• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

4 Aralık 1897 İstanbul’da Türk-Yunan Anlaşmasının İmzalanması

04 Aralık 2021


Halit Kanak İletişim:

1877-78 Rus savaşından sonra Berlin'de masaya oturduğumuz anlaşma gereği Tesalya’mın büyük bölümü ile Arta'yı bizden koparan Yunanistan, bu kez de gözünü Yanya ile Girit'e dikmiş, Rum çeteler bu yönde akılalmaz yıldırma faaliyetleri içerisinde bölgeyi yakıp yıktıkları yetmezmiş gibi bir de seferberlik ilân etmişler, Türk topraklarına vur-kaç yapıyorlardı.

Sultân Abdülhamid Hân'ın bir an önce müdâhale yapılsın isteğini Bâb-ı Âli, büyük devletler müdâhale eder endişesiyle frenletiyordu.

Artık öyle bir an geldi ki, zulüm ayyuka çıkınca iş de çığırından çıkmıştı. Türk Hâkânı II. Abdülhamid Hân, devletin üst düzey yöneticilerinden seçerek oluşturduğu fevkalâde meclisi 12 Şubat 1897’de Yıldız Sarayı’nda topladı. Toplantı kesintisiz 56 saat sürdü. Saldırılar durmazsa gereği yapılacaktı.

Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunan uslanmayınca, yaklaşık iki ay sonra Ulu Hâkân düğmeye bastı. 18 Nisan 1897 tarihinde Atina Büyükelçimiz Âsım Bey, Yunanistan Dışişleri Bakanına savaş ilânı notasını verdi. Aynı gün İbrahim Edhem Paşa’nın komutasında Türk taarruzu başladı. Karşı sınırda bekleyen Yunan birlikleri Pırnar Meydan Muharebesinde, Plevne Gâzisi Hâfız Abdülezel Paşa'nın şehit düşmesine rağmen fena şekilde bozuldu.

Müşir İbrahim Edhem Paşa, yanında gözü kara oğlu ve aynı zamanda yaveri olan Nureddin Bey (meşhur Sakallı Nureddin Paşa) olduğu halde ertesi gün Losfaki Meydan Muharebesinde Yunan’ı bir kez daha hezimete uğrattı. Bu savaşta da Şeyh Himmet soyundan Mehmed Paşa'nın oğlu Celâl Paşa boynundan vurularak şehit olmuştu.

Türk Hâkân'ı yanında Gâzi Osman Paşa ile birlikte savaşı an be an Yıldız Sarayı'ndan takip ediyordu. Oldukça heyecanlıydı. İbrahim Edhem Paşa'ya, büyük devletler müdâhale etmeden “Yıldırım Savaşı” ile kesin neticeye gitmesi gerektiği talimatını yeniledi.

Bu emir Edhem Paşa'yı kamçıladı. Çok sevdiği askerlerinin karşısına geçti. 34 yıllık askerlik hayatının verdiği dinçlikle atının üzerinde doğruldu. "Evlatlarım Atina'ya girmeden bize dinlenmek haramdır. İlerii.." diye gürledi.

Bu söz, ölümüne komutanlarına bağlı askerde şimşek etkisi yaptı.

Takvimler 24 Nisan'ı gösterirken Türk Ordusu, Tesalya Bölgesinde bulunan Yunan Büyük Karargâhının olduğu Tırhala'ya yerli Türklerin tezahüratı altında girdi.

İbrahim Edhem Paşa, Yunan Ordusu Başkomutanı Veliaht Prens Konstantin’in Yenişehir'e (Larissa) çekildiğini öğrenince vakit kaybetmeden ertesi gün Salamvira Çayı'nı atlayarak bu sefer de Yenişehir’de Yunan Ordusunu perişan etti. Ardından yine Türklerin tezahüratıyla Yenişehir'e girdiğinde, Yunan Ordusundan eline; 10.000 tüfek, bunlara ait 2.000 sandık cephane, 14 top, binlerce top mermisi ile bir seyyar hastane geçmişti.

İbrahim Edhem Paşa hızını kesmek istemiyordu. Bu sefer hedefinde Golos (Volos) Liman şehri vardı. Ege'ye çıkmak Golos Körfezine hâkim olmak çok önemliydi. O tarafa yöneldi. Yunan Başkomutanı Prens Konstantin paniklemişti. Golos yolunu kesmek için aldığı yeni takviye kuvvetlerle acele Çatalca'ya (Farsala) geçti beklemeye başladı.

5 Mayıs sabahı İbrahim Edhem Paşa öyle bir saldırdı ki, kesin bir şekilde bozulan Yunan Ordusu hızla Velestin'e çekildi. Velestin Muharebesinide kaybedince oldukça müstahkem bir yer olan Dömeke'ye (Domokos) geldi. Bir taraftan da Dömeke’de yeni birliklerle ordusunu takviye etti. Kendince kurduğu savunma hattında Türk Ordusunu kesinlikle püskürteceğine inanıyordu.

Fakat 17 Mayıs'ta Dömeke önlerine gelen İbrahim Edhem Paşa'nın, Konstantin'in kurduğu müstahkem savunma hatlarının tamamını yarması aynı günün akşamını buldu.

Başkomutan Konstantin’in yapabileceği bir şey kalmamıştı. Gece karanlığında atına atlayarak ancak kaçabildi. İbrahim Edhem Paşa, 6 ayda aşılamaz denilen Termopil geçidini 24 saat olmadan geçmişti. Böylelikle hem önüne çıkabilecek bir Yunan Ordusu kalmamış, hem de Atina kapılarına dayanmıştı.

