• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI
26 Aralık 2020

1. Meşrutiyet'in İlânı (23 Aralık 1876)

1876'nın sıcak bir ağustos gününde Cuma Selâmlığından dönen Sultân V. Murad, yaptığı anormal hareketlerden birini daha sergileyerek kendisini pencereden havuza atmak istedi. Padişâhı penceredeyakalayan korumalar onu içeri çekerken, parmaklıklara yapışan elini zorla açmak isterlerken canını acıttılar. Veliaht Şehzâde Abdülhamid Efendi korumaları feci şekilde azarladı, ancak bu olay artık sınırları aşmıştı.

Dünyaca ünlü Dr. Leidersdorfâcil olarak Avusturya'dan getirtildi. Doktorun,"Viyana'da en az iki ay kliniğimde tedavi etmem gerekiyor" demesi Mithat Paşayı harekete geçirdi, hemen bir plan yaptı; Veliaht Şehzâde Abdülhamid Efendi'yi SaltânatNâibi (vekil) ilân etmek, V. Murad iyileşene yada ölünceye kadar devleti bizzat yönetmek.

Fırsat ayaklarına gelmiş, meydan SultânAbdülazizi tahttan indirerek şehid eden Mithat Paşa ve âvânesine kalmıştı. Fazla zaman kaybetmek istemiyordu. Planını Rüştü Paşa dâhil bütün âvânesiyle paylaştı ve çalışmalar başladı.

Bir anda Mithat Paşa'nın etrafı yönetimde kalmak yada görev almak isteyenlerle dolup taşarken, Şehzâde Abdülhamid ülkenin vahim bir durumla karşı karşıya kaldığını gördü dehşete kapıldı.

Öyleya, koskoca imparatorluk çatırdamak üzereydi. Kurtlar sofrasında ülkesini kimseye yem ettiremezdi tedbir gerekliydi.

Olabilecek bütün ihtimalleri tek tek ayrıntılarına kadar yazmaya başladığı masasından kalktı, canından çok sevdiği şehid amcası Sultân Abdülaziz gözünün önüne geldi "Görüşeceğiz Mithat Efendi" diye mırıldandı.

Vakit kaybetmedenMithat ve Rüştü Paşaları dedesi II. Mahmud'un yaptırdığı Maslak Köşkü'ne çağırdı. Köşke ellerinde dosyayla hazırlıklı gelen paşalar taleplerini masaya koydular. Veliaht Abdülhamid, ilk teklif olan SaltanâtNâibliğinikabûl etmedi. Ancak ülkeyi bu maceracılara bırakmamak için tahta geçerek ipleri eline alması gerekiyordu. Önce Mithat Paşa'ya pırlanta kol düğmeleri hediye etti, (daha sonra Avrupa’ya sürgüne gönderilen Mithat Paşa bu pırlantaları dört bin duka altına satacaktır) sonrada tahta geçme karşılığında, maddeler üzerinde anlaştı. 

Maddelerin en önemlileri paşalar ömür boyu sadârette kalacak ve derhâl MEŞRÛTİYET ilân edilecekti.

Şehzâde'nin yanından çıkan paşalar anlaşma gereği hemen divânı (kabineyi) topladılar. Hâl için divân üyelerinden kaşla göz arasında imzalar alındı ve Şeyhülislâm Hasan Hayrullah Efendiçağırılarak 31 Ağustos 1876'da hâl kararı yazdırıldı. Aynı günV. Murad tahttan indirilerek, Veliaht Şehzâde, II. Abdülhamid unvanıyla tahta oturtuldu. 93 gün Osmanlı tahtında kalan V. Murad 35 yaşını 11 ay 11 gün geçiyordu. 28 yıl kalacağı Çırağan Sarayına taşınması sürerken, kardeşi II.Abdülhamid Hân, 7 Eylül'de Eyüpsultân'da kılıç kuşandıkan sonra at üzerinde halkı selâmlayarak ve yol üstünde bâzı atalarının kabirlerini ziyâret ederek Topkapı Sarayı'na geldi oturdu.

