Siz bozgunculuğa devam ettikçe...
Muhalefetimiz biraz garip değil mi?
Avrupa’da Türkiye aleyhine saçma sapan açıklamalar yapmanın...
“İktidara gelirsek” diye başlayan ifadelerle yatırımcıları tehdit etmenin...
Ekonomiyi geliştirecek herhangi bir adım atan kim varsa, sırf “Yaptıkları Erdoğan’a da yarıyor” diye itibarsızlaştırmanın...
Para piyasalarındaki en olumlu gelişmeyi bile, sırf iktidara çakmak için kötüleyip insanları tedirgin etmenin...
En küçük olumsuzlukta “Öldük, bittik” naraları atmanın...
Fırsatı bulunan ilk anda sokak gösterilerini kışkırtmanın...
Var mı bir açıklaması?
•
Şimdi, Erdoğan’a ekonomik kriz üzerinden saldırmaya çalışanların hesabı, halka, hiçbir zaman sahip olmadığı bir zenginliği kaybettirmek üzerine...
Üstelik, kendileri bırakın zenginliği, ülke ekonomisinde ufacık bir düzelmenin olduğunu bile kabul etmedi...
2008 krizinde Erdoğan’ın “Kriz bizi teğet geçecek” dediği zamanı hatırlayın... Erdoğan haklı çıktı, ekonomideki ufak bir küçülmeye rağmen enflasyon yüzde 5’in altındaydı, döviz kurunun oynaklığı da bugünküyle kıyas kabul edemezdi ama, sanki ekonomik kriz dünyanın değil bu ülkenin sorunu imiş gibi, Türkiye Psikiyatri Derneği’ne “Ekonomik krizin ruh sağlığına etkileri ve çözüm önerileri” diye rapor yayınlatıyorlardı.
2012 yılında, okul formaları kaldırılmak istenirken yaşanan tartışmaları hatırlayın. Bugün halkın fakirleştiğinden dert yanan ekip, okul formaları olmazsa, “zengin ile fakir arasındaki fark belli olur” diyordu. Muhaliflerin tezlerine göre formanın altındaki ayakkabıdan, üzerine giyilen monttan, cepteki telefondan, okula gelinen araçtan, kullanılan kırtasiye malzemesinden anlaşılmayan fakirlik, forma yerine giyilecek kıyafetten şıp diye anlaşılacaktı. O kadar kötüydü ekonominin durumu, o kadar adaletsizdi gelir dağılımı...
2019 başında patates-soğan üzerinden fırsatçılık yapıldığı zamanı hatırlayın; Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Çöpten ekmek topluyor” diye görüntülerini gösterdiği iki kadından birinin bu yöntemle dilencilik yaptığı, diğerinin ise çöpten topladığı yiyecek artıklarını hayvanlara verdiği ortaya çıkmıştı.
E biz zaten hep kötü durumdaymışız, şimdi ne değişti de ağlıyorsunuz?
•
Evet, Erdoğan’ın halk nezdinde gördüğü teveccühün bir sebebi de, bu ülkenin 80 yıllık yokluğa mahkumiyetinin bitmesiydi ama bu halk hiçbir zaman zenginleşmedi.
Kazandığını sermaye sahiplerine yedirmek zorunda kaldığı için büyük çoğunluğu fakirlik içinde, en basit temel ihtiyaçlarını zar zor karşılayabilir halde yaşayan bir millet, daha insani şartlara kavuştu ama zenginliğe kavuşmadı.
Anlayacağınız bu ülke insanı olarak biz zaten gerektiğinde asgari şartlarda yaşamaya alışkınız... Şimdi asıl, “Yeter ki Erdoğan gitsin de, gerekirse ülke batsın” diyen, kendini “tuzu kuru” zanneden bozguncular düşünsün...







