Mars’ta su değil, limonlu soda arasınlar!
Haber geçtiğimiz haftadan:
“Bilim adamları Mars’ın yüzeyinde dev bir su gölü buldu.
İtalya’daki Bologna Ulusal Astrofizik Enstitüsünden gökbilimciler, Mars Express uydusuyla yaptıkları gözlemlerde Kızıl Gezegen’in güney kutup dairesinin güneyinde buz örtüsü altına gizlenmiş bir su gölü olduğunu keşfetti.
Araştırmacılar Mayıs 2012 ile Aralık 2015 arasında radarla yaptıkları ölçümlerde gezegen yüzeyinin 1,5 kilometre altında, 20 kilometreye yayılan su kütlesinin varlığını tespit etti.
Kızıl Gezegen’de daha önce de donmuş halde veya mevsimsel su varlığına rastlanmıştı, ancak yeni keşfin gezegen üzerinde ilk kez kalıcı su varlığına işaret ettiği belirtildi.”
Bu haberlere ne kadar alıştık değil mi?
“Ay’da su bulundu, Mars’ta su bulundu” haberlerinden artık gına geldi.
Peki niye bu kadar önemli buralarda su bulunması?
Anlatalım.
Öncelikle, Ay’daki ya da Mars’taki suyun bizim oralara koloniler kurmamızda çok fazla bir önemi yok. Oraya adam gönderen, ona lazım olacak suyu da gönderebilir.
Meseleyi önemli kılan, bilimin canlıların varlığını açıklama şekli.
Bugünkü bilim camiası der ki, canlılar cansız varlıklardan türemiş ve bir şekilden diğerine evrimleşmişlerdir.
İşte bu “Cansız varlıklardan türeme” iddiası için olmazsa olmaz bir materyal var, o da su. Suyu bu kadar önemli kılan, barındırdığı temel maddeleri karıştırarak çeşitli kombinasyonlarda birleşmelerine zemin hazırlaması.
Anlayacağınız, bir gezegende su yoksa, o gezegende hayatın var olamayacağına inanıyor günümüzün bilim adamları.
Suyun varlığı da tek başına yeterli değil, suyun sıvı halde olması gerekiyor. Buz ya da gaz formu, bahsettiğimiz karıştırma etkisini sağlayamayacağından, işe yaramıyor.
Peki bilim adamları neden bu kadar ısrarla dünya dışı yaşam formları arıyor?
Çünkü çaresizler... Dünyada meydana geldiğini iddia ettikleri canlının kendi kendine oluşması ve evrimleşmesi mekanizmasının başka bir tekrarına dair evrende hiçbir iz yok.
Bildiğimiz kadarıyla, bilinen varlık aleminde yalnızız.
Bilim ise bir teoriyi gerçek kabul edebilmek için onun tekrarlarını gösterebilmeyi şart koşar.
Dünya yüzeyinde, elmayı bırakırsanız yere düşer. Bu her zaman böyledir. Bu yüzden yerçekimi bir kanundur. Ama evrimin, evrenin bir başka noktasında da meydana geldiğine dair hiçbir kanıt yok. Bu yüzden evrim bir teoridir.
Peki, evrenin herhangi bir noktasında başka canlılar olsa, onları bulabilir miydik?
Sorunun cevabı aslında hayır, ama eğer başka bir canlı türü var olsaydı ve evrim mekanizması onlar için geçerli olsaydı, büyük ihtimalle milyonlarca, belki milyarlarca farklı canlı türü uzayı dolaşmaya çıkacak kadar gelişmiş olacaktı ve en az birine dair izler bize kadar ulaşacaktı.
Son söz: Allah var!







