• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
14 Temmuz 2019

“Pucca”yı da yaktılar!

“Türk Ceza Kanunu 190/2: Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Açık değil mi?

Herhangi bir soru işaretine yer bırakıyor mu?

“Ne demiş, ben anlamadım” diyen var mı?

Olaya geçelim...

Cuma günü, Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, sosyal medyada “Pucca” takma isimini kullanan Pınar Karagöz hakkındaki dava karara bağlandı. 

Mahkeme, sanık Karagöz’ün “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirme” suçunu işlediğinin sabit olduğunu belirterek, söz konusu yayının ulaştığı kişi sayısını da göze alarak sanığı 7 yıl hapis cezasına çarptırdı. 

Sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olumsuz etkilerini dikkate alan mahkeme, sanık Karagöz’ün 5 yıl 10 ay hapis ve 3 bin 333 gün karşılığı 66 bin 660 lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.

Yaktılar Pucca’yı...

Yanlış anlaşılmasın, yakan mahkeme değil...

Bu hanımefendiyi bile isteye yakan, sosyal medyada alıp başını giden kollektif delilik hali oldu...

Şimdi de savunmaya geçtiler; neymiş, bir tweet için 7 yıl ceza verilir miymiş...

Kaç tane tweet atması lazım, siz söyleyin o zaman...

Cinayet için de mesela, 1 kurşun yeter mi size göre?

Ya da bir eylemin hırsızlık sayılması için, kaç para çalınması lazım?

Hiç sulandırmayın, 7 yıl da verilir, 10 yıl da... Çünkü kanun maddesi açık açık yazmış ne olacağını. Mahkeme ne yapsın?

Hanımefendi üstelik karar duruşmasına katılıp da lütfen “Suç işleme kastım yoktur” bile demiyor... Ama kararın hemen ardından, çocuğunu yanına alıp (demagoji, en sevdiğim!) “Ben size ne yaptım” diye video yayınlıyor... Pes!

Hanımefendi muhalifmiş, bu yüzden cezalandırılıyormuş...

Yemezler...

Deniz Seki muhalif falan değildi, 6 yıl 3 ay ceza aldı.

Kollektif delilik hali diyorum ya, şuradan anlayın nasıl bir şey olduğunu.

Hafta başı Pendik’te iki trafik magandası, içinde hamile bir kadının da bulunduğu aracın önünü kesti, şoföre ulaşamayınca aracın aynasını kırıp kaputun üstünde tepindi.

Önce bilindik bir tatlı firmasının sahipleri sanıldılar. “Bunlar hükümete yakın isimler” diye öyle bir linç kampanyası başlatıldı ki, ertesi gün adamlar tutuklandı, jet hızıyla iddianame hazırlandı, üç ayrı suçtan 20 yıl hapis cezası isteniyor.

İstensin, hatta ibret-i alem için yatsınlar içeride, bana ne?

Ama bu duruma bayram edenler, Pınar Karagöz hakkındaki kararı ölümüne eleştiriyor.

Çünkü Karagöz onlardan biri...

Siz söyleyin, bunun adı delilik değildir de nedir?

Aklınız başınıza gelmeden önce daha kaç kişiyi yakacaksınız?

Geçtiğimiz hafta, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden bir hocaya, öğrencisine final sınavından 65 ila 72 arasında not vermesi gerekirken 35 verdiği ve okulunun uzamasına sebep olduğu gerekçesiyle “görevi kötüye kullanmak”tan 6 ay hapis cezası verildi.

Karar aslında olumlu... Gerçekten başarılı bir öğrencinin hakkının gaspedilmesi noktasında, hocaların öğrenciye “takması” meselesini bitirir bu karar...

Ama anlamadığım bir durum var...

Hocayı tanımam, huyunu suyunu bilmem ama bir üniversite hocasının öğrencisini bırakmak için böyle bir yol izlemesi hayatın olağan akışına biraz aykırı görünüyor. Üstelik, böyle bir durumda itiraz üzerine sınav kağıdının tekrar incelenmesi söz konusu olsa, hocanın hiçbir şekilde yeniden okumaya dahli olamıyor.

Bırakmak isteyen hoca için bir sürü yol var. Üniversitelerde sene sonu notları sadece vize ve final sonuçlarına göre belirlenmiyor... Hocalar ödev, sözlü, derse katılım gibi soyut değerlendirmeye daha açık notlarla, vize ve finalden 100 almış bir öğrencinin sene sonu notunu 60’a kadar çekip istediği öğrenciyi bırakabilir. Hele hele çan eğrisi sistemi uygulanıyorsa, çok zorda kalındığında bazı öğrencilerin notu yükseltilir, bazıları sabit tutulur, yine istenen öğrenciler bırakılır, hocanın da hiçbir şekilde başı ağrımaz...

Yanlış anlaşılmasın, iş öğretmiyorum... Ama böyle uygulamalar mümkün ve hali hazırda uygulanıyor iken, bir hocanın bile bile başını derde sokması çok garip değil mi?

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23