Türk köylerini yaktırıp yıktıran hükümet, Türk'ün yaklaşan ayak sesini duyunca topluca istifa etti. Büyük bir telaşa kapılan Kral, bütün şartları kabûle hazır olduğunu bildirerek aman diledi. İbrahim Edhem Paşa yürüse Atina'ya girecekti. Yunan'ın hâmisi Rus Çar'ı II. Nikola Abdülhamid Hân'a savaşı durdurmasını ricâ etti.

Bâb-ı Âli Tesalya'nın Türkiye'ye iâdesi ve 10 milyon altın savaş tazminatı karşılığında savaşı durdurabileceğini bildirdi. Yunanistan’ın kabûl ettiği bu şartlar gereğince 19 Mayıs'ta mütâreke imzalandı. Barış anlaşması için ise taraflar 3 Haziran'da İstanbul'da toplandı.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu. 4 Aralık 1897 tarihine kadar devam eden görüşmeler bu tarihte 16 madde olarak imzalandı.

Buna göre; Tesalya Bölgesini ve 10 milyon savaş tazminatı isteyen Türkiye, Edhem Paşa'nın yeniden fethettiği Tesalya'yı boşaltacak, savaş tazminatı olarak istenen 10 milyon altından Yunan maliyesi iflas ettiği gerekçesiyle vazgeçecek, onun yerine verilmesi düşünülen 4 milyon altında uzun vade taksit yapılacaktı.

Tesalya’nın Yunanistan’a bırakılması üzerine bölgede yaşayan Müslümanlar harekete geçtiler. İstanbul’a bir heyet göndererek sadarete dilekçe sundular. Kazanılmış bir zaferin ardından topraklarının Yunan hâkimiyetinde kalmasından dolayı duydukları endişeyi bildirdiler. Tesalya’nın Yunanistan’a terki kararının gözden geçirilmesini, eğer bu mümkün değilse bölgeden göç edeceklerin geride kalan gayrimenkullerinin, güvence altına alınmasını talep ettiler.

Yunan idaresine bırakılan bu topraklarda kalmak veya göç etmek arasında zorlu bir tercihle karşı karşıya bırakıldıkları bu andan itibaren rahat bir hayat yaşayamayacakları kesindi. Aziz vatan bildikleri Tesalya’nın Yunanistan’a terk edilmesine bu nedenle hep karşı çıktılar. Yunan idaresine geçişi kara gün olarak isimlendirdiler. Yine de topraklarını bırakmamaya çalıştılar.

Ancak Müslüman Türklerden bazıları arkası kesilmeyen Rum saldırıları karşısında çareyi emlaklarını satarak göç etmek istedi. Fakat kendilerine ait çiftliklerde çalışan Rumlar, önce sahte senetler düzenleyerek emlâkların kendilerine ait olduğunu iddia ederek satışları engellediler. Ardından yine bu sahte senetlerle haciz yoluyla çiftliklere el koydular.

Hâlbuki hak sahiplerinden hiçbiri emlâkını satmaya veya bir kısmını dahi terk etmeye zorlanamayacaktı. Yunanistan dışında ikamet edenlerin de, Yunan idaresine bırakılan topraklardaki emlâkını kiraya vermek veya başkaları tarafından idare etmek hakları saklı kalacaktı.

Üstelik Yunanistan’a bırakılan yerlerde ikamet ederek yaşantısına devem edenlerinde haklarının korunacağı taahhüt ediliyordu. Buna göre; Yunan idaresinde kalacak halkın can, mal, namus, din ve adetlerine dokunulmayacaktı. Ayrıca bu kişiler Yunan vatandaşlarının sahip olduğu medeni ve siyasi haklardan istifade edeceklerdi.

Ancak bunların hiçbiri yapılmadı. Türklere ait emlaklar talan edildi. Çok azı hak sahiplerinde kaldı. Fakat onlarda kısa süre sonra ellerinden çıktı. Çünkü 16 yıl sonra Yunanistan’da çiftlik sahipleriyle yarıcılar arasındaki hukuka dair 11 Ocak 1914’te bir kanun yürürlüğe girdi. Tesalya’da arazilerde uygulanacak olan kanuna göre çiftlik sahiplerinin tasarruf hakları ellerinden alındı. Bugün bile Yunanistan, Batı Trakya’da 2013 tarihinden beri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin aldığı kararları uygulamamakta direniyor. Her zaman varlığını inkâr ettiği Türk’lere karşı zulüm etmeye devam ediyor.

Ancak zulmün pâyidar olmayacağını biliyoruz. Hele de Türk Devletler Teşkilatının kurulduğu şu günlerden itibaren soydaşlarımızın haklarının korunması için daha büyük gayretler gösterileceğini de biliyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi, “21. YÜZYIL TÜRK ASRI OLACAKTIR.” Bekleyin..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Süer

Amin..Amin..Amin..Türk Devletleri Teşkilatının ayak sesleri Birilerini çok ama çok rahatsız etti..Son kozlarını oynuyorlar ama nafile...BİR FIRTINA KOPMUŞ GAYRI GELİYOR...
  • Yanıtla

1897 anlaşması kadük olacak

Kıbrıs’ın tümünü alacağız inşallah
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23