• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Lozan Barış Anlaşması’nın 23 Ağustos 1923’te TBMM’de onayı, sönmeyen kızılelma Misâk-ı Millî

22 Ağustos 2026
A


Halit Kanak İletişim:

Lozan Barış Anlaşması’nın 23 Ağustos 1923’te TBMM’de onayı, sönmeyen kızılelma Misâk-ı Millî

HALİT KANAK 

Başkomutanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın, Genelkurmay Başkanlığını Fevzi Çakmak’ın, Birinci Ordu Komutanlığını Nureddin Paşa’nın yaptığı Millî Mücâdele Nureddin Paşa’nın 9 Eylül’de İzmir’e girmesiyle bitmiş, İtilaf Devletleri araya girerek mütâreke istemişlerdi. 

11 Ekim 1922'de Mudanya'da sabaha karşı imzalanan mütareke anlaşmasıyla savaş bitmiş, sıra kapsamlı bir barış anlaşmasına gelmişti. Lozan’da açılan barış konferansında Başbakan Rauf Orbay masada olmayı, heyete başkanlık yapmayı çok istiyordu. Ancak Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanı sıfatı ile tavrını İsmet İnönü’den yana koydu.

Hazırlanan heyet Ankara'da tren garından yolcu edildi. Önce hâlen işgâl altındaki İstanbul'a, oradan da Lozan'a gidilecekti. Ancak onları İzmit'te bir sürpriz bekliyordu.

1 Kasım 1924 ara seçimindeki Tercüme-i Hâli’nde yazdırdığı gibi İzmir Fâtihi, Karahisar ve Dumlupınar Muharebeleri gâlibi, Kut'ül Amâre muhasırı Nureddin Paşa İzmit istasyonunda treni durdurdu. Heyete; Misâk-ı Millî'den asla tâviz vermemeleri gerektiğini, verilen Millî Mücâdelenin TBMM kararıyla hedefinin bu olduğunu söyleyerek, üç gün önce linçten sonra tren istasyonunda cesedini astırdığı hâin gazeteci Ali Kemal'in darağacındaki hâlini göstererek “Herhâlde durum anlaşılmıştır” dedi. Açıkça "Akıbetiniz böyle olur" demeye getirmişti.

Heyet bu şartlar altında İsviçre'ye gitti. Müzakereler devam ederken, imza altına alınacak ve konu başlıkları belli olan anlaşma metninin TBMM’de oldukça fazla bulunan millî ve muhafazakar yapıdaki birinci dönem milletvekillerinin onaylamayacağı ihtimali belirmişti. Lozan görüşmelerine ara verilerek seçim kararı alındı. 23 Nisan 1923’te görüşmeler yeniden başladığında Türkiye’de de seçim süreci başladı. 


Seçimler 28 Haziran 1923 tarihinde yapıldı. 72 seçim çevresinden 286 milletvekili seçildi. Yapılan seçimler neticesinde TBMM ikinci dönem milletvekilleriyle tamamına yakını yenilendi.

Diğer taraftan Lozan’da iki ayrı seferde yapılan toplantılar sonucunda anlaşma safhasına gelinmişti. Dışişleri ve Milli Savunma bakanlıklarına da vekâlet eden Başbakan Rauf Orbay konferans sürecinde; savaş tazminatı, İngilizlerin Birinci Dünya Savaşı öncesinde gasp ettikleri gemiler, Patrikhâne ve özellikle Ege adaları meseleleri ve buna benzer önemli konularda İsmet Paşa ile ters düştü.


Çünkü, İsmet Paşa’nın masada anlaşma safhasına getirdiği durum TBMM’de alınan kararla hedefinde Misâk-ı Millî sınırlarına ulaşmak olan Millî Mücâdelenin ruhuna da ters idi. Türkiye’nin aleyhine cereyan eden bu konular yüzünden Başvekil olarak İsmet Paşa’ya anlaşmayı imzalama yetkisini vermedi.

Devreye Mustafa Kemal Paşa girdi ve bizzat TBMM Reisi sıfatıyla İsmet Paşa’ya imza yetkisini verdi. Böylece takvimler 24 Temmuz 1923’ü gösterdiğinde Kurban Bayramı'nın ilk günü “Lozan Barış Anlaşması” Rumine Sarayında imzalandı.


İmzalanan bu anlaşma, İsviçre'nin Leman Gölüne kıyısı bulunan Lozan'daki Rumine Sarayı'nda TBMM temsilcileri İsmet İnönü Başkanlığındaki heyet tarafından İngiltere, Fransa, İtalya, Romanya, Sırp, Hırvat, Slovenya ve Yunanistan'la 143 madde üzerinde yapılmıştı. 

Lozan Konferansında ele alınan başlıca konular: Osmanlı'dan kalan borçlar, Boğazlar meselesi, kapitülasyonlar, savaş tazminatı, azınlıkların durumu ve Türkiye'nin sınırlarının belirlenmesi olmuştu.

Sonuçları ise hiç de iç açıcı değildi. Maddeler üzerinden bakacak olursak netice kısaca şöyleydi; 

1. Osmanlı'dan kalan borçlar meselesi:

Lozan anlaşmasıyla Osmanlı'dan kalan borçları ödemeyi kabul ettiğimiz gibi, 58. Maddede karşımıza konulan; "Türkiye, Osmanlı Hükümetince İngiltere'ye sipariş verilmiş olup İngiltere Hükümetince 1914 yılında el konulan Reşadiye ve Sultân Osman zırhlıları için ödenmiş paraların geri verilmesini, ne İngiltere'den, ne de onun uyruklarından istememeyi kabûl ve bu konuda her türlü istemlerinden vazgeçer" hükmünü de aynen kabullendik. (Yâni Osmanlı'dan kalan borçları kabûl et, alacağına çizgi çek.)

2. Boğazlar meselesi: 23. Madde'de belirtildiği üzere "Taraflar Çanakkale Boğazında, Marmara Denizinde ve Karadeniz Boğazında denizden ve havadan gerek barış, gerek savaş zamanlarında özgürce geçiş ve gidiş-geliş ilkesini kabûl konusunda anlaşmışlardır."


3. Azınlıklar meselesi; Madde 45: Türkiye'nin Müslüman olmayan azınlıkları için tanınan haklar, Yunanistan tarafından da kendi topraklarında bulunan Müslüman azınlığa tanınmıştır. (Ancak Yunanistan tarafından hiçbir zaman uygulanmadı. Batı Trakya'da Müftü seçimine bile müdahale ettiler. Girit'te, Rodos’ta, İstanköy’de, Atina'da camileri saf dışı bıraktılar.)

4. Dört ayrı maddede ele alınan sınırların belirlenmesi meselesi; Madde 15: Türkiye aşağıda sayılan Adalar üzerindeki tüm hak ve senetlerinden İtalya yararına vazgeçer.

Madde 17: Türkiye'nin Mısır ve Sudan üzerindeki tüm hukuk ve senetlerinden vazgeçmesine ilişkin hüküm 5 Kasım 1914 gününden başlayarak geçerlidir.

Madde 20: Türkiye, İngiltere Hükümetince Kıbrıs'ın 5 Kasım 1914'te açıklanan ilhakını tanıdığını bildirir. Madde 22: Türkiye, 18 Ekim 1912 günü Uşi Antlaşması ve ona ilişkin Bağıtlar gereğince, Libya üzerinde sahip olmuş bulunduğu tüm hak ve ayrıcalıkların kesinlikle kaldırılmış olmasını tanıdığını açıklar. (Uşi antlaşması gereği İtalyanların işgâl ettiği 12 Ada alınacak karşılığında Libya verilecekti. Biz bizim olan Libya'yı vermiş, fakat yine bizim olan işgâl altındaki 12 Ada bize iâde edilmemiştir.)


Müzakerelerde İngilizlerin kasıtlı olarak hileyle çıkmaza soktuğu Musul 23 Temmuz 1923'te imzalanan nihâî Lozan Anlaşmasının 3’üncü maddesinin 2’nci fıkrasına konan "Musul meselesi dokuz ay içerisinde iki ülke arasında dostça belirlenecektir" ibâresiyle konu sürece bırakılmıştı. (1926 Haziranında Ankara Anlaşması ile elimizden çıkacaktır.)

Bu arada 24 Temmuz 1923 Salı aynı zamanda Kurban Bayramı'nın birinci gününde imzalanan Lozan Anlaşmasının üzerinden tam bir ay geçmişti ki 23 Ağustos 1923 Perşembe Muharrem ayının onuncu günü (Aşûre günü) konu oylanması için TBMM gündemine geldi.

Ancak bu arada birinci dönem milletvekillerinin muhafazakar tutumu nedeniyle meclisten onay çıkmayacağının anlaşılması üzerine seçimlerin yenilendiğini belirtmiştik.

Dünyanın gündemine oturan bu durumla birlikte, TBMM’yi kuran birinci dönem milletvekillerinin yapılan genel seçimlerde tamamına yakınının değiştirildiği bir ortamda ikinci dönem milletvekilleriyle meclis, Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında toplandı. Yapılan oylama sonucunda anlaşma 14 ret oyuna karşı 213 oyla kabul edildi. Lozan’ı imzalamaya gönlü el vermeyen 59 milletvekili ise oylamaya katılmamıştı.

Görüşmeler sırasında mecliste bazı milletvekilleri özellikle Musul, kapitülasyonlar ve azınlıklar gibi konularda şiddetli eleştirilerde bulundular. Bunların başında; Yahya Kemal Beyatlı, Hamdullah Suphi, Faik Öztrak, Mustafa Necati, Şükrü Kaya, Vasıf Çınar ve Hasan Basri Çantay gibi milletvekilleri gelmekteydi. Bunların her birisi meclis kürsüsünden Lozan Antlaşmasının kabûl edilemez olduğunu haykırmışlardı. 

Sevr'den Lozan'a geldik diyenler de iyi biliyorlardı ki, Sevr'i uygulamak zâten imkânsızdı. Çünkü Yunanistan dışında hiçbir ülkenin Meclisi Sevr'i onaylamamıştı. 

Şimdi ise yine başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, bu asil milletin hiçbir ferdi oldu bittiyle Lozan'da elimizden gaspedilen Misâk-ı Millî sınırlarımızdan asla vazgeçmedi, geçmeyecek de. 


LOZAN ZAFER Mİ?

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadesiyle "Lozan'ı zafer diye yutturmaya kalkıyorlar.” Çünkü vicdanlar rahat değil. El çabukluğu ile elimizden gaspedilen ve Misâk-ı Millî sınırlarımız dahilinde gözüken topraklarımıza kavuşmadan da vicdanlar rahatlamayacaktır. 

O halde eskiden beri en büyük ülkümüz, gönlümüzde yatan Kızılelma’mız, kızıl işgâl altındaki esir Türk Devletlerinin bağımsızlığına kavuşması ve Misâk-ı Millî sınırlarımıza ulaşmak değil miydi? 21’inci yüzyılın Türk Asrı olmasına ramak kala hedefe adım adım ilerliyoruz.

Tekrar hatırlayacak olursak. Cumhurbaşkanımızın da sık sık ifâde ettiği Misâk-ı Millî sınırlarımız Batı Trakya, Batum, Kerkük-Musul, Halep, 12 Ada, Kıbrıs'tan geçer, tâ Libya'ya, Girit'e, Kırım'a uzanır. Kızılelmamıza ulaşana kadar da mücâdelemiz devam edecektir. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23