• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
29 Ağustos 2020

Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin Kuruluşu (31 Ağustos 1913)

Teşkilât-ı Mahsûsa'nınefsâne lideri Kuşçubaşı Eşref, Kurmay Yarbay Enver Bey'den (paşa) aldığı emir gereği çoğu Kafkas kökenlilerden oluşturduğu birlikleriyle Büyükçekmece'de Mimar Sinan köprüsünü geçmiş, balıkçı Rum köyü Kalikratya'da (Mimarsinan'da şimdiki karayollarının olduğu yerden denize kadar olan bölgede) konuşlanmıştı.

Eşref, bir müddet önce Çatalca Muharebelerine katılmış, şiddetli çatışmalar sonrası Bulgarları bulunduğu bölgeden püskürtmeyi başarmıştı.

Bu arada İkinci Balkan Savaşı başlamış Bulgarlar Çatalca önlerindeki kuvvetlerin büyük bölümünü diğer cephelere sevketmeye başlamışlardıki Enver Bey'den beklenen ileri harekât emri geldi.

Kuşçubaşı Eşref düşman hatlarının gerisine sızarak Lüleburgaz'da bir Bulgar Taburunu esir aldı. Bu durum Enver Bey'i dahada cesaretlendirdi emrindeki 4 bin kişilik kuvvetleileri harekâtakatıldı, bizzat 700 kişilik Bulgar birliğini teslim aldı.

Kuşçubaşı Eşref bu sıra Enver Bey'den aldığı ikinci emirle güney cephelere sarktı. 13 Temmuz 1913 tarihinde Marmara Ereğli'si ve Tekirdağ'da iki noktaya denizden çıkarma yaptı ve küçük zayiatlarla Muratlı'ya vardılar. Kısa süre içerisinde Tekirdağ ve Muratlı kurtarılmıştı.

Kuşçubaşı Eşref, üç kollu bir harekât düzeniyle yürümeye devam etti. Bir an önce Süleyman Askerî'ninde Kurmay Başkanlığını yaptığı Enver Bey'in kolordusuyla buluşmak ve Enver Bey'in hedefindeki Edirne'ye girmekti.

Bunun için büyük devletlerin ikaz ve tehditlerine aldırış edilmeden ilerlemeye devam edilerek üç gün sonra 16 Temmuz'da Midye - Enez hattına ulaştılar ve durdular.

Bir taraftan İstanbul'da çıkan gazeteler mütemâdiyen Edirne'nin mutlaka alınması gerektiği konusunda yayınlar yaparken, diğer taraftan Harbiye Nâzırı Ahmet İzzet Paşa, karargâhını Çorlu'ya kuran Enver Paşa'ya 30 Mayıs'ta imzalanan Londra Antlaşması'na uymasını, devletin başını belaya sokmamasını tekrarlayıp duruyordu.

Öte yandan; Talat Bey (paşa) tarafından görevlendirilen Müslüman, Ortodoks Rum, Ermeni ve Yahudi kimliklerden oluşan "Edirne Komisyonu" Avrupa başkentlerini hızlıca dolaşarak Edirne'nin Türklerden koparılmaması gerektiği şeklinde propaganda yapıyorlardı.

İşte bu sırada Kuşçubaşı Eşref nihâî durum değerlendirmesi için Çorlu'ya ana karargâha geldi.Enver Bey son kez Harbiye Nâzırı Ahmet İzzet Paşayla görüştü ona Edirne'ye girme planını anlattı.

Telefonda sert tartışmalar oldu. Ahmet İzzet Paşa, Enver Bey'in planına karşıydı. Hatta haddi aşan Kuşçubaşı Eşref'i derhal cezalandırmasını istiyordu. Telefonlar kapatıldığında Enver Bey kararlı ve sert bir şekilde Eşref ile karargâh subaylarına ileri harekâta devam emri verdi.

İlerleyiş hızlı başladı. İlk önce önlerine çıkan 1.200 kişilik Bulgar kuvvetlerini daha esir aldılar. Kuşçubaşı Eşref ise sağ cenâhında kardeşi Selim Sami, sol cenâhında daha sonra Kars'ta hükümet kurarak başına geçecek olanCihangiroğlu İbrahim olmak üzere ilerleyişlerini sürdürdüler.

Edirne uzaktan gözüktüğünde son kez mola verdiler. O geceyi Edirne'yi uzaktan seyrederek eksiklerini tamamlıyorlardı.Bu arada Eşref ve adamları gizlice yaklaştıkları Edirne'den bir Bulgar'ı kaçırarak Karargâha getirip sorguya aldılar.

