--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnandırıyor da, niye yaşatmıyor?

Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
3

Dindar hayırseverin, üniversitelilere tahsis ettiği evde, bir üniversite öğrencisi intihar etti...

Haydi, çıkarın meşalelerle anadutları!

“Bilimsel eğitim, fen, ateizm, din, baskı...”

Başka ne var heybede?

Tamam, bu ülkede “maneviyat” adına ne varsa düşmansınız da, bu düşmanlığınızı ifade etmek için neden kendi değerlerinizin altını oyuyorsunuz?

Mesela istatistik bilimi bize ne söylüyor?

Sekülerizm dayatması yüzünden mi daha fazla insanı cinayet veya intiharlar ile kaybediyoruz, maneviyat dayatması yüzünden mi?

Benim inancıma göre değil, senin ideolojine göre yapalım muhasebeyi; söyle, hangisinde daha çok can kaybediyoruz?

Ya psikoloji bilimi ne diyor bu işe?

Sosyoloji?

Mantık ne diyor?

•

Hepsini boşverin... Bu ülkede en az benim yaşadığım gün sayısı kadar köşe yazısı yayınlanmış Fatih Altaylı’ya “fen bilimleri kitaplarındaki ateizm propagandası”na dikkat çeken metni düzünden anlayıp, “İslamcılara göre o genç, fen öğrendiği için intihar etmiş” diye saçmalamasına mani olacak kadar okumayı öğretemedik daha, ne psikolojisi, ne bilimi?

•

Asıl problem başka...

Ben, “Şahidim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed (sav) onun kulu ve resulüdür” dedim ve dünyanın bu zamanında, bu coğrafyada bunu açık açık söyleyen bir kişi hangi bedeli ödeyecekse ödemeye razı oldum.

28 Şubat’ta el kadar imam hatip öğrencisiyken de bunu bilerek hareket ettim, 2022’de kazık kadar gazeteciyken de...

Ben şanslıydım, hemen her soruma cevap verebilen, veremezse benimle birlikte o cevabı arayan bir çevrem oldu. Farabi’nin bilgi felsefesine yaklaşımını okumaya da teşvik edildim, Feynman’ın fizik notlarını da...

Ya böyle olmasaydı?

Hadi çevre neyse de, ya ailem ile fikri noktada ters düşseydim?

Ne yapardım?

Yapmam gereken; inancımı/inançsızlığımı tercih etmek, biliyorum, peki söylediğim kolay bunu yapabilir miydim?

İşte asıl problem burada başlıyor...

•

20 yaşında, üniversite ikinci sınıfa giden bir genç, inanmadığı bir hayatı yaşamaktansa ölmeyi tercih ediyor...

Tek seçenek bu mu?

Niye inandığı hayatı yaşamayı tercih etmiyor?

Gücü mü yetmiyor?

Kesinlikle hayır...

Tıp fakültesine “Ne yapalım, daha iyisini kazanamadım” diye gidecek kadar zeki bir adamın gücü her şeye yeter.

Korkuyor mu?

Neden korkacak? 

Çatışmanın çatısı zaten, korkabileceği kişilerin “yanıldığı” fikri değil mi?

Öyleyse ne yapabilirler ona?

Kaba kuvvete mi başvururlar?

Öldürürler mi mesela?

•

İnandığı hayatı yaşayamıyor, çünkü nasıl yaşayacağını bilmiyor.

Elinde, reddetmekten başka bir şey kalmadı ki...

Ona dayatılan yeni bakış açısı, ne yapması gerektiğini değil, ne yapmaması gerektiğini gösteriyor.

Ne yapması gerektiğini anlatmaya kalkan herkesi ise bir baskı unsuru olarak tanıtıyor: “Bunlar senin özgürlüğünü elinden alıyor, diren bunlara!”

•

Peki sonrası?

Sonrasının önemi var mı?

Onu inkara götüren her ne idiyse, o inkar ile birlikte yaşamasını sağlayamadı işte...

Onu bir fikrin doğruluğuna inandıran, o fikir ile ve o fikre göre yaşamanın bedelini ödemeye ikna edemedi...

Sevenlerinin başı sağolsun...

İnsanların zihinlerini mevzi niyetine kullananlar da kına yaksın...

 

Halil Kışlacık Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle