• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
13 Şubat 2021

Hûlâgü'nün Bağdat'ı işgâli(13 Şubat 1258)

Asya coğrafyasında her geçen gün yeni önemli gelişmelerin birbirini kovaladığı 13. yüzyılda devletlerde olağanüstü değişiklikler yaşanıyor, birileri tarih sahnesinden çekilirken, yeni kurulan devletler sahnedeki yerini alıyordu. Bu devletlerden biriside Cengiz'in kurduğu Moğol İmparatorluğu idi.

Moğol Devletinin başına geçen Cengiz'in torunu Mengü, kardeşi Hülâgü'yü daha önce defalarca Moğol orduları tarafından çiğnenen güney batı Asya'ya gönderir. Hedefinde İran'a yerleşmiş, Bağdat'a da uzak olmayan Hasan Sabbah'ın 1090'larda kurduğu Bâtınîİsmailî devleti vardır ve gerek Selçuklular, gerekse Harzamşâhlar başa çıkamadığı gibi daha önce bölgeye gelerek Anadolu Selçuklu devletini kendilerine tâbii kılan Moğol Ordularıda bunların hakkından gelememişlerdi. 

Haşhaşide denilen Nizârîİsmailî'ler yüksek kalelerde yaşıyor ve fedâileriyle önemli şahsiyetlere suikastlar düzenliyorlardı. Adetâ korku imparatorluğukurmuşlardı. Kendileri için tehlike gördükleriyada çıkarlarına ters düşüp anlaşamadıkları herkesi, Alamut ve benzeri kalelerde eğitilerek beyinleri yıkanan ölüm fedâilerince ortadan kaldırıyorlardı. 

Moğol Devletinin kurucusu Cengiz Hân hayattayken bile kendisi ve çocukları için her dâim bir düzine ölüm fedâisi başkent Karakurum'da dolaşmış ancak suikasta fırsat bulamamışlardı. Bunun için Moğolların hedefi olmuşlardı. (Moğol İmparatoru Mengü'nün diğer kardeşi Kubilay Han ağabeyinden sonra tahta oturduğunda Hanbalık'ı "şimdiki adıyla Pekin" başkent yapmış veyanında danışman olarak 17 yıl çalıştırdığı meşhur seyyah Marco Polo'yu, Haşhaşiler imha edildikleri halde 1273'te o bölgeye göndermiş haklarında mâlumat toplattırmıştır.)

Hülâgü Hân Haşhaşilerin bölgesine yaklaşınca Bağdat'ta bulunan Abbasi Halifesi Müsta'sım Billah'a Haşhaşî kalelerine yapacağı kuşatmalara destek için asker göndermesini ister.Ancak ret cevabı alır.(Daha önceleri sınırlarının beş milyon km.’kareye ulaşmasının verdiği rehâvetleHarzemşâh'lar, Abbasilerden Hilâfeti alma hevesine düşmüş ve niyetlerini açığa vurmuşlardı. Durumun ciddiyetini anlayan dönemin Halifesi Nâsırda Moğollardan yardım istemişti.)

Hülâgü, sarp kayalıklar üzerine kurulu Haşhaşilerin kalelerini meşhurAlamut Kalesi dahil tek tek ele geçirir, hatta iki kaleyi ordusunda bulunan Kara- Hıtay'lı mühendislerin (Kara-Hıtay'lar, Kutluğ-Sultân Barak HâcibHân'ın Kirman'da kurduğu bir devletti ki, kızı Sevinç Terken Cengiz'in oğlu Çağatay Hân'la evliydi. Önce kurulan diğer Kara-Hıtay Devleti Issık Gölünün batısındaBalasagun'da, uzun yıllar Çin'i yöneten hânedandan gelen Moğollar kurmuştu)mârifetiyle deldirdiği kayalara, o günlerde toprak üzerine sızan ve sadece aydınlatmada kullanılan petrolü doldurarak patlatmak sûretiyle havaya uçurur. Kedi köpek dahil, tek canlı kalmayıncaya kadarda herkesi kılıçla doğrayarak korku İmparatorluğuna son verir. İsmailî'ye devletinin başındaki Rukneddin'i ailesiyle birlikte idam edilecekleri Karakurum'a gönderir. Ardından kendisine destek vermeyen Abbasi'lerin başkenti Bağdat'a yönelir.

Halife Mu'tazım ise, sapık mü'tezile mezhebinin her tarafta yaygınlaştığı bir ortamda, tedbir alınması gerektiğini söyleyen Ehl-i Sünnet Âlimlerinin aksine bu sapık mezhebi sarayın resmi ideolojisi yapmış ve umursamaz bir tavırla Bağdat'ın 40 km. dışında sahrada kurduğu sayfiye köyünde yakınlarıyla gününü gün ederek vakit geçirmekteydi.