Bu arada devletin sınırları içinde genel durum şöyleydi:

Sırbistan ve Karadağ Prenslikleri direkt Rusya'nın kışkırtmasıyla büyük bir isyan başlatmışlardı. Hatta Rus ordusunun başında Özbekistan'da Taşkent'e girerek işgâl edenGeneral Çernayef, Balkanlar’a gelmiş bizzat Sırp Ordusuna komuta ediyordu. Diğer taraftan yine Rusya'nın teşviki ve desteğiylegayr-ı müslimlerin çıkarttığı Bosna - Hersek'teki isyanda olanca hızıylasürüyordu.

Ayaklanmanın bastırılması için Osman Paşa harekete geçti ve 29 Ekim'de General Çarnayef'in kumanda ettiği Sırp Ordusunu Aleksinaç meydan muharebesinde bozguna uğratarak Belgrad'a yürüdü. Belgrad'a girilecekken iki ay süre isteyen Rusya'nın ültimatomuyla durdu.

Rusya'nın direkt Türkiye'nin iç işlerine karışması İngiltere'nin hoşuna gitmedi. Sırp, Karadağ ve Bosna - Hersek'te çıkan isyanlar ile Balkanlar’daki Hristiyantebânın durumunu görüşmek üzere İstanbul'da bir konferans düzenlenmesini istedi. "Tersane Konferansı" adı verilen bu toplantı başlamadan kısa bir süre önce 19 Aralık'ta Rüştü Paşa Sadrâzâmlıktan anlaşmalı olarak istifa etti, söz verildiği üzere Mithat Paşa Sadrâzâmlığa getirildi.

Çünkü Mithat Paşa, bu konferansı fırsata dönüştürmek,bütün Avrupa ülkeleri temsilcileri İstanbul'da toplanmışken alelacele Meşrutiyeti ilân etmek istiyordu.

Başkanlığını kendisinin yürüttüğü, aralarında Ziya Paşa, Namık Kemal gibi şahsiyetlerinde bulunduğu bir Anayasa Komisyonu kurdu. 

Komisyon çalışmalarını tamamladı. Oluşan anayasa üzerinde son müdahaleyi Sultân Abdülhamid Hân yaptı. Önce "imparatorluğun içindeki her milletin kendi dillerini resmen kullanabilir" maddesini değiştirerek, "Devletin resmi dili Türkçe'dir" ibaresini koydurdu. Ayrıca "Anayasa Avrupa devletlerinin kefaleti altındadır" maddesini anayasadan tamamen çıkarttı.

Mithat Paşa, hâlâ anayasayı Tersane Konferansına götürerek konferansa katılan İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya - Macaristan'ın Türk Anayasasını tasdik etmelerini, bu anayasa ortadan kaldırılmak istenirse müdahale edilmesini talep edecek kadar çığırından çıkmıştı. Ama müsâde edilmedi.

23 Aralık 1876 tarihinde Sultân Abdülhamid Hân'ın tasdik ettiği anayasayı başkâtip Küçük Sait Paşa Bâb-ı Âli'ye getirdi. Mithat Paşa, 119 maddeden oluşan anayasayı meşhur tarihçi Çorlulu Mahmut Celalettin Bey'e okuttu ve toplar atılmak suretiyle "MEŞRÛTİYET" ilân olundu.

Bu durumu, konferansta baş temsilci olarak bulunan Dışişleri Bakanı Saffet Paşa diğer ülke temsilcilerine anlattı. Ancak kendi ülkelerinde bile kurulmamış böyle demokrat bir anayasanın burada yürüyeceğine ihtimal vermeyen ülke delegasyonları oralı bile olmadılar.

Toplantı sonrası Bâb-ı Âli'ye dönen Dışişleri Bakanı Saffet Paşa'ya heyecanla, diğer ülke dışişleri bakanlarınıkastederek "Ne Dediler, ne dediler" diye soran Mithat Paşa'ya " Ne diyecekler, çocuk oyuncağı dediler" diye cevap aldı.

Bütün Avrupa devletlerinin kendisini tebrik etmesini bekleyen Mithat Paşa, biraz hayal kırıklığına uğrasada, sadâret makamında oturmanın verdiği rahatlığına, bitmek bilmeyen ihtirasları eklenince işler tersine gitmeye başladı ve bu, genç padişâhın gözünden kaçmadı.

