Sen bana uyma!
Geçen hafta eğitim sisteminin sıkıntılarından bahsedip, “İmkanı olan çocuğunu okulda harcamasın, kendisi eğitsin” dedim ya, kudurdu bazıları.
Eh, şerlerinden korkacak olsam bu mesleği seçmezdim.
Sen gönder arkadaşım...
Sen gönder ki, çarklar dönsün...
Hani beş on yıl vadeyle aldığın arabanın parası bu ülkede kalsın da, dönüp dolaşıp yine senin cebine girme ihtimali olsun diye uğraşıldığında, seni bu işe tevessül edenlere küfrettiren çark...
Her yıl yenisine iki üç maaşını verdiğin telefona bakıp da, “Ben buna mahkum muyum” diye sorduğun an içinden çıkmaya başlayacağın çark...
Sana aklını kaybettirdiler, aklı başındaların çokluğunda yaşayamazsın sen.
“Neden” diye sorduğun an hayatın kararır.
Senin çağdaş zannettiğin medeniyetle ilişkin, bağımlılığın kaybettirdikleriyle yüzleşmekten korkup tekrar bağımlılığa sarılmak gibi bir şey.
Öz çocuğun dahil de olsa, gelecek nesillerin senin gibi sömürülmesini, “Yahu hiçbiriniz mi uyanamadınız” demesine yeğ tutarsın.
•
Buyrun, yavaş yavaş açılıyor işte okullar...
Dön eski alışkanlıklarına...
Çocuğuna sağlayacağın maddi imkanı, ona vereceğin eğitimin önüne koy yine...
“Arkadaşlarından görüyor” demeye devam et...
Bekle, belki seninki gibi 40 tane öğrencisi olan bir öğretmen, senden daha iyi yetiştirir çocuğunu...
Sorumluluktan kaçmanın adını, çok güzel, “modern eğitim sistemi” koymuşsun...
Çocuğu, ailesinin mesaisi bitene kadar meşgul etmek üzere kurgulanmış bir sistemi kötüye kullanmaktan çekinenlerin olacağını mı zannediyorsun?
•
Diyorum ya, sen devam et arkadaşım...
Nasıl olsa herkes halinden memnun...
Benim lafım da, zaten halinden memnun olmayana...
Sen isimlerini öğrendiği her şeyi bildiğini zanneden nesillerle yetin...
O bilgi sana yetebilir, senin çocuklarına yetebilir...
Bize yetmez...