Hülâgü'nün, "Bağdat surlarını yık, hendekleri doldur şehri teslim et" şeklindeki teklifiyle sarsıldı. Sadece, "Ben başkentiniz Karakurum'daki büyük Kağan Mengü'yle dostluğum var, bunlara gerek yok. Eğer bize saldırmaya kalkarsan büyük felâketle karşılaşabilirsin" diyebilmişti. Ancak bu yeterli olmadı. Hülâgü'nün bütün hışmıyla Bağdat'a doğru geldiğini duyunca aceleyle sayfiye köyünden Bağdat'a geçti. Aldığı tedbirlerle Hülâgü'nün çetin kuşatmasını kıramayacağını anlayıncada bir süre sonra teslim oldu.

Halife, geçmiş dönemlerdeŞiî Büveyhiler'in, dönemin Halifesi Mu'tasım'ıdefalarca hapise atıp çıkardığı ve hutbelerden adının dâhi çıkarıldığı günlerde, yardımlarını istediği Tuğrul ve Çağrı Bey'lerin, 1055'te Büveyhi'lerikılıçtan geçirerek, sonrada Çağrı Bey'in kızı Hatice Aslan Hâtun'u Halifeyle evlendirip, "Halifeye dokunanı yakarım" diyen birisiyle karşılaşacağını zannediyordu. 

YadaŞîiFâtımîler'i Suriye, Filistin, Hicâz ve Yemen'den Afrika'yakovarak Mekke-Medine'dehutbeleri yeniden Abbasi Hâlifesi adına okutan, üstelik kız kardeşi MâhmelekHâtun'u Halife Muktedi ile evlendirerek ölümüne Hilâfet Makamını koruyan SultânMelikşâh'laHülâgü'yü bir tutmaya kalkmıştı.

Ancak hiç de öyle olmadığını kısa sürede anladı.13 Şubat 1258'de Bağdat'a giren Hülâgüönce hazinelerinin yerini öğrenmek için kendisini ve ailesini işkenceye aldı. İşkenceyle elde ettikleri develer yüklü hazineleri İran'a Urumiye Gölündeki adaya gönderdiler.

Sonra on binlerce kişi kılıçtan geçirildi,emsalsiz eserlerin olduğu kütüphaneler yakılıp Dicle Nehrine atıldı, nihayet Halife sarıldığı keçe içerisinde üç oğluyla birlikte Moğol atlarının ayakları altında can verdi. Kurtulan tek oğlu Ahmed, Memlûk Türklerine sığındı ve Türk HâkânıSultân Baybars tarafından "El - Müstansır" unvânıyla Halife ilân edildi. Ancak aynı yıl içinde Şam'ın muhasarası sırasında Moğol Valisi tarafından öldürülünce, Sultân Baybars Abbasi ailesinden El - Hâkim'i halife ilân ederek biat etmiş ve hilâfet Yavuz'a kadarEl - Hâkim'in soyundan yürümüştür.

Hülâgü ise İlhanlı'lar Devletini kurarak Tebriz'i başkent yapmıştı. Kendinden sonra gelen İlhanlı hükümdarlarıAnadolu Selçuklu Devleti dâhil bütün Anadolu Beyliklerini kendilerine bağlamışlardı. Bu durum İlhanlı hükümdarlarından Muhammed Hûdâbende'ninvefât ettiği 1335'e kadar böyle devam etmiştir.

(Cengiz'in çocukları ve torunları tarafından kurulan üç önemli devletin üçüde Altın Ordu, Çağatay ve İlhanlı'lar Müslüman olmuşlardır.)

Konu açılmışken,Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan bilsinki, İran Devletinin her platformda Türkiye'nin karşı cephesinde yeralmasının sebepleri bunlardır.

Yâni; 1055'te Tuğrul ve Çağrı Bey'lerin gelip Bağdat'ta HâlifeyiŞîiBüveyhî'lerin elinden kurtarmaları, 1076'da Melikşâh'ın Türk Ordusunu Hicâz'a sokarak,ŞîiFâtımî Halifesi adına Mekke-Medine'de okutulan hutbeyi Sünnî Abbasi Hâlifesi adına okutması. Üstelik Fâtımîler'i Ortadoğu'dan Afrika'ya kovması. Mısır Memlûk Türk Devleti'nin 1517'ye kadar Abbasi Halifelerini koruyup kollaması ve Hilâfeti Osmanlıya teslim etmesi. Yine Yavuz'un kalkıp önce Erzincan'da Kemâh'ta, sonra Çaldıran'da Şiî hareketini Anadolu’dan uzaklaştırması. Sondönemde ise, Esed'le beraber Basra'dan Akdeniz'e Şiî koridoru açmaya kalktığında, kahraman Türk Ordusunun El-Bab'ta yolunu kesmesi, Türk düşmanlığına zirve yaptırdığından dolayı çok ama çok dikkat etmesi gerektiğini bir kez daha buradan hatırlatalım. Tedbir bizden, takdir Allah'tan..

NOT : Mübârek üç ayların başlangıcı olan Recep Ayınızı tebrik ederim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mutmaine

Allah. Razı olsun , tarihi bilmeyen toplumlar ,tarih yazamaz....yakın heykelcilik tarihinide bekliyoruz
  • Yanıtla

Akif

Hocam,analizleriniz anlamlı , fakat gerçek düşmanlar , fitneci ler ,yikicilar dururken ,yani batılı şer güçler ve uşakları dururken, İslam ülkelerine Kardeşlik elini uzatalim
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23