• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
17 Kasım 2019

Sen hiç düşünme...

Cuma günü, belli ki akıl hastası bir kadın, Karaköy’de iki başörtülü kıza saldırdı...

Yine bir meczup, sosyal medyadan, Atatürk’ü bahane edip milletin anasına, karısına, çoluk çocuğuna küfretti...

Genel olarak bunlara “Meczup işte, kime saracağı belli olmaz ki” deyip geçiyoruz ama, olayın gözden kaçan bazı yönleri var.

Bu insanlar durduk yere mi bu hale geliyor?

Topluma uyum sağlayamadıkları çok açık. Normlar onlar için kabul edilemez hale gelmiş. Neden?

Çünkü gerçeklerden koparak sürdürdükleri hayatları birileri tarafından yüceltiliyor.

Mesela insanların çoluk çocuğuna küfreden o ahlaksız, daha önce Anıttkabir’in içinde andımız okumasına izin verilmediği için ortalığı ayağa kaldırmış. Sonra dışarı çıkmış, okumuz Andımız’ı... Onun bu işi yaptığı yerde şimdi birileri Erdoğan’a sevgi gösterisinde bulununca, gitmiş, “Bu Anıtkabir Yönetmeliği’ne aykırı” diyerek dava açmış...

Yapmakla övündüğü işe dava açıyor adam. Ve bu saçmalığa kimse dikkat çekmiyor, hatta yüceltiliyor yapılan iş.

Adam sağa sola yüzlerce “Atatürk’e hakaret” davası açmış, kendi dilinden küfür düşmüyor...

Şimdi siz söyleyin, bunlar münferit deliler madem, bu delilere yüz verip halıyı batırtanlar kim?

Bunu sadece bu olay bağlamında sormuyorum. 

Herkesedir bu soru...

Deli sizin dünya görüşünüzü benimseyen biri çıktığında, önce yaptığı işe bakıyorsunuz, tevili mümkünse hemen korumaya alıyorsunuz.

Yok, yaptığı artık insafa sığmaz bir işse de, hemen “Bizle alakası yok, deli bu, münferit bir olay” diyorsunuz. 

Yetmiyor, mağdurları suçlamaya başlıyorsunuz.

Başka görüşteki insanları yargılarken sizin için sadece siyah ve beyaz var. Ama kendi dünya görüşünüz söz konusu olduğunda dünya birden rengarenk oluveriyor.

Yaşam tarzınıza birinin saldırdığını düşündüğünüzde aklınıza gelmeyen “provokasyon” ihtimali, başkalarının yaşam tarzına müdahale edildiğinde ilk açıklamanız oluyor.

Tek haklı sizsiniz... 

Tek gerçek sizin gerçeğiniz...

Dünyanın bütün kötülükleri sizi hedef alıyor...

Dünyaya bütün iyilikler sizden yayılıyor...

Başkasını anlamak zorunda değilsiniz çünkü onlar yanlış bir yolda.

Başkasına değer vermek zorunda değilsiniz çünkü haketmiyorlar.

Çoğunluk sizi destekliyorsa “kalabalığın bilgeliği”ne bağlıyorsunuz, azınlıkta kaldığınızda ise “Onlar ne biliyorlar ki” diyorsunuz...

Bu saçma sapan ruh haliyle, bu toplumun hiçbir sıkıntısı çözülemez. Birbirimizi yer dururuz.

İkinci Dünya Savaşı’nda tarumar olmuş ada devleti Japonya bugün dünyanın üçüncü büyük ekonomisi.

“Bizim elimizi kolumuzu ne bağladı da üç asırdır yerimizde sayıyoruz” diye sormayın hiç... 

