--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sen hiç düşünme...

Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
8

Cuma günü, belli ki akıl hastası bir kadın, Karaköy’de iki başörtülü kıza saldırdı...

Yine bir meczup, sosyal medyadan, Atatürk’ü bahane edip milletin anasına, karısına, çoluk çocuğuna küfretti...

Genel olarak bunlara “Meczup işte, kime saracağı belli olmaz ki” deyip geçiyoruz ama, olayın gözden kaçan bazı yönleri var.

Bu insanlar durduk yere mi bu hale geliyor?

Topluma uyum sağlayamadıkları çok açık. Normlar onlar için kabul edilemez hale gelmiş. Neden?

Çünkü gerçeklerden koparak sürdürdükleri hayatları birileri tarafından yüceltiliyor.

Mesela insanların çoluk çocuğuna küfreden o ahlaksız, daha önce Anıttkabir’in içinde andımız okumasına izin verilmediği için ortalığı ayağa kaldırmış. Sonra dışarı çıkmış, okumuz Andımız’ı... Onun bu işi yaptığı yerde şimdi birileri Erdoğan’a sevgi gösterisinde bulununca, gitmiş, “Bu Anıtkabir Yönetmeliği’ne aykırı” diyerek dava açmış...

Yapmakla övündüğü işe dava açıyor adam. Ve bu saçmalığa kimse dikkat çekmiyor, hatta yüceltiliyor yapılan iş.

Adam sağa sola yüzlerce “Atatürk’e hakaret” davası açmış, kendi dilinden küfür düşmüyor...

Şimdi siz söyleyin, bunlar münferit deliler madem, bu delilere yüz verip halıyı batırtanlar kim?

Bunu sadece bu olay bağlamında sormuyorum. 

Herkesedir bu soru...

Deli sizin dünya görüşünüzü benimseyen biri çıktığında, önce yaptığı işe bakıyorsunuz, tevili mümkünse hemen korumaya alıyorsunuz.

Yok, yaptığı artık insafa sığmaz bir işse de, hemen “Bizle alakası yok, deli bu, münferit bir olay” diyorsunuz. 

Yetmiyor, mağdurları suçlamaya başlıyorsunuz.

Başka görüşteki insanları yargılarken sizin için sadece siyah ve beyaz var. Ama kendi dünya görüşünüz söz konusu olduğunda dünya birden rengarenk oluveriyor.

Yaşam tarzınıza birinin saldırdığını düşündüğünüzde aklınıza gelmeyen “provokasyon” ihtimali, başkalarının yaşam tarzına müdahale edildiğinde ilk açıklamanız oluyor.

Tek haklı sizsiniz... 

Tek gerçek sizin gerçeğiniz...

Dünyanın bütün kötülükleri sizi hedef alıyor...

Dünyaya bütün iyilikler sizden yayılıyor...

Başkasını anlamak zorunda değilsiniz çünkü onlar yanlış bir yolda.

Başkasına değer vermek zorunda değilsiniz çünkü haketmiyorlar.

Çoğunluk sizi destekliyorsa “kalabalığın bilgeliği”ne bağlıyorsunuz, azınlıkta kaldığınızda ise “Onlar ne biliyorlar ki” diyorsunuz...

Bu saçma sapan ruh haliyle, bu toplumun hiçbir sıkıntısı çözülemez. Birbirimizi yer dururuz.

İkinci Dünya Savaşı’nda tarumar olmuş ada devleti Japonya bugün dünyanın üçüncü büyük ekonomisi.

“Bizim elimizi kolumuzu ne bağladı da üç asırdır yerimizde sayıyoruz” diye sormayın hiç... 

Bildiğiniz gibi devam edin...

 

Halil Kışlacık Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle