İşleri çok zor!
Allah büyük... “Recep Tayyip Erdoğan, teröristbaşı Öcalan’a ‘Sayın’ dedi” argümanıyla muhalefet yürüten isimlerden biri olan Meral Akşener, 15 yıl sonra aynı dil sürçmesinin kurbanı oldu.
Çıkıp düzeltiyor da, sormazlar mı, “Siz Erdoğan’ın düzeltmesine ‘Olur öyle, biz sizin niyetinizi biliyoruz’ mu demiştiniz” diye?
Tam yürütülen bu ikiyüzlü siyaseti Türk kamuoyunun tartışmaya açmasının elzem olduğunu, buna iktidardan çok muhalefet seçmeninin ihtiyaç duyduğunu diğer başka örnekler üzerinden anlatan bir yazı kurguluyordum ki, Lütfü Türkkan yıktı perdeyi...
Lafa anayı bacıyı karıştırmak nedir ya?
Hadi diyelim sinirine hakim olamadın, yağlı yedin de dilin kaydı...
Özür dileyeceğin yerde bir de üste çıkmaya kalkmak, küfrettiğin kişiyi provokatör ilan etmek, görüntüyle sabit cürmünü duyuran gazetecileri müfterilikle suçlamak nedir?
Üstelik küfrettiği kişi bir şehit ağabeyi.
Bak o da hazin...
Şehit kardeşinin cenazesini siyasi şova çeviren, sonra milletvekilliğine heveslenen bir yarbay vardı, hatırladınız mı?
Kimse ona küfretmemişti... Sırf şehit kardeşine hürmeten, sonuna kadar hakettiği “Senin bunca yıldır askeriyeden aldığın maaş harammış” eleştirisine bile muhatap olmadı...
Şimdi, askerliğe ya da şehitliğe leke süren değil, kardeşini şehit edenlerin adamını kahvaltıda ağırlamaya niyetlenenleri eleştiren bir ağabeye küfrediliyor.
Göreceksiniz, bir iki göstermelik ayıplama ile tepedekiler yasak savacak, fonlu medyaları ve sosyal medyadaki mankurtlarıyla o ağabeyi bir yandan provokatör ilan edecekler, bir yandan da küfretmeyi sürdürecekler. Bunu, Meclis’te kendisine verilecek odanın kapısına şehit kardeşinin tabutunu eşik yapmaya yeltenmiş o yarbayı yere göğe sığdıramayanlar yapacak, utanmadan!
•
Meral Akşener, sırf muhaliflik olsun, sırf Tayyip Erdoğan zarar görsün diye, Selahattin Demirtaş’ı kahvaltıda ağırlayacağını söyledi mi?
Söyledi...
Şehit ağabeyinin eleştirisine muhatap eylem gerçek mi?
Gerçek...
Şimdi...
Bir kişi size bir eylemi hatırlattığında, edebi itibarı bir kenara fırlatıp en ağır küfürleri edecek kadar sinirleniyorsunuz... Ama o eylemin failine, o eylem sebebiyle tek bir laf edemiyorsunuz...
Ne kadar dayanabilirsiniz?
Yanlış anlamayın bunu Lütfü Türkkan için sormuyorum. O, bir yandan hükümeti “yandaşlarına batacak krediler dağıtmak” ile suçlarken, diğer yandan 36 milyon dolar kredi batırdığı haberleriyle gündeme gelebilen bir kişi. Bu yüzden bu vicdani çelişkinin onu çok zora sokacağını zannetmiyorum.
Ben hem Meral Akşener’in Demirtaş’a olan muhabbetine, hem de Lütfü Türkkan’ın küfrünün mazur görülebileceğine aynı anda müşteri yapılmaya çalışılan aklı başında ve vicdan sahibi muhalif seçmenin durumuna üzülüyorum.
Bu kirli siyasetten, bu çapsız siyasetçilerden kurtulmaya, en çok onların ihtiyacı var çünkü...







