--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Toparlamayı düşünür bir halleri mi var?

Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
6

Sözcü’nün, FETÖ’ye darbe yapsın diye çanak tutmaktan mahkemelik olan muhabiri Gökmen Ulu, “İzmir’in kurtuluşunu kutlarken Osmanlı’ya ettiğin onca lafa rağmen niye Yunanistan’a tek kelime etmedin” eleştirilerine maruz kalan Tunç Soyer için “Vahdettin’i eleştirdiği için linç ediliyor” yazıyor, Soyer’in işkenceci babasını “FETO’yu ilk o yargılamıştı” diye güzelliyor.

Hadi diyelim ki Nurettin Soyer, sırf Müslüman zannettiği için değil, terörist olduğunu anladığı için yargılamış olsun bu herifi... Bu madem senin için övünç vesilesi, bu işten kırk yıl sonra sen niye bu adamlarla birlik oldun birader?

Kaç kere yüzünüze vuracağız bu meseleyi?

Biz de, siz de bu herifleri samimi Müslüman zannettik.

Biz bu sebeple destek olduk...

Siz bu sebeple düşman oldunuz...

Ne zaman ki Müslümanlıklarının bir maske olduğu, asıl dertlerinin devleti ele geçirmek olduğu anlaşıldı.

Biz bu sebeple düşman olduk...

Siz bu sebeple dost oldunuz...

Hainin hainliğinin bilinmediği zamanki dostluğu suç, düşmanlığı maharet gösterip, hainlik zamanı ettiğiniz dostluğu da saklayabildiğinize gerçekten inanıyor musunuz?

•

Normal bir ülke olsa, bile bile yalan söyleyen bir adama gazetecilikten ekmek yedirmezler...

Ama burası Türkiye...

“Biz yalan söyleyelim, onlar düzeltsin, iki kişiyi kandırmış olsak kârdır” anlayışıyla bütün toplumu zehirliyorlar.

Foncu Ruşen Çakır “Fransa bana vize vermedi” diyor, halbuki başvurusu yok...

Fatih Altaylı, bakanın önceki gün televizyonda söylediği “Yabancıların Türkiye vatandaşlığına geçişteki en büyük şart burada ev alması, ev aldıysa zaten sosyal konuttan yararlanamaz. Yok değilse, her vatandaş gibi başvurabilir” açıklamasını bile bile “Suriyelilere mi satacaksınız evleri” diyor...

Bu işlerin sonu nereye varacak zannediyorlar?

Diyelim ki böyle yalan söyleye söyleye amaçlarına ulaştılar, AK Parti’ye seçimi kaybettirdiler.

Bu yalanlar yüzünden ayarlarıyla oynanan, “normal” algısı değişen toplumu nasıl yöneteceklerini düşünüyorlar?

Tabii ki bu sorunun muhatabı Gökmen Ulu, Ruşen Çakır veya Fatih Altaylı gibi “ekmeğinin peşinde” kuklalar değil, ipin ucunu tutanlar.

Sizce uzun vadeli planlarını nasıl kurguluyorlar?

Bence öyle bir plana ihtiyaçları olmadığı kanaatindeler...

Korkutmak gibi olmasın ama, kimse daha uzun süre bir şekilde dünya sahnesinde var olacağını düşündüğü bir milleti bu denli zehirlemez.

Sanki artık “Nasılsa geri dönüş yok” noktasına vardılar gibi...

Yoksa bu kadar pervasızlaşamazlar.

 

Halil Kışlacık Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle