlattı. Yetmedi Hayreddin Hamza Bey'in kumandasında 4.000 askeri de Selmân Reîs'in emrine verdi.
Bu sıralarda Portekizliler, Kızıldeniz’de Babülmendep Boğazından yaklaşık 300 km. girerek Yemen kıyısında (kıyıya 6 km.) 18 km. uzunluğunda, 7 km. genişliğindeki stratejik Kamaran Adası’nı işgâl etmiş, Kızıldeniz'i ele geçirmek için fırsat kollamaktaydı.
Takviye edilmiş oldukça donanımlı donanması ile 1523’te harekete geçen Selmân Reîs, Süveyş’ten Kızıldeniz’in 2000 km. güneyine indi poyraz gibi eserek, Portekizlileri Kamaran Adası’ndan Kızıldeniz’in dışına attı, Hoca Sefer Reisi buraya yerleştirdikten sonra yoluna devam etti. Hüseyin Reîs de Yemen'e çıktı ve bu ülkenin kıyılarını ele geçirdi. Portekizlilerle mücâdele başlamıştı.
Osmanlı’da Devlet politikası haline gelecek Bu amansız mücâdele Hint Okyanusu’nun her noktasında devam edecek, Afrika kıyılarında Tanzanya’da, Kenya’da, Mozambik’te, Somali ve Habeşistan’da sürecek; nihayetinde Portekiz; Osmanlı Türk’ü tarafından 4 Ağustos 1578 tarihinde yeryüzünden silinene kadar devam edecektir. (Portekiz bu tarihten 62 yıl sonra ancak yeniden devlet kurabilmiştir.)
Birinci bölümün sonu.. Bizim Kızıldeniz’de, Basra’da, Hint Okyanusu’nda Savakin’de, Somali’de ne işimiz var diyenler için ikinci bölümle konu devam edecek..