Bulgar esir, şehirde tam bir panik havası olduğunu anlatıyordu ki, İngiliz Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey'in, 30 Mayıs’ta Londra Antlaşması'yla Edirne'nin kesin bir şekilde bırakıldığını, Edirne'ye girmeleri halinde İstanbul'u kaybedeceklerini içeren tehdit dolu mesajının içerdiği telgraf Enver Bey'e İstanbul'dan iletildi.

Enver Bey önce telgrafı avucunda kaybedercesine yoğurdu, sonra yere atıp çizmesiyle ezdi ve "sabah erkenden haber salın Edirne'ye gireceğim. Eğer direniş olursa fena şekilde ezerim" sözleri dudaklarından döküldü.

23 Temmuz 1913'te Enver Bey, yanında Kuşçubaşı Eşref olduğu halde birliklerinin başında 1360'larda fethedilen Edirne'ye ikinci kez girdi. Birkaç ufak çaplı çatışmanın dışında direnen olmadı.

Bâb-ı Âli sürekli anlaşmalara sâdık kalınması noktasında telkinler yaparken,sınırların öbür tarafında kalan Türk köylerinden kan donduran haberler geliyordu. Enver Bey bunlarakayıtsız kalamazdı. Derhal, Türklere yapılan bu mezâlime dur diyecek birliklerin hazırlanmasını emretti.

Kuşçubaşı Eşref, birliklerden topladığı 100 seçkin askerile"özel kuvvetler" oluşturdu. Kendisi hariç 15 subayla birlikte harekete geçmeden önce Enver Bey, Eşref ve 115 adamına istedikleri her türlücephanenin temini talimatını verdi.

Kuşçubaşı Eşref, tereddüt etmeden sınırı geçti Ortaköy'e geldi. Kolay bir şekilde kontrolü sağladı. Ardından, Domuschiev adlı bir Bulgar subayının bölgede kan kusturduğu Koşukavak istikâmetine doğru yola çıktı. 

Papazköy yakınlarında bir vadide 600 Müslümanın elleri arkadan bağlı cesetleriyle karşılaşınca biraz daha hırslandı.

Nihayet Koşukavak'ta Binbaşı Domuschiev'i sıkıştırdı. 6 şehit 12 yaralı vermesine karşı 1.000 kişi üzerindekiBulgar taburunu imha etti. Domuschiev ve birkaç subayı tutukladı. 

Ele geçirdiği bir alaya yetecek silahlarla Koşukavak'ta millî ve yerel bir alay ile geçicihükümet kurarak başına Kamber Ağa isimli kanaat önderini geçirerek yoluna devam etti.

Hedefinde kolay lokma Mestanlı vardı. Mestanlı'da kısa sürede düzeni kurup kuzeye Talat Bey'in (Paşa) memleketi Kırcaali'ye yöneldi.

Kısa çarpışmanın ardından Kırcaali'ye girdi Talat Bey'in amcası Emin Ağa ve akrabalarını buldu. Onların yardımıyla yerel yönetimi kurdu. Halka zulmeden Bulgar süvari komutanı, atının arkasına bağlanarak sürüklenirken, suça karışan bazı subaylar kurşuna dizildiler.

Kısa sürede bu başarılar İngilizleri endişeyle baskı yapmaya zorladı. İstanbul Hükümeti Meriç'in batısında hiçbir askeri birliğinin olmadığını büyük devletlere bildirdi.

Enver Bey iseyanında Talat Bey ile Edirne'ye atadıkları Vali Hacı Âdil olduğu halde sınırı geçip Ortaköy'e geldi Eşref'i yanına çağırdı. Harekâtın devamını ve Batı Trakya’nın tamamen kurtarılmasını konuştular.

Eşref daha fazla asker, silah ve subay istedi. İstediği subayların başında Süleyman Askerî, İskeçeli Arif, Bandırmalı İlyas ve Lütfi Fatihî geliyordu.

Enver Bey ayrıca elbiseleri değiştirilmiş 3.000 asker, fazlasıyla silah ve cephane vererek geri döndü sınırı kapattı.

Grup Koşukavak’ta ikiye ayrıldı. Eşref kendi istikâmetinde Kırcaali'ye doğru çıkarken, Süleyman Askerî elindeki seçkin ve iyi donatılmış 3.000 askerle Osmanlı'ya Başkentlik yapmış (çoğu kimse bilmez)Dimetoka'ya girdi. Bulgar ordusu tarafından ezilen Yunanlılar Dedeağaç'ı teslim etmeye hazırlanıyorken Süleyman Askerî'nin Dedeağaç'ın kuzeyinden yaptığı harekât bunu önledi.