Paşa'nın her gece rakı sofralarında ifşâ ettiği en mahrem devlet sırlarını ertesi gün İstanbul'da duymayan kalmıyordu.

Hatta bir gece III. Napolyon gibi imparator olacağından bahsetmiş ve o meşhur sözünü ağzından çıkarmıştı "Âl-i Osman olurda, niye Âl-i Mithat olmasın."

Bununla yetinmeyen Paşa, sadrâzâm (Başbakan) sıfatıyla kendine özel asker yazmayave"Millet Askeri" adını verdiği bir ordu kurmaya başladı. Hristiyan ve Müslümanlardan oluşan bu gönüllü askerler her akşam Mithat Paşa lehine slogan atarak gösteri yapıyor ve halkın huzurunu kaçırıyordu.

II. Abdülhamid Hân Paşay'ı uyarmakta gecikmedi. Derhal bu askerlerin "Seraskerliğe" müracaat ederek 1.Orduya yazılmalarını istedi ama Paşa'nın talimatıyla, "Biz Milletin Askeriyiz Mithat Paşa'ya bağlıyız" diye sokaklara dökülen bu askerler bunu kabûl etmediler.

Mithat Paşa zıvanadan çıkmış, ölçü falan kalmamıştı. Sonundaöyle bir iş yaptı ki, kendi ipini çekmiş oldu.

Paşa, Bosna - Hersek Eyâletinde Türk Bayrağında hilâlin yanına bir haç koydurmuş ve nedeninide şöyle açıklamıştır. "Böyle yaparsak Hristiyantebâ isyan etmeyecektir." Üstelik bu bayrakları taşıyan Niş'ten getirttiğibir tabur askere İstanbul'da gösteri yürüyüşü yaptırmıştır.

Fakat oradaki isyan bitmediği gibi, Müslüman Boşnaklarda küstürülmüştür. Bu durum bardağı taşıran son damla oldu ve 5 Şubat 1877'de Paşa sadrâzâmlıktan azledildi. Mührü elinden talimatla Amiral Said Paşa aldı.

Sultân II. Abdülhamid Hân, paşayı azletmekle kalmadı, "Beni sürerseniz memleket mahvolur" diyen Mithat Paşayı Avrupa’yasürgüne gönderdi, ülke kurtulmuştu.(Daha sonra Taif zindanında boğduruldu.)

Bu seferde, 24 Nisan'da Rusya ile meşhur 93 harbi başlamıştı. Nerede duracağı belli olmayan bu savaş uzayıncada, II. Abdülhamid Hân Meclis-i Mabûsan'ı 13 Şubat 1878'de kapattı. Böylelikle 13 ay 21 gün sonra hukuken olmasada fiiliyatta "Meşrutiyet Dönemi" bitmiş oldu. 

Ancak, Sultân II. Abdülhamid Hân'ın bu tarihten sonra şahsi gerçek yönetimi başlamış oldu. Yâni Abdülhamid Hân'ın şahsi idâresi 13 Şubat 1878'de başlar, II. Meşrutiyet'in ilân edildiği 23 Temmuz 1908'de biter. Türk Hâkânı sadece bu süreler içerisinde sorumludur. Buda 30 yıl 5 ay 9 gündür.

Mekânı Cennet olsun inşaallah..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

OSMANLI TORUNU

Sayın hocam bu güzel yazılarınızdan dolayı sizleri canı gönülden kutlarım ama velakin bu gibi yazıları bir dizi halinde yazılsa daha anlaşılmış gibi olur çünkü bu yazıyı yeni nesiller daha Mithat paşanın kim olduğunu bilmiyor Meşrutiyeti bile anlayamıyor en önemlisi Osmanlının yıkılış sürecini bir ele alsanız çok güzel olur Allah razı olsun sizlerden Allaha Emanet olun ,,
  • Yanıtla

Süer

Tebrik Ederim Dönemin şahsiyetlerini ve oynanan oyunları, planları mükemmel bir şekilde kaleme alınmış..Resmi Tarihte bu gerçekler yazılır...Rakı Masasında Devlet yönetme Sevdası bitmedi gitti..1876 Osmanlı İslam Devleti Sadtazam MİTHAT PAŞA..Osmanlı o günlerde bitmiş..Selamlar..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23