• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
12 Eylül 2020

Fransa'nın Lübnan üzerinden Doğu Akdeniz siyâseti

1975'te Lübnan'da müslümanlarlahristiyanlar arasında çıkarılan iç savaş 15 yıl sürdü.

Topraklarından kopartılan Filistinlileri taşıyan otobüs Lübnan'daki mülteci kampına giderken hristiyanMarûnilerin ateş açması ile 27 Filistinli hayatını kaybedince çatışma kaçınılmaz olmuştu.

Geride binlerce yıkım, 150 bin insan katliamı, bir milyon yurtdışına göç, yüzbinlerce yaralıyla birlikte kan ve gözyaşı bıraktı. 

Yetmezmiş gibi birde İsrail işgâli yaşandı ki 16 Eylül 1982'de Savunma Bakanı Tümgeneral Ariel Şaron (sonra başbakan) öncülüğünde Şatilla ile Sabra Kamplarına giren siyonistler, üç gün süren ve üç binden fazla mâsum insanın katledildiği olayı yine Fransa korumasında Marûni mezhebine mensup hristiyanlara yaptırdılar.

Bütün bunların yaşanmasında en büyük pay, elbetteki yeryüzünün en büyük sömürgecilerinden birisi olan başta Cezayir ve Ruanda olmak üzeremilyonlarca insanın soykırımındandasorumlu olan Fransa'ya aittir.

Üstelik Bekâ Vadisinde, yine başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu'da terör estiren militanlarıneğitilmesi için kamp alanlarının tahsisi dâhil, finans ve silah desteğinin arkasında tarih boyunca olduğu gibi hep Fransa yer almıştır. Terör örgütü ASALA (Yunanistan'daki kampların bir kısmını buraya taşıdı) bu kamplarda eğitim gördüğü gibi, Lübnan iç savaşı başlar başlamaz Türk diplomatlarını saldırıya başladı Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar Cirit 16 Şubat 1976'da Ermenilerce arkadan vurularak şehid edildi.

Fransa'dan himaye gören Ermeniler bununla kalmayıp, Millî Unsurlarımız tarafından ortadan kaldırılana kadar ASALA (yerine PKK kuruldu) diplomatlarımıza dünya genelinde saldırılara başladı.

Rahat eylem yaptıkları Fransa'da yapılan bâzı Ermeni saldırıları şu şekilde gelişti. 

Önce pusu kurdukları Paris Büyükelçilimiz İsmail Erez ile şoförü Talip Yener'i 24 Ekim 1975'te,

Sonra Paris Büyükelçiliği Turizm Müşavirimiz Yılmaz Çolpan'ı 22 Aralık 1979'da,

Paris çalışma ataşesi ReşatMoralı ile din görevlisi Tecelli Arı'yı 4 Mart 1981'de şehid ettiler.

Ayrıca Paris Başkonsolosluğumuz ile kültür ataşeliğimizin olduğu bina basıldı güvenlik görevlimiz Cemal Özden şehit edildi 56 kişi 15 saat süreyle rehin alındı.

Yetmedi, geride 8 ölü56 yaralı bıraktıklarıParis Orly Havalimanı'nda THY Bürosuna bomba attılar, 

Fransa'nın Ermeni seviciliği bununla kalmadı 2015'te Cumhurbaşkanları Ermenistan'da sözde Ermeni Soykırımı müzesini ziyaret etti.

Doğu Akdeniz’de, Osmanlı'dan sonra Cumhurbaşkanları, başbakan ve bakanların suikasta kurban gittiği Lübnan'daFransa burnunu soktu sokalı istikrar olmamış, mütemâdiyen kargaşalık hüküm sürmüştür.

Bugün yaşanan olaylar ise dünün devâmı niteliğindedir. Fransa, sınırı bulunmadığı Doğu Akdeniz'de pay kapmanın telaşı ile sınırı bulunan Lübnan üzerinden emeline ulaşmanın hesaplarını yapmaktadır.

Beyrut Limanındaki patlamayı bahane ederek, (doğu ve batı Beyrut olarak ayrılan ve Müslümanların yaşadığı Batı Beyrut'a yönelik bu saldırıyı Fransa istihbaratı DGSE'nin desteğiyle yine Marûni'lere yaptırdıkları tahmin ediliyor) Lübnan'da yönetimi üstlenmek istemektedir. Bunun için pür telaş Beyrut'a koşan Fransa Cumhurbaşkanının yuhalanması, bizlere yine Kaddafi'den sonra alelacele Libya'ya koşan ve karşılamaya kimse gelmeyince cep telefonu mesajlarıyla çağrılan 70 - 80 kişilik grupla karşılanan Fransa Cumhurbaşkanını hatırlattı.

Akdeniz çanağındaistenmediği halde zorla bölgede tutunmaya çalışan Fransa'ya sesleniyoruz düşün artık mağdur, mazlum ve mâsum bölge halkının yakasından.

Yoksa, Almanya'ya esir düşen kralınız 1. Fransuva'yıkurtaran buAsil Millet, kan ve gözyaşıyla boğduğunuz bölge halkınıda sizin elinizden kurtarmasını bilir.(Fransa Kralı 1.Fransuva'nın annesi Luiz de Savua, İstanbul'a gönderdiği Kont Jean Frangipani adlı elçiyle ulaştırdığı mesaj " Fransa Kralı, Sultân Süleyman'ın saadet sarayının eşiğine bağlılığını bildirir, kudret ve kuvvetin sığınağına tâbî olduğunu beyan eder" şeklinde olmuş ve istediği yardım gecikmemişti.)

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifâde ettiği gibi "bizi artık Antalya sahiline hapsedemezsiniz". 

Artık, "Geleceğiniz varsa göreceğiniz var"sözü yeni Türkiye'nin söylemi olmaktan çıkmıştır. Bundan sonra artık kimseyi beklemiyoruz. El-Bab'ta, Afrin'de, İdlib'te, Kuzey Irak'ta, Kandil'de, Azerbaycan'da ve Libya'da olduğu gibi "geleceğiz ve (gününüzü) göstereceğiz" diyoruz. 

Macron'un geçtiğimiz yıl dile getirdiği "Avrupa Ordusu" kurulmalıdır talebi, aslında "Haçlı Ordusu" kurulsun demekten başka bir şey değildir.

Bekliyoruz Bay Macron "Hodri Meydan”..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23