Hedeflerinde on gün önce Yunanistan tarafından Bulgarlara bırakılmak zorunda kalınan Gümülcine vardı.

Süleyman Askerî ve Eşref Gümülcine önlerinde buluştular. Vakit kaybetmeden birkaç çatışmadan sonra önce Gümülcine'ye bir gün sonra İskeçe'ye girdiler.

Yeniden ele geçirilerek kazanılan bu toprakların Türkiye ile birleştirilmesi mümkün gözükmüyordu. Çünkü büyük devletler Türkiye'nin Meriç'in batısına geçmesini savaş sebebi saymışlar ve bir notayla durumu bildirmişlerdi.

Bu toprakları elde muhafaza edebilmek için geriye tek seçenek kalmıştı. Bağımsız yeni bir devlet kurmak.

Öyle yaptılar. Tarihler 31 Ağustos 1913'ü gösteriyorduki sınırları Ortaköy, Koşukavak, Kırcaali, Dimetoka, Sofular ve Iskeçe'yi içine alan ve başkenti Gümülcine olan Garbî Trakya Hükümet-i Muvakkatesi'ni ilân ettiler. Süleyman Askerî, akın akın bölgeye koşan Türklerin ileri gelenleriyle topladığı Kurultay'da yaptığı konuşmada, "Batı Trakya Bağımsız Hükümet'ini Allah'a (c.c.) veKelâmına güvenerek bugün itibariyle ilân ediyoruz. Muvaffakiyet Allah'tandır" diyerek duyurmuş, akabinde Müderris Mehmedoğlu Hâfız Salih Hoca'yıHükümet Başkanlığına seçmişlerdi. Sayıları 60 bini bulan yerel milislerden kurulan Ordu Komutanlığını Kuşçubaşı Eşref, ordu müfettişliğini Selim Sami, jandarma Komutanlığını Sapancalı Hakkı, Genelkurmay Başkanlığını Süleyman Askerî üstlendiler.

Hükümet binası önündegönüllerden hiç bir zaman inmeyen, en kısa zamanda yeniden aynı yerde dalgalanmayı bekleyen "BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ" bayrağı göndere çekilmişti.

Yeşil - beyaz - siyah renklerden oluşan ayyıldızlı bayrağı Süleyman Askerî çizmişti ve ayyıldız Türklüğü, yeşil İslâmiyeti, siyah mâruz kalınan zulmü ve soykırımı, beyaz hürriyeti ifâde ediyordu. Akabinde iki dilde pasaportlar ve damga pulları basıldı.

Dedeağaç'a yakın Ferecik'te şiddetli çarpışmalardan sonra Yunanistan'ın Bulgaristan'a vermeme adına yeni hükümete vermeyi teklif ettiği Dedeağaç, 2 Ekim’de teslim alındı ve 4 Ekim’de Süleyman Askerî'nin konuşmayaptığı törenlehükümet binasına Batı Trakya Türk Cumhuriyeti Bayrağı borazanlar eşliğinde çekildi. 

Sınırlar tamamlanmıştı ve yine Süleyman Askerî'nin kaleme aldığı istiklâl marşıyla son nokta konulmuştu. Ancakbüyük devletlerin yaptığı baskılar devam ediyordu. 

Bu arada 29 Eylül 1913'te Bulgaristan ile İstanbul antlaşması imzalanmış, Enver Paşa Bulgaristan içlerine ileri harekâtla istediğini almış yâni Edirne ve Dimetoka Türkiye'de kalmış, Edirne'nin Bulgaristan'a verildiği 30 Mayıs Londra Antlaşması rafa kaldırılmıştı.

Yeni devleti yeterli düzeyde tanıyan olmayınca eve dönüş başladı.Batı Trakya'daki muvazzaf ve emekli subaylar İstanbul'a döndü. Salih Hoca ilerleyen dönemlerde iki dönem Yunan Parlamentosunda milletvekilliği yaptı.

Son Osmanlı Meclisinde kabûl edilen ve TBMM'ce deonaylanan ve hâlenMisâk-ı Millî sınırlarımızda gözüken Batı Trakya, Anavatana katılacağı günü sabırsızlıkla beklemektedir.Yeni Türkiye'nin KIZILELMA'sında bugün uzak değildir..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vatandaş

Milliyetci subayların destansı direnişleri.Osmanli devletinden ümitlerini yitirdikleri için devlet içinde ayrı bir devlet kurmaya çalışıyorlar. Bu tarihte Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Büyük Taarruzu yazsaydın daha makbule geçerdi.
  • Yanıtla

Konuş la!

"Konuşlanma" ne demek, bilmiyorum. Bu ultra saçma kelimeyi hiç bir zaman da öğrenmeyeceğim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23