Kudurttu...
Yerli otomobil geçen hafta ülkenin bütün gündemini tekeline aldı.
Araçları gördünüz, almayacak gibi mi?
Şu modellerin üzerinde Volkswagen, Audi veya Volvo markalarını görseydik, otomotiv dünyası “Büyük devrim geliyor” diye sallanmaz mıydı?
Sadece bütün dünyada kabul edilebilir estetikte bir tasarım ortaya koymaktan da bahsetmiyorum.
Kullanılan teknoloji açısından da araç günün ilerisinde: 5 ayrı modelde 200 beygir arkadan itiş (0-100 km/s 7.6 sn) ve 400 beygir dört çeker (0-100 km/s 4.8 sn) iki versiyon, en az 300 ve 500 kilometre menzil sağlayan iki ayrı pil konfigürasyonu, yarım saatte yüzde 80’e ulaşan hızlı şarj, şehir içi trafik pilotu, holografik asistan...
•
Tabii ülkemizde dispepsik bir ekip var, malum hazımsız tayfa. Bütün haftayı, “Bir yerde tökezlerler nasılsa” diye umutla geçirdiler.
Bunlar ister ki, kendileri yönetmiyorsa ülkede hiçbir şey iyi gitmesin, halk da iktidarı onlara versin.
Bir taraftan da ağlarlar, “Bu ülke yaşanmaz oldu, fırsatını bulsak da gitsek” diye...
İnsanlığa bir satır faydaları yok, kendilerine senin benim gibi yaşamayı yakıştıramıyorlar...
Eh, kafa bu olunca da bir dikili ağaçları olmaz; yanında yaşamayı zül gördüğü adamlar çalışıp üretince ve karşılığında onlardan fazla kazanınca da hasetlerinden kudurur, “Hırsız, yolsuz” diye iftira atarlar.
Neyse ki bir asırda alıştı millet, artık bunları ciddiye alıp saçmalamalarına prim vermekten vazgeçti.
•
Daha araç ortaya çıkmadan, hasetlerinden kudurdular...
Neymiş, “Tasarımı İtalya’da yapılmış, prototip de İtalya’da üretilmiş, bu aracın neresi yerli”ymiş!
“Tasarım nedir, prototip nedir, prototip nasıl üretilir” haberi yok, ahkam kesiyor...
Bir defa, “Milli üretim” demek, “Sıfır outsource” demek değildir... Porsche’un Almanya’daki fabrikasına İstanbul Sefaköy’den supap gönderiyoruz, hadi “Porsche Alman değil” deyin...
Veya tasarımcı yabancı diye araç da yabancı olacaksa, övünebiliriz; Volkswagen Ford, Mercedes, Peugeout, Chrysler, Mazda’nın birçok modeli Türk tasarımcıların elinden çıkıyor... Yani sizin mantığınıza göre, yıllardır zaten yerli otomobilimiz var!
Prototipin son hali oradan geldi diye, sanki bütün araç İtalya’da üretilmiş gibi lanse ediliyor. Hayır, neredeyse bütün parçalar burada üretildi ve kaportanın da tasarıma uygun şekilde birleştirilmesi için İtalya’ya gönderildi.
Eğer bu aracın yurtdışında da talep görmesi isteniyorsa, Pininfarina’ya tasarım yaptırmak, atılabilecek en akıllıca adımdı...
(Bu arada, Üçüncü Havalimanı’nın o meşhur kontrol kulesi de Pininfarina tasarımıdır, o da kudurtmuştu bu tayfayı, ondan mı seçti acaba bizimkiler?)
Bunlara kalsa, kendi kafalarından dinozor bir tasarımcı bulur, hiçbir şeye benzemeyen, aerodinamiği paraşütten beter dört köşe bir tasarıma dünyanın parasını verir, sonra da “Siz ne anlarsınız, tasarımda kalıpları yıktık” diye dolanırlardı...
•
Teknik de bilmiyorlar...
“Araç var ama fabrika yok”muş...
Prototip demek zaten “Seri üretimde dikkate alınacak ilk örnek” demek...
Üretim hattı hazır olana “prototip” denmez, “nihai tasarım” denir...
Ayrıca hiçbir prototip fabrikada üretilmez. Prototip üretmek, sırf bu iş için özel kurulmuş bir atölye ister.
“Atölye” denince bizim sanayi sitelerindeki atölyeler gelmesin aklınıza, elli çeşit mühendis, elli çeşit de üretim istasyonu lazımdır; çok ciddi yatırım ister...
“Araç fabrikası” demek ise, bir asırdır, “Bant sistemi” demektir. Prototip hazır değilken bunu kurmak da saçmadır çünkü bu sistem değişime çok açık değildir. Bazen küçük bir değişiklik için (mesela bir kaynağın yerini bile değil, açısını değiştirmek için) bütün üretim bandındaki makinaların sıralamasını değiştirmeniz gerekebilir.
Kısaca, “Fabrikayı kuralım da prototip üretelim” derseniz, kimse size ağzıyla gülmez...
İşi bilen adamlar, düzenli tasarım ihtiyacı doğana ve ürünlerin satışıyla bu işe ayıracak kaynak oluşturana kadar, prototip de üretebilen bir tasarımcıyla anlaşır, olur biter. Aksi hareket iktisat ilmine de terstir...
•
Ben en çok, araçların yayınlanan ilk fotoğraflarında brandaların boş kalan ayna yuvalarını görüp “Yan aynaları koymayı unutmuşlar” diye dalga geçenlerin yüzünü merak ediyorum şimdi; araçta hakikaten ayna yok, küçük bir çıkıntıya yerleştirilmiş kameralar var...
Eğlenmek için asıl, seri üretime yakın isim belirleme çalışmaları başlayınca, “İlla da bizim istediğimiz olsun” diyecekleri bekliyorum.
•
Emeği geçen herkesin eline sağlık, beklentilerin çok üzerinde bir araç ortaya çıkmış...
Bu saatten sonra çıkıp da bu aracın tasarımına ve özelliklerine laf edecek adamın aklından şüphe ederler.
Ha, bizim zaten aklında şüphe ettiklerimiz konuşacak, ona yapacak bir şey yok...







