• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
10 Mart 2019

Önce kendini bil...

Öyle garip bir nesil türedi ki, sanırım önümüzdeki yarım asrı bayağı çekilmez kılacaklar... 

Adam bilmiyor. Bildiğini düşünüyor ama aslında “bilgi” ve “gerçek” kavramlarının bile ne anlama geldiğinden habersiz.

“Akla yatkın, bilimsel cevap” arıyor sürekli... “Aramasın” demiyorum elbette ama bazı şeylerin farkında olmak gerek...

Milattan önceki dönemlerde bile insanlar güneş ve ayın hareketlerini önceden tahmin edebiliyorlardı. 

Ama o dönemin insanlarının hiçbiri, üzerinde dev dağlar yükselen, kımıldamaz gibi görünen yeryüzünün güneşin etrafında döndüğünü düşünmüyordu. 

Peki bu bilimsel bir bilgi, kaçınılmaz bir gerçek değil miydi?

O döneme hiçbir bilgi götürmeyin, sadece bilimsel metodu götürün... Sonuç ne olurdu? Elinizdeki bilgilerle, nasıl yorumlardınız güneş ve ayın hareketlerini?

Bugün şartlar değişti, artık parçacık hızlandırıcılarımız ve radyo teleskoplarımız var... Peki bunlar bize nihai bilgiyi ve sonuç olarak gerçeği sağlayabiliyor mu?

Dünyada yaklaşık 300 yıl boyuna Newton’un kuralları geçerliydi...

Doğru kabul edilmişti bu kurallar çünkü işe yarıyordu...

Sonra Einstein çıktı, bu kuralları baştan yazdı... Onun yazdığı kurallar da işe yarıyordu ama bu sefer asla bulunamayacağımız yerlerde de geçerliydi...

Yarın yeni bir pencere açıldığında, kuralların nasıl değişeceğini bilemiyoruz...

Bugün hiç kimsenin sorgulamadığı “atom”ların varlığı, 1905 senesine kadar bilimsel olarak kanıtlanamamıştı...

Albert Einstein kanıtladı... Ve bu kanıtlamanın üzerinden 40 yıl geçmeden, o “en küçük parça”yı da parçaladık... Yetmedi, atomaltı parçacıkları da parçalıyoruz...

Bugün “Kesin bilgi, mutlak gerçek, neyini sorgulayacaksınız” dediğimiz herhangi bir bilginin bundan 50 yıl sonra “saçmalık” olarak anılmayacağının garantisi yok...

17. yüzyıl Avrupa’sında insanlar farelerin çöpten kendi kendine oluştuğuna inanıyorlardı. Hatta “Nasıl fare yaratılır(!)”ın formülünü veriyorlardı, “Pis bir paçavrayı içine buğday koyup düğümleyin, açık bir kavanozda 21 gün bekletin” diye...

Komik değil mi?

Binlerce yıl süren bilimsel çalışmalar bizi bugüne getirdi. Ve bu konu hakkında söylenebilecek tek şey, her bilginin her an değişmeye aday olduğudur.

Bilgi, insanlar arasında yayılmalı. Ama bunu kimin nasıl yapacağı da önemli.

Bilim adamlarımız bu işi üç beş şöhret meraklısının ya da toplumu çarpıtılmış bilim ile yönlendirmeye çalışan muhterislerin eline bırakırsa, dediğim gibi, önümüzdeki yarım asır biraz sıkıntılı geçer...

Neredeyse bir asrı böyle kaybettik, geleceğimizi kaybetmeyelim...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23