Bildiğiniz gibi devam edin...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sofuoğlu

Yıl 1932 Keriman HALİS Avrupa güzellik yarışmasında bilinçli olarak birinci ilan edilir.Jüri başkanı şöyle demiştir."Bugün Avrupa'nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz.1400 senedir dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren İSLAMİYET artık bitmiştir.Onu AVRUPA Hıristiyanları bitirmiştir."Adamlar aslında doğru konuşmuşlardır.İslami yaşam,islami kıyafet sahipsiz kalmıştır.Güya İslami yaşamı temsil eden ve ona göre kıyafet üretenler İSLAMİ ÖRTÜYE YARAR YERİNE ZARAR VERMİŞLERDİR.Cebini iyice dolduran kıyafet üreticileri, tesettürü bir aksesuar haline getirtirmişlerdir.İslami kıyafetten aşağılık duygusuna kapılarak,"Bizde sizin gibiyiz, sizin gibi giyiniyoruz"dan bugünlere gelindi.Kimse kusura bakmasın ve de gücenmesin.İmam Hatipler dahi bozulmuştur.Bugün Anadolu'daki şehirlerde dahi,tam tesettürlü genç kız ve kadın iki elin parmakları kadar kalmıştır.Her ne kadar aile profili içeriği ile internetten zararlı sitelere erişim bir nebze engellenmişsede youtube bir denetime tabi tutulmadan, herkesin görmesi sonucundan yediden yetmişe tüm millet sapıklaşmıştır. İslam muhalifi olanlar,zaten yukarıda alıntı yaptığım gibi, Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne kadar örtüyle savaş halindeler. 17 senedir TRT'de haberleri sunacak bir kapalı kadın yetiştirmeyen,Belediyelerinde açık saçıklığı ön plana çıkarırsanız,TRT'nin spot reklamlarında hemen hemen tümünde açık saçıklara yer verip, İSLAM'a, ÖRTÜYE savaş açanlara bol keseden para dağıtırsanız, onlar da(İslam'a örtüye muhalif) bugün caddelerde, sokaklarda başını(Tesettür demiyorum) kapatanlara saldırırlar.İslami yaşamı devam ettirmek isteyenler, sahipsiz kalmışlardır.Meydanı boş bulmuşlar, onlarda(Hepsine birden ateist diyorum) ülkede İSLAM'IN İ harfi kalmamak şartıyla ve de içimizdeki "Bizde sizin gibi yiyoruz,içiyoruz,giyiniyoruz sizler gibiyiz,aman bizi irticacılıkla suçlamayın" diyen sözde müslümanlarla(!), işgüzar AKP hükümeti bürokratları, belediye başkanları ve üst düzey yöneticilerin umursamaz gafletleri sayesinde:Fuhuş,uyuşturucu,lezbiyenlik,gaylik artık ekranlardan, sokaklara taşınmıştır.İNSANIMIZ:Maddi bakımdan 17 sene öncekine göre her alanda katbe kat zenginleşmiştir.Ancak, yine 17 sene öncekine göre:Ne tesettür, ne ahlak ve maneviyat ne de aile kalmıştır.BUNU BAŞTA BİZİ YÖNETENLER BİZLERDEN DAHA FAZLA DÜŞÜNMELİDİRLER.HÜKÜMET,Bir TÜTÜN yasasını dahi çıkarıp rayına koyamamıştır.Anadolunun şehirlerinde:Caddeler,sokaklar, kaldırımlar dahi işgal edilerek, her tarafı tütün ve tütün mamülleri satanların işgaline terkedilmiştir.""Atalarımız"İğneyi önce kendine batırki, çuvaldızı başkasına batırasın" dememişlermi?17 yıldır canhıraş şekilde desteklediğimiz HÜKÜMETİMİZ:MADDİ bakımdan sınıftan geçmitir ancak,MANEVİ bakımdan sınıfta kalmıştır.HER KES BUNU GÖRMELİ VE ONA GÖRE OLAN VE OLACAK OLANLARI DEĞERLENDİRMELİDİR.
  • Yanıtla

Mustafa

Nehir yataklarını dereleri su tutar hale getirin göller oluşturun balık yumurtaları bırakın. ÜÇ tarafı deniz olan ülke ve balık yok, nehirlerin camurlarını denir kenarına bırakın halk tarlasına taşısın. 30 yıldır dile getiriyorum bakanlığa da yazdım. Sular cekildi mezarlıklar göründü hep duyarız ölü suyumu iciyoruz, şaka şaka. Kuruyan göller su havzalarını toprağını camurunu temizleyin daha derin hale getirin yağmur yağdığında daha çok su tutsun. Denize ulaşan nehirleri denize ulaştığı yerden su havzalarına ponpalansın. Yokmu bilimsel calışma yapan bir devlet kuruluşu. Üniversiteler ne iş yapar, bir üniversitenin bilimsel bir calışması varmı.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23